Yollarda Bulur İnsan Kendini

Ah yollar, yollar.
Yolları çok severdim ben. Yolculuk yapmayı, seyehat etmeyi. Otobüse bindiğim zaman o heybetiyle görüş açımın tamamını kaplayan dağları izlerdim. Dağların büyüklüğünden etkilenirdim. Her şeyden daha büyük olan yaratıcıyı hayal ederdim sonra. Bir dağ bu kadar büyük olabiliyorsa, kim bilir O nasıl büyüktür…

Yolları izlerdim. Bazen dereler, bazen akarsular, bazen de otlayan hayvanlara rastlardım.

suru-coban-yol-kenarinda
Kitap okurdum mesela. Çok kitap okurdum yoldayken, tıpkı bir ağacın altına oturmuş, hayvanlarının başını bekleyen çoban gibi. Filmlerde sıkça gördüğümüz elinde kaval sırtında aba olan çoban hiç görmedim ben hayatımda. Belki kırsal alanlarda hiç yaşamadığımdandır. Ama bir çoban neden eline kavalını alıp miskin miskin otursun ki. Çoban deyince aklıma Efendim sav. gelir mesela. Çoban dediğin miskin olmaz herhalde. Eline kitap alır okur mesela. Teknolojiye ayak uyduran bir çobansa belki e-kitap okur tabletinden.

Ne diyordum, yollarda çok kitap okurdum ben. Kitap uykumu getirince hemen açar bir film patlatırdım. Çoğu zaman izlemediğim filmlere rastlardım otobüsün televizyonunda ve bir film izlerdim. Film bittikten sonra iyice uyku bastırınca takar kulaklığımı müzik dinlerdim uyumayıp, ayık kalmak ve uzun uzun düşünmek için.

Şayet müzik dinlemek için yollara düşmeyi beklerdim. Müziği her yerde dinleyemem ben. Telefonumda anlamsız hiçbir şarkı yoktur. Her şarkının bir anısı muhakkak vardır. O yüzden her yerde telefonumdaki müzikleri dinleyemem. Bir ağırlığı vardır çünkü.

Her şarkı farklı şeyleri anımsatır. Mesela kimin hangi ortamda o şarkıyı bana tavsiye ettiğini, yada o şarkının bana kimleri hatırlattığını… Bir şarkı bittiğinde ve sıra playlistimdeki bir sonraki şarkıya geldiğinde hemen geçtiğim olur mesela bazı şarkıları. Çünkü o, o an için hatırlamak istemediğim bir anımı simgeliyordur.

Bazı şarkıları dinlerken güldüğüm, kahkaha attığım olur mesela. Yakınımda oturan diğer yolcuların dikkatini çekerdi, gözler üzerime dönerdi. Kimisini uyandırmış olurdum kimisininse dikkatini çekmiş. Aman neyse ne, yeni aldığım kararlar arasında başkalarının ne düşündüğünü önemsememek var ne de olsa.

Playlistimde sıra klasik müziklere yada ney-gitar fon müziklerine geldiğinde uyuyakalırım bazen. Yorgunluğuma yenik düşerim. Yolculuk yaparken uyumayı hiç mi hiç sevmem. Çünkü rahat bir uyku sürecim olmuyor. Tam uyuyorum iki dk sonra otobüs viraja giriyor, kafam kayıyor ve uyanıyorum. Fren yapıyor kafam öne gidiyor uyanıyorum. Otobüs yolculuklarının olmazsa olmazı bebek ağlamaya başlıyor uyanıyorum. Dedikoducu teyzeler kahkaha atıyor uyanıyorum. 6 saatlik yolda yarım saat uyuyabilmişsem en az 5-6 kez uyanıyorum. Ve kafam allak bullak oluyor.
yollarda-bulur-insan-kendini-uzun-yol
Gece yolculukları biraz daha rahat olabiliyor. Çoğunluk uyuduğu için daha kolay uyunabiliyor. Gece yolculuğunu çok severdim ben. Gündüz yolculuk yapmak çok saçma bir şey bence. Çünkü günün tamamen ölüyor, yollarda heba oluyor. Ama gece öyle mi..?

Hep geçmiş zamanlı cümleler okudunuz çünkü yollarla alıp veremediğim bir şey var şu sıralar. Yollar bana çok çektirir oldu.

