Yollarda Bulur İnsan Kendini

14 Ekim 2014 17 0

Ah yollar, yollar.
Yolları çok severdim ben. Yolculuk yapmayı, seyehat etmeyi. Otobüse bindiğim zaman o heybetiyle görüş açımın tamamını kaplayan dağları izlerdim. Dağların büyüklüğünden etkilenirdim. Her şeyden daha büyük olan yaratıcıyı hayal ederdim sonra. Bir dağ bu kadar büyük olabiliyorsa, kim bilir O nasıl büyüktür…

Yolları izlerdim. Bazen dereler, bazen akarsular, bazen de otlayan hayvanlara rastlardım.

suru-coban-yol-kenarinda
Kitap okurdum mesela. Çok kitap okurdum yoldayken, tıpkı bir ağacın altına oturmuş, hayvanlarının başını bekleyen çoban gibi. Filmlerde sıkça gördüğümüz elinde kaval sırtında aba olan çoban hiç görmedim ben hayatımda. Belki kırsal alanlarda hiç yaşamadığımdandır. Ama bir çoban neden eline kavalını alıp miskin miskin otursun ki. Çoban deyince aklıma Efendim sav. gelir mesela. Çoban dediğin miskin olmaz herhalde. Eline kitap alır okur mesela. Teknolojiye ayak uyduran bir çobansa belki e-kitap okur tabletinden.

Ne diyordum, yollarda çok kitap okurdum ben. Kitap uykumu getirince hemen açar bir film patlatırdım. Çoğu zaman izlemediğim filmlere rastlardım otobüsün televizyonunda ve bir film izlerdim. Film bittikten sonra iyice uyku bastırınca takar kulaklığımı müzik dinlerdim uyumayıp, ayık kalmak ve uzun uzun düşünmek için.

Şayet müzik dinlemek için yollara düşmeyi beklerdim. Müziği her yerde dinleyemem ben. Telefonumda anlamsız hiçbir şarkı yoktur. Her şarkının bir anısı muhakkak vardır. O yüzden her yerde telefonumdaki müzikleri dinleyemem. Bir ağırlığı vardır çünkü.

Her şarkı farklı şeyleri anımsatır. Mesela kimin hangi ortamda o şarkıyı bana tavsiye ettiğini, yada o şarkının bana kimleri hatırlattığını… Bir şarkı bittiğinde ve sıra playlistimdeki bir sonraki şarkıya geldiğinde hemen geçtiğim olur mesela bazı şarkıları. Çünkü o, o an için hatırlamak istemediğim bir anımı simgeliyordur.

Bazı şarkıları dinlerken güldüğüm, kahkaha attığım olur mesela. Yakınımda oturan diğer yolcuların dikkatini çekerdi, gözler üzerime dönerdi. Kimisini uyandırmış olurdum kimisininse dikkatini çekmiş. Aman neyse ne, yeni aldığım kararlar arasında başkalarının ne düşündüğünü önemsememek var ne de olsa.

Playlistimde sıra klasik müziklere yada ney-gitar fon müziklerine geldiğinde uyuyakalırım bazen. Yorgunluğuma yenik düşerim. Yolculuk yaparken uyumayı hiç mi hiç sevmem. Çünkü rahat bir uyku sürecim olmuyor. Tam uyuyorum iki dk sonra otobüs viraja giriyor, kafam kayıyor ve uyanıyorum. Fren yapıyor kafam öne gidiyor uyanıyorum. Otobüs yolculuklarının olmazsa olmazı bebek ağlamaya başlıyor uyanıyorum. Dedikoducu teyzeler kahkaha atıyor uyanıyorum. 6 saatlik yolda yarım saat uyuyabilmişsem en az 5-6 kez uyanıyorum. Ve kafam allak bullak oluyor.
yollarda-bulur-insan-kendini-uzun-yol
Gece yolculukları biraz daha rahat olabiliyor. Çoğunluk uyuduğu için daha kolay uyunabiliyor. Gece yolculuğunu çok severdim ben. Gündüz yolculuk yapmak çok saçma bir şey bence. Çünkü günün tamamen ölüyor, yollarda heba oluyor. Ama gece öyle mi..?

