Büyümüş de Küçülememiş!

Mustafa Türk

Selam olsun pek kıymetli, büyük insan! Ve de diğerleri. Keyfini kaçıran şeylerle baş etmek yorucu olabiliyor bazen değil mi? Omuzlarına bu kadar sorumluluk yüklenmemiş, zaten düşünmen gereken yeterince derdin de yokmuş gibi bir de bir takım zırvalarla boğuşuyor, tahammül ediyorsun değil mi?

Evet öyle.

Bedenim her taraftan üzerime doğru fırlatılmış birer ok gibi gelen sorunlara karşı sanki büyümüş büyümüş de koca bir dağ gibi olmuş sanki. Sırf atılan oklar ziyan olmasın, hepsi de bedenime saplanabilsin diye.

Aslında bunun üzerine biraz düşününce insan diyor ki, bu sadece sende olmuyordur. Eminim bunu yaşayan birçok kederdaşın da vardır. Tabi sen de haklısın. Sana ne onlardan. Tanımazsın etmezsin. Senin derdin sana yetiyor zaten.

Neyse, bedenin büyümüş diyordum. Öyle büyümüş ki ıskalamıyorlar. Her atılan ok vücudunun farklı farklı noktalarına saplanıyor. Yazık be sana. İnsan nasıl dayanır böyle bir acıya.

Biraz düşününce bedenin kendiliğinden büyümüyor sanki. Sanki kafanda biraz büyüyor gibi. Büyük imtihanlarla sınanıyorsun. Ne de güzel büyütüyorsun kendini. Öyle bir büyütüyorsun ki kendini, sanki dertlerinden dolayıymış gibi her şey. Bir derdi olan senmişsin gibi. Öyle büyütüyorsun ki kurduğun cümlelerin öznesini bile evirip çeviriyorsun. Sen diyorsun, ben diyorsun. İtiraf mı edemiyorsun, kendine mi konduramıyorsun?

Ben.

Buradan sonra ben.

Neden böyle oluyor, aklımı ne çeliyor da bu kadar gözümde büyütüyorum bilmiyorum doğrusu. Sanki karşılaştığım zorlukların büyüklüğü kendi büyüklüğümle orantılıymış gibi hissettiriyor zaman zaman. Göbeğimden bahsetmiyorum tabiki.

Küçük şeylerle fazla uğraşıyorum da ondan mı kendimi ve karşılaştığım zorluklarımı büyük görüyorum acaba?

Biraz derdimi, sıkıntımı düşüneceğime şu an içinde bulunduğum evi düşüneyim mesela. Apartmanı. Sokağı, mahalleyi, kenti. Memleketimi düşüneyim, Türkiye’yi. Bir zamanlar dedelerimin hükmettiği coğrafyaları. Dünyayı düşüneyim. Güneşi. Galaksiyi. Ve diğerlerini. O cümlemi devam ettirebilecek kadar bile bilmediğim, diğerlerini deyip geçiştirdiklerimi.

Gece vakti gökyüzünü izlemeyeli hayli zaman oldu. Acaba kafamı kaldırıp göğe değil de miskin miskin uçan sineklere dalmam, küçücük sineğin koskoca beni rahatsız edişine aldanmam. Bundan mı?

Acziyetimin farkına varmam lazım!

Her sorunu çözmekle kendimi yiyip bitireceğime, aslında birçok şeye gücümün yetmeyeceğinin farkına varmam lazım.

Küçük şeylerle uğraşan büyük ben, kainatta bir zerre bile değilim.
Peki ben kimim? Ne işim var bu dünyada, eğer bu küçük şeylerle uğraşmayacaksam? Neden buradayım?

2013 yılından beri 'bi çayyaş daha...' sloganıyla blog yazıyorum. Yazdığım yazıların türü edebiyatta deneme kategorisine giriyor. Bilgisayar Mühendisiyim ve IOS Geliştirici olarak çalışıyorum. Yürümeyi ve farklı mizaçtaki bitkileri bir araya getirip çay denemeleri yapmayı seviyorum...Devamı

Yorumlar

  1. uğur ağırgöl 30 Ağustos 2019

    web sitenizi beğeniyle takip ediyorum başarılarınızın devamını dilerim.

    Cevapla
  2. Cengiz Erdem 29 Ekim 2019

    kendini sorgulatan bir uslubunuz var, sanırım yazıları okumam zaman alacak, takipteyim,teşekkürler

    Cevapla