Son bir ay içerisinde memleketim Kütahya ve okuduğum şehir olan İstanbul arasında 4-5 kez git-gel yaptım. Direksiyon var Kütahya’ya git, sınav var İstanbul’a git, sınav var Kütahya’ya git, dersler başlıyor hemen yetiş İstanbul’a, ehliyet alınacak Kütahya’ya, okul var İstanbul’a, yok efendim bayramıymış seyranıymış…

Kaç kere gittim geldim emin değilim malesef. Paramın beşte üçünü yollarda harcadım, kalanın dörtte biriyle ice-tea aldım. Cebimde kalan paranın üç katının beş eksiği eksi seksenüç olduğuna göre otobüs firmalarına bir ayda kaç para yedirdim?

Çok yoğun bir süreç geçiriyor olmamın yanına bir de yollar eklenince daha bir çekilmez oldu. Şu anda İstanbul’dayım ve bir daha ne zaman Kütahya yolu görünecek bilmiyorum. Ama İstanbul’da olmak yol çilesinin bittiği anlamına gelmiyor tabikide.

Geçen sene kaldığım yerden okula maksimum 32 dakikada gidebiliyorken bu sene sabah 8.30 dersi için 7’de yola çıkıyorum. Yani senin anlıyacağın 1,5 saat uzaklıktayım okula.

Tek otobüsle gidersem durağa 15 dakika yürüyorum ve 1,5 saat sürüyor. Otobüste genelde oturabildiğim için kitap falan okuyabiliyorum. Onun dışında hiçbir artısı yok.

Aktarmalı gitme şansım var bir de. 3 aktarmayla 50 dakika civarında sürüyor. Şöyle ki, otobüse biniyorum. (trafiksiz 10 dakika ama genelde trafikli 25 dakika) Otobüsten iniyorum ve 400 metre kadar sekiz derece eğimli rampayı tırmanıyorum. Boğaziçi Köprüsünden metrobüse biniyorum, 10 dakika sonra iniyorum. 150 metre kadar otobüs durağına yürüyüp otobüse biniyorum ve 5-10 dakika daha gidiyorum.

Aktarmalı yöntemle 50-55 dakikada okulda oluyorum ama kitap falan okunmuyor. Artı oturamayışım ve bol ekşınlı dakikalar yaşayışımın karşılığını bol ter olarak görüyorum.

Yani senin anlıyacağın yollardan gına geldi. Çok pis gıcığım yollara şu sıralar.

Ama içimde hala ata binme isteği var. At sırtında yolculuk yapmayı bir denemek isterdim.

Daha yakın bir yerlerden eve çıkmayı düşünüyorum. İstanbul’da olup ev arkadaşı arayan takipçim varsa bana nasıl ulaşabileceğini biliyor: e-posta, telefon, iletişim sayfası yada en kolayı aşağıdan yorum yoluyla. Yorum yazdığınız zaman yorumu benim görüp onaylamam gerekiyor. Ben onaylamadan burada gözükmüyor yorumlar. Sadece benim görmemi istediğiniz yorumlar için yorumunuzun sonuna bu yorumu yayınlama, özel mesaj bu diye eklerseniz yayınlamıyorum zaten.

Yazıma aşağıdaki şiirle son veriyorum.

Sen gidince şahlanıyor içimde yağız atlar,
Sana sevdanın yolları, bana toynaklar.

Ne caddeler seni bana getirir, ne de sokaklar,
Sana sevdanın yolları, bana toynaklar.

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

17 Yorumlu

  1. HızlıAdam 14 Ekim 2014 Cevapla
    • Mustafa 14 Ekim 2014 Cevapla
  2. Kerim Potuk 15 Ekim 2014 Cevapla
    • Mustafa 19 Ekim 2014 Cevapla
  3. Mehmet CABAR 17 Ekim 2014 Cevapla
    • Mustafa 19 Ekim 2014 Cevapla
  4. Mustafa 18 Ekim 2014 Cevapla
    • Mustafa 19 Ekim 2014 Cevapla
  5. Usluer 22 Ekim 2014 Cevapla
  6. Lacivert 24 Ekim 2014 Cevapla
    • Mustafa 24 Ekim 2014 Cevapla
      • Lacivert 26 Ekim 2014 Cevapla
  7. tk 15 Aralık 2014 Cevapla
    • Mustafa 15 Aralık 2014 Cevapla
  8. Burhan 2 Temmuz 2016 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


gün-doğumu-sunrise
Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
burusmus-kagitlar
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6