Hep geçmiş zamanlı cümleler okudunuz çünkü yollarla alıp veremediğim bir şey var şu sıralar. Yollar bana çok çektirir oldu.

Son bir ay içerisinde memleketim Kütahya ve okuduğum şehir olan İstanbul arasında 4-5 kez git-gel yaptım. Direksiyon var Kütahya’ya git, sınav var İstanbul’a git, sınav var Kütahya’ya git, dersler başlıyor hemen yetiş İstanbul’a, ehliyet alınacak Kütahya’ya, okul var İstanbul’a, yok efendim bayramıymış seyranıymış…

Kaç kere gittim geldim emin değilim malesef. Paramın beşte üçünü yollarda harcadım, kalanın dörtte biriyle ice-tea aldım. Cebimde kalan paranın üç katının beş eksiği eksi seksenüç olduğuna göre otobüs firmalarına bir ayda kaç para yedirdim?

Çok yoğun bir süreç geçiriyor olmamın yanına bir de yollar eklenince daha bir çekilmez oldu. Şu anda İstanbul’dayım ve bir daha ne zaman Kütahya yolu görünecek bilmiyorum. Ama İstanbul’da olmak yol çilesinin bittiği anlamına gelmiyor tabikide.

Geçen sene kaldığım yerden okula maksimum 32 dakikada gidebiliyorken bu sene sabah 8.30 dersi için 7’de yola çıkıyorum. Yani senin anlıyacağın 1,5 saat uzaklıktayım okula.

Tek otobüsle gidersem durağa 15 dakika yürüyorum ve 1,5 saat sürüyor. Otobüste genelde oturabildiğim için kitap falan okuyabiliyorum. Onun dışında hiçbir artısı yok.

Aktarmalı gitme şansım var bir de. 3 aktarmayla 50 dakika civarında sürüyor. Şöyle ki, otobüse biniyorum. (trafiksiz 10 dakika ama genelde trafikli 25 dakika) Otobüsten iniyorum ve 400 metre kadar sekiz derece eğimli rampayı tırmanıyorum. Boğaziçi Köprüsünden metrobüse biniyorum, 10 dakika sonra iniyorum. 150 metre kadar otobüs durağına yürüyüp otobüse biniyorum ve 5-10 dakika daha gidiyorum.

Aktarmalı yöntemle 50-55 dakikada okulda oluyorum ama kitap falan okunmuyor. Artı oturamayışım ve bol ekşınlı dakikalar yaşayışımın karşılığını bol ter olarak görüyorum.

Yani senin anlıyacağın yollardan gına geldi. Çok pis gıcığım yollara şu sıralar.

Ama içimde hala ata binme isteği var. At sırtında yolculuk yapmayı bir denemek isterdim.

Daha yakın bir yerlerden eve çıkmayı düşünüyorum. İstanbul’da olup ev arkadaşı arayan takipçim varsa bana nasıl ulaşabileceğini biliyor: e-posta, telefon, iletişim sayfası yada en kolayı aşağıdan yorum yoluyla. Yorum yazdığınız zaman yorumu benim görüp onaylamam gerekiyor. Ben onaylamadan burada gözükmüyor yorumlar. Sadece benim görmemi istediğiniz yorumlar için yorumunuzun sonuna bu yorumu yayınlama, özel mesaj bu diye eklerseniz yayınlamıyorum zaten.

Yazıma aşağıdaki şiirle son veriyorum.

Sen gidince şahlanıyor içimde yağız atlar,
Sana sevdanın yolları, bana toynaklar.

Ne caddeler seni bana getirir, ne de sokaklar,
Sana sevdanın yolları, bana toynaklar.

