Yenilik Gerekti Hayatımıza

1 Nisan 2015 13 0

Islak bir geceden, nisanın ilk yağmurlu gecesinden selam getirdim sizlere. Nasılsınız, iyisinizdir inşallah. Ben mi? Ben nasılım, iyiyim ya. İyiyim. İyi olmamam için hiçbir sebep yok ne de olsa, çok şükür. Bu yazıda biraz son zamanlarda olup bitenlerden bahsedeceğim.

Bundan birkaç hafta önce, yani martın ikinci yarısının başlarındayken şöyle bir baktım kendime. Hadi dedim. Silkelenme vakti geldi. Daha önceleri hep diyordum ki, havalar bir güzelleşsin kendime çeki düzen vericem. Dedim artık vakit geldi. Havala güzelleşmeye başladığına göre biz de başlamalıyız. Çeki düzen derken neyden bahsediyorum, hemen onu da açayım biraz.

Sabahları erken kalkıyorum artık. Önceleri saat 8-9 civarında kalkan ben artık saat 06:30 – 07:00 dedi miydi hemen kalkıyorum. Gün doğuşuna şahit olmaya çalışıyorum. Gün karşımda doğarken, güneşin kızıllığı yavaş yavaş yükselip kızıllığın yerini aydınlık alırken ben balkonumda arkama minderimi atıp yere oturmuş, belirli aralıklarla elimdeki yeşilçayımdan yudumluyor oluyorum.

Güneş uyanıp kendini kızıl battaniyesinin altından çıkartıp, gerine gerine günaydın kardeşim dedi miydi ben de ona bir selam çakıp giyinip kendimi sokaklara atıyorum. Geçenlerde şurada bahsettiğim huzurlu sokaklara. Sabah yürüyüşümü yapıyorum, eser miktarda. Sahile inip deniz havasını ciğerlerime çekiyorum. Ve farklı farklı yollardan geçerek eve tekrar dönüyorum. Duş alıp ardından güzel de bir kahvaltı çekiyorum balkonumda. Oh mis!

bogazda-cay-keyfi
Güneş öğlene kadar balkonumun karşısında olduğu için sabahları güneş verimim yüzde yüze çok yakın oluyor. Kahvaltıdan sonra ne yapılır, tabiki güzel bir çay içilir. Ama normal çay değil bu sefer. Siyah çayı kahvaltıda içtik. Şimdi sıra lavanta çayında. Hemen lavanta çayı demlenip balkonda güneşin altına uzanılır. Güneş gözlükleri takılır ve günün kitabı ele alınır. Okul vaktinden bir buçuk saat öncesine kadar huzura erilir. O gün okulda güzel, bana hitap eden ders varsa hazırlanılıp evden çıkılır. Yok, bana bir getirisi olmayacak bir ders varsa keyife devam edilir.

Okula giderken sokaklarda ellerinde birer poşet(içinde simit ve nadiren de poğaça var), esneye esneye, yollarda sallana sallana yürüyen, trafikte kalmış arabasının kornasına esneyerek basan insanlar görürüm. Hiç birisinin yüzü gülmüyordur ve bir gerginlik vardır. Çünkü yataklarından gitmeleri gereken yer için, iş için, okul için çıkmışlardır. O rahatlığı terk etmişlerdir. Kulağımdaki müziğin ahengiyle otobüs durağına doğru yürürüm.
esneyen-bebek-yorgun-insan

Otobüste oturuyorsam ne ala, açarım çantamda hazır bekleyen kitabımı, inene kadar yarım saat kadar okurum. Yok ayaktaysam, oturamamışsam müzik dinler, daha önce bloğa yazdığım yazılarımı okurum. Ardından iki aktarma daha yapıp bir yarım saat daha geçtikten sonra okula varmış olurum.

Bu rutinimdi. Bir de arada yaptığım kaçamaklarım oluyor. Haftada bir diyelim biz ona. Hadi iki olsun, tamam. Bilenler bilir bizim buraları, Çengelköyü. Her seferinde bir arkadaşımı ayartıp Çengelköy Sahiline, çınaraltına götürüyorum sabahın erken vakitlerinde. Ve tabiki fırından alınmış sıcak simitler eşliğinde. Haftasonu öğlene kadar çok kalabalık oluyor ama hafta için gayet sakin oluyor. Denizin kokusuyla çay ve susam kokusunu harmanlayıp güzel bir boğaz kahvaltısına tanık oluyoruz. Oradan kalkıp daha önce hiç gitmediğimiz bir yere gidiyoruz, yeni güzel yerler katıyoruz arşivimize. Öğlene kadar bu şekilde geçiyor vaktimiz.
cinaralti-haftasonu-kahvalti-cay-simit

Öğlen vaktinde evde olursam eğer öğlen uykusunu ihmal etmiyorum. Bazen uykum olmasa bile 40 dakika uzanıp zihni boşaltmak o kadar rahatlatıyor ki güzel kardeşim.

