6 Eylül

Selam olsun dizi izlerken giren reklamı fırsat bilip tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra dizisi başlayana kadar telefonunu kurcalayanlara. İşine ara verip, internette biraz da sörf yapanlara. Taha ve Edischar’a. Ağaç Ev sakinlerine. Ve diğerlerine. Bir haftada belki binlerce satır kod yazıyorum. Ancak gelip emektar bloguma biraz vakit ayırıp haftada bir üç beş kelam yazmıyorum. Kaşarlandık artık blog yazmama bahanesi üretmekte biliyorsunuz. Şundan dolayı bundan dolayı demeye gerek yok artık. Sırf bahane olarak göstermek maksadıyla yazmış olduğum yazıya alayım sizi. Blog Yazılarının Hazırlanma SüreciNeyse konumuza dönelim. Ağaç Ev Sohbetleri Adamkarga’nın blogunda gördüm telebişeyi. Daldan ...

Devamını Oku
9 Ağustos

Büyümüş de Küçülememiş!

2 dakikada oku Günlük kategorisinde

Selam olsun pek kıymetli, büyük insan! Ve de diğerleri. Keyfini kaçıran şeylerle baş etmek yorucu olabiliyor bazen değil mi? Omuzlarına bu kadar sorumluluk yüklenmemiş, zaten düşünmen gereken yeterince derdin de yokmuş gibi bir de bir takım zırvalarla boğuşuyor, tahammül ediyorsun değil mi? Evet öyle. Bedenim her taraftan üzerime doğru fırlatılmış birer ok gibi gelen sorunlara karşı sanki büyümüş büyümüş de koca bir dağ gibi olmuş sanki. Sırf atılan oklar ziyan olmasın, hepsi de bedenime saplanabilsin diye. Aslında bunun üzerine biraz düşününce insan diyor ki, bu sadece sende olmuyordur. Eminim bunu yaşayan birçok kederdaşın da ...

Devamını Oku
30 Temmuz

Uzaklarda Arama

2 dakikada oku Günlük, Tavsiye kategorisinde

Selam olsun kendini çok büyük zorluklarla baş başa kalmış gibi hissedenlere. Sakin ol. Uzaklarda arama dedik diye Orhan Akdeniz’den Taht Kurmuşsun Kalbime içeren bir şeyler beklemeyin. Hem o şarkıda uzaklarda arama’m’ diyor. Neyse, nasıl olduğunuzu sormayacağım. Çünkü tepenize üşüşmüş dertlere kafa yorduğunuzu ve bunların da azıcık mutluluğunuzu gölgede bıraktıklarını tahmin ediyorum. Ve işin içinden nasıl çıkacağınızı da bilmiyorsunuz muhtemelen. Ben mi? Ben iyiyim ya. Dünden beri iyiyim. Öncesinde mi? Sizin gibiydim işte. Hatta sizden daha kötü bir haldeydim. Hayatım boyunca karşılaşabileceğim tüm problemlerle tek başıma boğuşuyor ve dünyanı...

Devamını Oku
27 Temmuz

Selam olsun çılgınlar gibi her bulduğu dalı belki tutar diye bir yerlere dikenlere, yediği zeytinin, kayısının çekirdeğini ya çıkarsa diye toprağa atanlara, en azından bir tane bile olsa dikili ağacı olanlara, dikmeye niyetlenenlere. “Ooo geldi yeşilci”, “4 ağaç için falan filan” muhabbetine girmeyin. Yeşil edebiyatı yapmayı sevmem ben. Konumuz sadece yeşil değil, gökkuşağı adeta. Gül bahçesi içerir. Dikili Bir Ağacım Bile Yok Şu Dünyada :( Evet şu yaşıma geldim yer yüzünün neresine bakarsanız bakın dikili bir ağacımı bulamazsınız. Belki çıkar diye oraya buraya attığım zeytinler kayısılar tuttuysa bilemem tabi. Hep ...

Devamını Oku
14 Temmuz

Sorumluluk Psikolojisi

3 dakikada oku Genel, Günlük kategorisinde

Selam olsun oradaki. Az önce çayım bitti. Çay üzerine bir şeyler yazmayacağım bu sefer. Yazmaya başlayınca bir önceki yazı gibi bir şey ortaya çıkıyor. Fonda kısıkça sesli Ezginin Günlüğü çalma listesi, yanımda boş çay bardağı ve bir şişe suyla devam ediyorum yazmaya. Sorumluluk psikolojisi içerecek bu yazı. Sorumluluk psikolojisi üzerine yazacağım dediysem de sorumluluk varyasyonlarını vesaire içeren akademik makale tadında bir yazı beklemeyin. İç dökme diyelim biz buna. Herkesin sorumluluk hissettiği farklı durumlar illaki mevcuttur. Kendimi bildim bileli yaşıma göre sorumluluk sahibi bir birey oldum. Dışarıdan nasıl göründü, bilmiyorum ama en azından ben öyle olduğumu düşünüyorum. Bundan ...

Devamını Oku
13 Temmuz

Selam olsun çayından bir yudum alıp da ne yazmış yine (gören de gün aşırı bir şeyler yazıyorum sanacak) bu Mustafa diye okumaya başlayana, ve elinde çayı olmasa bile, ne varmış burada acaba diyene. Çayı iliştirdin hemen sen de Mustafa dediğini duyar gibiyim. Haklısın sen de tabi. Her yerde çay edebiyatı doldu. Adresini de vereyim hatta. Ağırlıklı olarak romantik islamcılarda. Romantiği anladık da, islamcı da neyse. Dinimi alet etmedikleri yer kalmış mıdır acaba. Çay Edebiyatı Vakti zamanında çaya olan sevdamdan ötürü blogumun en başına "bi çayyaş daha...” şeklinde bir slogan yazdım. O günden sonra dedim ki burada yazarken Çayyaş mahlasını kullanayım. ...

Devamını Oku

Kaza kaza bitiremediler... Sayısını bilemediğim miktarda işçi ellerinde çay kaşığından hallice çubuklarla kazıyorlar ha kazıyorlar. Bunlar belediye yada herhangi bir inşaat firmasının çalışanları olsalar çeşitli alet edevatlarla kazmaları gerekmez miydi? Amaçlarını anlayamadım. Neden dondurma çubuğu kadar şeyle kazmaya çalışsınlar ki bu kararmış derinlerimi... Aslında bunu bilmek de kafamdaki soru işaretini gidermeyecek. Çünkü tek problem kazarken kullandıkları minik çubuklar değil. Asıl problem bu tanımadığım adamlar neden kazıyorlar benim içimi? Derinlerde gömülü olanları aşikar eylemek sebebiyle mi kazıyorlar derinlerimi yoksa tüm hayatımı aşikar olmaması gerekenlerle birlikte içimin yedi kat dibine gömmek ...

Devamını Oku
18 Eylül

Bedelli askerlik ve tek tip askerlik tartışmalarının gündemde olduğu bir dönemde askere gitme kararı alma sürecinden bahsedeceğim bu yazıda. Yazıyı yazmak için biraz geç kalmış gibi görünüyor olabilirim. Şayet devletçe bedelli askerlik mevzuu bir karara bağlandı, gündemde olan tek tip askerlik. Olsun. Daha erken yazamazdım bu yazıyı zaten. Hayatımın belirli bir önemli dönemini etkileyecek olan bu kararı almak haliyle biraz zor oldu. Kararsızlık süreci içindeyken yeterince gel-gitler yaşıyor olmanın üstüne bir de blogda bunu kaleme alıp gelen yorumlarla kafayı karıştırmak istemedim. Ben kararımı verdiğim için, benden sonra bu kararsızlı...

Devamını Oku

Selam olsun oradakilere. Blogumun hayırsızı olarak geldim. Gelirken neler mi getirdim? Ona da sıra gelecek, ama iOS ve Swift Türkçe kaynak havadisi ve blogla ilgili bazı yenilikler getirdim diyebilirim. Heyecanlıyım şu an. Aylar geçmiş bloguma son dokunuşumu yapmamın ardından. E insan heyecanlanıyor tabi. Bir de unutuyor yazı yazarkenki hissiyatı. Nerelerdeydim Ben? Oralarda, buralarda. Ama hiçbir yerde tam olamadım. Bir işi yaparken o işe odaklanmayı severim, huyumdur da. Lakin son dönemde bu noktada biraz zayıf kaldım. İşimi yaparken okulumu, okulumla ilgilenirken özel hayatımı, onunla ilgilenirken yarını, yarını düşünürken bugün napıyorumu, onu düşünürken e nasıl olacakı... Okul Mevzuları ...

Devamını Oku
26 Şubat

Üşeniyorum Öyleyse Var(mıy)ım?

3 dakikada oku Günlük kategorisinde

Selam olsun üşengeç olan ruhlara. Ve dahi olmayanlara. Epey vakit geçti üşenmeyeli, iki satır da kapağını açınca naftalinimsi bir koku saçan şu bloguma son yazdığımdan beri. Ben de dedim ki kendime, atı alan henüz Üsküdar'ı geçememiş, Fıstıkağacı'na vardığında neredeyse atı çatlayacağından ötürü atını Fethi Paşa Korusu'na sürüp biraz soluklanmak isteyeceği sırada naftalinimsiyi içime çekip bir selam edeyim istedim. Yapılan her şeyin bir açıklaması muhakkak olur. Yapmanın, yapmamanın, düşünmenin, düşünmemenin, gitmenin, gitmemenin... Ama üşenmenin bir izahı olmaz. Çok da yoğun olmadığım, hatta boşta kaldığım, n'apsam ki ya diye kara kara düşünüp ...

Devamını Oku
Sonraki sayfa »