Tags: çileli yolculuklar, ev arıyorum, pahalı biletler, sana sevdanın yolları bana toynaklar, uzun yol, yolda kitap okumak, yolda müzik dinlemek Categories: Günlük
share TWEET PIN IT SHARE share share
Mustafa Türk

Selam olsun diyerek başlıyorum yazmaya. Yazılarımdan birkaçını okumuşsanız kafanızda bir Mustafa resmi canlanmaya başlamıştır. Silüet demek daha doğru olabilir aslında. Kütahya’nın dehşetli soğuklarının olduğu bir kış vaktinde gece yarısı doğmuşum. Geceye olan sevdamın kaynağı bu noktaya dayanıyor olabilir. Ve bu yazının devamı okunmak istenmiş olabilir. Devamı...

Yorumlar
  1. -

    Otobüs yolculuklarını ve kendi kullandığım araçla uzun mesafe yol gitmeyi ben de çok severim. İnsanlar, “neden uçak bileti almadın” dediğinde, “Ben otobüs seviyorum” diyemiyorum. Çünkü içlerinden “hadi hadi, cebinde akrep var” diyorlardır. Halbuki otobüs biletleri, uçak biletlerinden daha pahalı. En son ULUSOY Turizme 98 TL tek kişi bilet parası ödedim. Bu arada İstanbul’dan Trabzon’a kadar geçerli olan ULUSOY açık otobüs biletim var. İstediğiniz anda , istediğiniz sefer için normal bilete dönüştürebiliyorsunuz. İhtiyacı olan turkmustafa.com ziyaretçileri irtibata geçebilir 🙂

    Yine de belirtmek isterim. Karayolu turizm firmaları arasında en iyilerden birisi olan Ulusoy firmasının hizmetinden hiç ama hiç memnun değilim. Otobüste yarım yamalak çalışan tv’ler ve eksik kulaklıklar dışında, size fırça atabilecek kadar cüretkar serviş şoförlerine sahipler.

    Beni bozmaz derseniz, elimdeki açık bileti satmak da beni bozmaz 😀

    1. -

      Takipçilerim için ulaşım sponsoru olduğun için teşekkür ederim 🙂
      Ulusoy’u hiç denemedim ama çevremdeki kullananlar memnunlardı. Uçak imkanım olsaydı uçakla gitmeyi tercih ederdim bu yoğun süreçte. Kütahya’ya sadece THY sefer düzenliyor ve 200’ün altında bilet bulamamıştım 🙂

  2. -

    Bana Ankara’da amelelik yapmak düşer sana toynaklar 😀

    Geçen yıl ağustos eylül döneminde 1 ay içinde 20 farklı şehre otobüs yolculuğu ypamış birisi olarak seni çok iyi anlıyorum. İşe gider gibi sabah yola çıkıyor gecede eve gelip ertesi gün tekrar yola çıkıyordum 😀

    Ama işin yine de güzel senin. Neden diye sorarsan yolu zor gelse de gittiğin yer hoşuna gittiği için gözüne görünme insanın. Ben Samsun’dayken her gün min 1 saat yürüyordum okula vs. 🙂

    1. -

      Halime şükrettim be usta. Senin durum daha fenaymış 🙂

      Yürümeye fitim ama… Yürümeyi severim.

  3. -

    Mustafa. Sen ne çektin bu yollardan? Allah sana sabır versin, cebine ise bol bol ferahlık 🙂

    Otobüs yolculuğunda kitap okuyamam ben. Okumaya hep niyetlenmişimdir ancak ilk 10 dakikadan sonra oluşan mide bulantısı beni her zaman okumamın önüne geçmiştir. Ne yazık ki böyle bir bünyem var.

    Cebindeki paranın bir kısmını soğuk çaya yatırmışsın. Bugünlerde sen ve ben gibi çoğu kişi bundan müzdarip. En uygun fiyata sahip soğuk çay, Bim’de satılan Teatone markalı soğuk çaylar ve lezzetleri harika. Haberin olsun 🙂

    1. -

      Fena okurum, yeterki uykum gelmesin. Şehiriçi şehirdışı hiç farketmez 🙂

      Sagolasin hocam, bi aksilik olmazsa bi süre uzun yol yok. Ama şehiriçi yolculuğuna el mahkum 🙁

  4. -

    aslında uzun yola çıkmayı herzaman bende çok sevmişimdir 🙂 uzun yolda müzik dinlemek kitap okumak bir hayli güzel tabi,ama bana göre bu yol en az 5-6 saatlik yol olmalı,inanın hiç sıkılmam yeterki bana karışan biri olmasın çok iyi degerlendiririm o yolculugu..

    otobüse gelince,mutluluk satıcısının’da dedigi gibi bende dayanamam,uzun yol olsa koltuk sayısı kadar yolcu alıyorlar,ama şehir içi otobüslerde bırak kitap okumayı nefes bile alamıyorum helede ters koltuga oturduysam vay halime,tam bi eziyet oluyo gerçekten 😀

    Ama öyle güzel bir yazı yazmışşınki gözüm yine yol çeker oldu O.o
    ve sayende bugün yine uzun yola çıkıp, hırkamı yastık yapıp,kafamla camın arasına koyup uzaklara gitmek istiyorum. 😀

    1. -

      Şehir içinde daha güzel okuyorum ben. İstanbul da trafik olunca bir de devamlı dur kalk yapıyor. Dolayısıyla sarsılıyor otobüs. Yani uykum gelmiyor.

      Yolum bir saatten fazla sürdüğü için yaşlılara yer verme noktasında bazı sorunlar yaşıyorum zihnimin derinlerinde. Yer versen dert, vermesen dert…

      Kitap okurken açıyorum kitabını kafamı kaldırmadığımdan vicdanım az daha rahat ediyor. En azından otobüste yaşlı birinin var olup olmadığı hakkında bi fikrim olmuyor.

      Bu yorumu yazarken utandım kendimden. Ve sonra dedim ki bu yorumu yazmaktan değil, bazen o vicdanını yendiğin, yer vermemeyi tercih ettiğin anlara utan dedim ve bastım cevabı 🙂

  5. -

    Otobüs ile yolculuk yapmayı ben de çok severim Mustafa. Gece veya gündüz farketmez. Ama tek başına olunca biraz sıkıcı olabiliyor. Özellikle bindiğin otobüs rahat değilse, otobüste bebek varsa, televizyon çalışmıyorsa, wifi yoksa… Ama yine de uzun yolculuklar bir ayrıdır benim için. Hele manzarası güzel yolculuklar var ki tadından yenmez.

    1. -

      Oohh ne güzel 🙂

  6. -

    Yolculuk yapmak gibisi yok, önceden hep otobüsü uçağa tercih etmişimdir. Gerek film olsun gerek o tekerlekli ufak ütü masasında gelen ikramlar olsun ne bileyim be çocukluğum gibi o ufak şeyler.

    Şimdi de kocaman olduğumu hatırlatan arabayla seyahat ediyorum, şaka gibi araba süren, Perşembe öğleden sonraları haritayı açıyorum Ankara etrafındaki gitmediğim ya da çok sevdiğim yerlere gidiyorum meselâ Amasra.

    1. -

      Bu vakitten sonra yapmak isteyeceğim bir seyehat şekli.
      Atla arabaya, yanına birini al gez gezebildiğince 🙂
      Yazın Karadeniz turu düşünüyorum mesela 🙂

      1. -

        En güzel yolculuk şekli, bütün tesisler senin Ulusoyda da durursun Varanda da 😀

        1. -

          Oh deymen keyfime 🙂

  7. -

    **bu yazıyı okuyunca benim de yolculukla ilgili yazmak geldi. hatta bu yazını otobüste okudum ve o an içimden gelenleri yazdım.**

    yolculuk…

    bazıları için işkence gibidir

    saatlerce bitmek bilmeyen kabus. bir an önce bitmesi için sonuna kadar uyurlar.