Uykumu düzenli hale getirdim getireli hayatımda birçok şeyin değiştiğine şahit oluyorum. Önceleri düzensizlik hakimken günlerime, on saat bile uyumuş olsam uyandığım vakit bir yorgunluk, bir isteksizlik oluyordu vücudumda. 7 saat gece uykusu uyuyorum artık. Bir de elimden geldiğince ekstra olarak öğlen uykusu…

Erken kalkmak, hayata erken başlamak epey huzur veriyor artık bana.
Moral seviyem yüksek, hoşgörü seviyem artmış durumda. Ve nadir de olsa aksiliklerle karşılaştığımda beni çok etkilemiyor artık.

Şu sıralar sabah yürüyüşlerime ara verdim, bir hafta kadar. Vize haftasında olduğumuz için. Aman aman ders çalıştığımdan değil ama maksat adet yerini bulsun. Ama uyku düzenimde hiçbir değişiklik yok. Vizelerden sonra da kaldığım yerden yürümeye devam edeceğim.

Yazıyı daha fazla uzatmak istemiyorum. Yorumlarınızı özlediğimi belirtmek istiyorum sadece…
İyi geceler olsun güzel insanlar.

Tags: boğazda kahvaltı, düzenli uyumak, erken uyanmak, hayat güzeldir, sabah erken kalkmak, sabah sporu, sabah yürüyüşü Categories: Genel, Günlük
share TWEET PIN IT SHARE share share
Mustafa Türk

Selam olsun diyerek başlıyorum yazmaya. Yazılarımdan birkaçını okumuşsanız kafanızda bir Mustafa resmi canlanmaya başlamıştır. Silüet demek daha doğru olabilir aslında. Kütahya’nın dehşetli soğuklarının olduğu bir kış vaktinde gece yarısı doğmuşum. Geceye olan sevdamın kaynağı bu noktaya dayanıyor olabilir. Ve bu yazının devamı okunmak istenmiş olabilir. Devamı...

Yorumlar
  1. -

    Sabahları erken kalkmak, günün ilk ışıkları ile kısa bir tur atmak çok güzel oluyor gerçekten 🙂 Sebebini hala çözemedim ama insanın için huzur doluyor. 🙂 Elimden geldigince bende sık sık yaparım…

    1. -

      İşte o huzur kelimelerle anlatılamıyor demi 🙂

  2. -

    Ne güzel erken kalkıp hayatın ritmini yakalaman. Kuşlar ve tüm doğa bile sabahın ilk ışıklarıyla kalkarken bizim tembellik etmemiz gerçek bir haksızlık bana göre. (Bunu bu sabah 10’da kalkmış biri söylüyor, orasını karıştırma) Vakit olursa bir akşam yürüyüşü de beraber yapalım. Hatta toplayalım blog yazarlarını hep beraber yürüyelim 🙂

    1. -

      Yapalım tabi, sen uygun olduğunda haber ver yeter abi 🙂
      Bi’ blog etkinliği düzenlemeyi düşünmüyor değilim. Blog yazarları arasında bir de takipçilerle birlikte bir etkinlik güzel olurdu 🙂

  3. -

    çınarıltına varıncaya kadar bişey yoktu ya, onu da dedin, yüreğimi burktun kardeşlik.. çok kalamadım oralarda, iki ay kadardı sanırım, staj yapmış idim güzel insanların yanında.. hayallerimin en üstünü yaşamışlığımın resmiydi istanbul. oralarda içtiğim tek çayı ve o insanları hatırlamak ve iki kuruş para, hayat garantisi davası yüzünden yaşanacak hayal kalmaması halini göze almak aptallığı vesaire vesaire…
    her neyse, şu sabahları yürüme şeysini kopyala yapıştır yapıyorum hayatından hayatıma..

    1. -

      Hayallerini de paylaşmanı rica eder bu kardeşin. Hayallerinden hayallerine kopyala yapıştır yapabilir belki o da (:

  4. -

    izmirdesin. sabah kalkacaksın kahraman sokağından ali ustadan hakiki gerçek boyozu alacaksın, birde yanına karafırın yumurta kestireceksin. Onun muhabbetiyle oturacaksın yiyeceksin. Sıcak sıcak boyozu özledim. izmire gidecekler olursa veya orda olan varsa Kemeraltı halkbank sokağından 150 m. ilerde ali usta var boyozcu. ona selamımı iletin. Almanyadan fatih dersiniz.

  5. -

    Sen, hayatını ne kadar da güzelleştirmişsin 🙂 Umarım her daim böyle gider Mustafa.

    1. -

      İnşallah..
      Mutluluk satan adam senden ne haber? Ne var ne yok, sesin soluğun çıkmıyor epeydir? 🙂

  6. -

    Yenilik şart. Tabii bizi ileriye götürecek yenilikler olması gerek. Tıpkı burda yazılanlar gibi. Takdir ediyorum seni, hayallerimi gerçekleştiriyosun.

  7. -

    Hayata erken başlamak, yaşama erken başlamak kadar güzel, cehennem kadar sıcak, cennet kadar serin ve ölüm kadar acı bence 🙂

  8. -

    Güne erken başlamak, kısa bir tur atmak gerçekten mükemmel ve huzur verici.

  9. -

    Sabah erken uyanmak insanı dinç tutuyor. Bende genelde erken uyanıyorum. Kardeş sana bir tavsiyem de biraz daha erken uyanabilirsen sabah ezanını dinlemeye çalış inan bana insanı gerçekten çok mutlu ediyor. Kalkmışken namazı da kıl 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir