Karşısına Oturup Susum Kutusu

Mustafa Türk

Selam olsun dizi izlerken giren reklamı fırsat bilip tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra dizisi başlayana kadar telefonunu kurcalayanlara. İşine ara verip, internette biraz da sörf yapanlara. Taha ve Edischar’a. Ağaç Ev sakinlerine. Ve diğerlerine.

Bir haftada belki binlerce satır kod yazıyorum. Ancak gelip emektar bloguma biraz vakit ayırıp haftada bir üç beş kelam yazmıyorum. Kaşarlandık artık blog yazmama bahanesi üretmekte biliyorsunuz. Şundan dolayı bundan dolayı demeye gerek yok artık. Sırf bahane olarak göstermek maksadıyla yazmış olduğum yazıya alayım sizi. Blog Yazılarının Hazırlanma Süreci
Neyse konumuza dönelim.

Ağaç Ev Sohbetleri

Adamkarga’nın blogunda gördüm telebişeyi. Daldan dala atlarken Taha ve Edischar’a kadar ulaştım. Bu iki arkadaş bloglarında Ağaç Ev Sohbetleri tadında bir etkinlik başlatmışlar. Blog camiasını canlandırmak için sağlam bir kıvılcım hareketi olmuş. Haftanın konusunu belirleyip blog yazarlarına hadi tartışalım demişler. Münazara havasında geçen bir etkinlik anlayacağınız.

İlk haftanın konusu da epey hoş aslında;

Televizyon izliyor musunuz? Niye?

Televizyon elektrikten sonraki en büyük buluşlardan birisi. Kimin aklına gelir ki sahip olanların evine misafirliğe gidip, içine girilip çeşitli hikayeler anlatılan bir kutu yapmak.

Günümüzde ne kadar asosyalliğe iten canavarlardan biri haline gelmiş olsa da bir dönem toplumu kaynaştıran, misafirlikleri arttıran bir kutuymuş. Koca mahallede bir yada iki evde bulunurmuş televizyon. Her akşam toplanılırmış mahallecek.

İyi, hoş, güzel de günümüzde tam anlamıyla bir canavar. Evde misafir varsa, misafirlik, sohbet, muhabbet olgusunu öldürür. Misafir yoksa aile efradını kendi sessizliklerine kendi dayattığı seslere iten bir canavar. Ailenin oturup dertleşmesi için büyük sorunlara yada büyük mutluluklara ihtiyaç var artık. “Aileyle paylaşılabilir konular” artık bir eşik değerine sahip. Eşiği geçemeyen konuları aileye açmaya gerek yok artık. Ölen kalan yoksa, evlenen bir yakın yoksa neden konuşulsun ki?

Ne kadar bir canavar olarak nitelendirsem de televizyon izliyorum. Takip etme seviyesinde değil bu izleme. Yani tuvalete gitmek için reklam çıkmasını bekletecek şekilde değil.

Televizyon takipçisi olduğum günler blogumun doğuşundan daha eskide kalıyor. Televizyondan takip ettiğim en son dizi yada program İsmail gibi Kurtlar Vadisi. 2011 senesi olması lazım. Sonrasında izlediğim diziler de oldu tabiki. Ama biliyorsunuz ki takip edilen, sevilen içeriklere ulaşmanın daha popüler bir yolu var. Şu an bu yazıyı okumanızı sağlayan internet.

Çalışırken ekranların birisinde genellikle sevdiğim diziler oynuyor oluyor. Leyla ile Mecnun bunların başında geliyor. Geçen sene Yedi Numara, ondan önceki sene yine Leyla ile Mecnun’du.

Çalıştığım zamanların haricinde Youtube videoları izliyorum. Genelde bir şeyler öğrenmek, kendime yatırım maksadıyla. Müebbet Muhabbet bunlardan birisi değil tabiki. Cenk – Erdem’i bir şeyler öğrenmekten ziyade vakti güzel geçirmek amacıyla izliyorum, ayrı bir zamanda.

La Casa De Papel ve Mad Men de izlediğim dizilerden.

Televizyondan bahsederken konu internete geldi yine. Dönelim televizyona. Televizyonda severek izlediğim programlar arasında Vapurda Çay Simit Sohbet var. TRT’nin en güzel yapımlarından birisi. Bu program sayesinde kendisini tanımanın bana çok şey kattığı ünlülere ulaştım. Öğlenleri Seksenler dizisini izliyorum arada. Güldürüyor. Ayrıca DMAX favori kanalım. Havuzcubaşıları ve restoranları gezen Almana benzeyen adamı (Yolda Ne Yiyoruz?) izlemeyi seviyorum.

Sözün özü televizyon takipçisi olmasam da bana iyi gelen yayınları denk geldikçe izliyorum. Ayrıca maalesef ki yemek vakitlerinde bir mıktar Anandi’ye maruz kalıyorum.

Siz izliyor musunuz?
Önerebileceğiniz yayınlar var mı?
Yoksa Allah belasını mı versin televizyonun?

Şuraya İsmail Abi ile Yavizin televizyon deneği oldukları bölümden bir sahne koyarak yazıyı sonlandırayım.

2013 yılından beri 'bi çayyaş daha...' sloganıyla blog yazıyorum. Yazdığım yazıların türü edebiyatta deneme kategorisine giriyor. Bilgisayar Mühendisiyim ve IOS Geliştirici olarak çalışıyorum. Yürümeyi ve farklı mizaçtaki bitkileri bir araya getirip çay denemeleri yapmayı seviyorum...Devamı

Yorumlar

  1. adamkarga 6 Eylül 2019

    İzlediğim programlar ve Dmax tarzı kanalların içerikleri uyuşuyor ama televizyonu evden tamamen çıkarttığımdan beridir tekrar izleyebilmem için youtube gezintilerde denk gelmeleri gerekiyor :)

    Cevapla
    1. Mustafa Türk 7 Eylül 2019

      Youtube gezintilerinde gerçekten güzel içerikler denk gelebiliyor. İnternetin her cebe girmesiyle birlikte çöp içeriklerin yayılmasından çok daha yavaş olsa da kaliteli içerikler de yayılıyor. Kaliteye ulaşmak kolaylaştı mı zorlaştı mı bilmiyorum. Ama o kaliteye televizyondan ulaşmak oldukça zor.

      Cevapla
  2. Taha Akkurt 7 Eylül 2019

    Mustafa Bey, etkinliğe katılıp düşüncelerinizi paylaştığınız için çok teşekkürler. Televizyon konusunda sizinle benzer şeyler düşünüyorum. Kalite giderek düşüyor ve bu durum insanları internete itiyor. Ama yine evde bir alışkanlık televizyon. Dmax ve tlc benim de favorilerimden. Ayrıca Trt belgeselde çok güzel yayınlar oluyor tavsiye ederim. Elinize sağlık bu güzel yazı için, her hafta değişik konularda fikirlerinizi okumak isteriz. Selamlar :)

    Cevapla
    1. Mustafa Türk 7 Eylül 2019

      Böyle güzel bir etkinliğin fitilini ateşlediğiniz için asıl ben teşekkür ederim. Haftaya görüşmek üzere o zaman :)

      Cevapla
  3. İrem Can 7 Eylül 2019

    Çok güzel bir yazı olmuş…

    Cevapla