    benim için ise yolculuk huzur’dur. diğerlerinin aksine ben hiç bitmemesini isterim. saatleri geçtim günlerce sürse umurumda bile olmaz. aradığım mutluluğu, huzuru yollarda bulurum. başka dünyalara dalıp giderim. hele birde kulağımda kulaklıklarım, içinde de sevdiğim müzikler varsa hiç bitmesin bu yolculuk. cam kenarındaysam eğer kendimi şanslı sayarım. camdan dışarı baktığımda hayatım film şeridi gibi önümden geçer. yaptıklarım, yapacaklarım, hatalarım,üzüldüklerim,mutlu anlarım… yani otobüsteyken “camdan bakmak, candan bakmak gibidir. o an içinden geçenler gözlerinden dışarı doğru akar gider.” yani yolculuk candır, kıymetini bilene.

    yolculuk esnasında kimi zaman dağlardan, tepelerden gideriz. kimsenin olmadığı yerlerden geçeriz. yolda sadece arabalar vardır. dışarıda da sessizlik ve ardı arkası kesilmeyen nokta şeklinde ışıklar. işte o anda her şey aklıma gelir. kendi iç dünyama dalarım sessizce. düşünürüm. saatlerce düşünürüm. hele bir de yolu da izleyebiliyorsam, asfaltın üstündeki çizgiler dikkatimi çeker. otobüse değil de bana yol gösteriyormuş gibi gelir. ne yapmam gerektiğini anlatıyormuş gibi gelir. saatlerce dinlerim o çizgileri. bıkmadan, usanmadan…

    şehrin içine girdiğimiz vakit -bir de geceyse-. ışıkları yanan evleri izlerim. acaba kimler yaşıyordur o evde diye düşünmeye başlarım. tahminlerimi yürütmeye başlarım. acaba ay sonunu zor getiren biri mi vardır ki uyumamış bu saate kadar. yok yok belki de emekli bir amca ve teyze yaşıyordur. gurbetteki evlatlarına hasret çekiyorlardır. ama onlar bu saate kadar da uyanık kalamazlar ki. belki de tek başına yaşayan yalnız biri vardır orada. acı çeken,özleyen biri. ‘Allah yardımcı olsun’ der devam ederim yolculuğuma.

    ve yolculuğun sonuna geldiğimde, hep aynı şey gelir aklıma. özellikle de memlekete gittiğimde oluyor bu. yolculuk esnasında kendimi ne konyada hissedebiliyorum ne de kütahyada. sanki araftayım. ama araftan ben hiç şikayetçi değilim. aksine çok seviyorum. çünkü beni benimle bırakıyor. benim için değerli olanların değerini hatırlıyorum araftayken. otogara vardığımda ise beni hasretle bekleyen iki çift göz görüyorum. mutluluktan içleri parlıyor. beni karşılıksız seven, güvenen iki insan. ve benim bu dünyada sonuna kadar güvenebileceğim iki değerli insan. onları görünce bütün dertler, sıkıntılar bir anda uçup gidiveriyor. onlar benim için çok değerliler.

    biri annem, diğeri babam…

    1. -

      Bu güzel yorumun için teşekkür ederim tk 🙂

  8. -

    Şahsen ben otobüs yolculuklarını daha çok sevenlerdenim fakat gerçekten insan az da olsa hizmet bekliyor, yani hizmetten kastım su istemekten bile çekiniyor insan öyle bir surat öyle bir sinir varki çalışanlarda akıl alır şey değil. Ben şahsen ne kavgadan ne de tartışmadan korktuğumdan değil belki bir sıkıntısı vardır da böyledir diye susanlardanım ama bir yere kadar tahamül edebiliyorum. Öyle bahsetmek istedim, güzel yazınız için teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir