Yeniden Başlamak ‘Res Piliis’

Şaşırtıcı gelebilir. Evet. Yanlış görmüyorsun. Yeni bir yazı yazdım. Bu sefer anlık bir yazı. Geçen uzunca bir süreden sonra diğerleri gibi birkaç aylık eski yazıları yayınlamıyorum. Çok yoğundum, vaktim olmadı gibi bahanelerim yok. Ama edeceğim iki kelam elbette ki var.

Bu aralar bloğumda olduğu gibi okulumda da devamsızlık sıkıntısı yaşıyorum. Sen koskoca 6 ayda toplam 30 saat devamsızlık yapma da, sadece bir ayda 30 saat devamsızlık gör. Devamsızlıklar açıklanınca okula devamlılığa biraz daha önem verdim. Şuanda 20 saat kadar bir hakkım var bu da 5 güne denk geliyor. Ve önümde 1,5 ay var daha. %85 devam zorunluluğu mu olurmuş hınıssınısıtiym.

dizi-manyagi

Öyle böyle derken aman Allahım diziler diziler… 1 ay kadar önce izlediğim Breaking Bad dizisini bitirmiştim ve yeni bir diziye başlamam gerekiyordu. Çevre yoklaması sonucunda arkadaşımdan Prison Break’i aldım onu izlemeye başladım. (Çevre yoklaması tabi, nolcaktı. Elimizin altında süper hızlı internet yok, pttcellin içler acısı 128 kilobitlik internetini kullanıyorum. Pardon kullanmaya çalışıyorum.) Bu arada Sherlock yarım kaldı 3-4 aydır izlemiyorum.

Ben nasıl bir manyakmışım bu zamanlarda anladım işte. Bir gecede 8 bölüm dizi mi izlenir, izleyen manyaklar var işte. 3. sezonun 10. bölümüne geldim 10 günlük bir zaman diliminde. Bu da yaklaşık 55 bölüm yapıyor. Hey yavrum hey.. İki haftada Prison Break bitirene madalya veriyorlar sanki (: Bir de Leyla ile Mecnun dizisine başladım. Farklılık olsun dedim başından başlamadım, 72. bölümünden başladım (:

Yaşantımın eksiltili yönlerinin ağır bastığı bu zamanda içimdeki sesin ‘Admin res piliis‘ nidalarına kulak verdim ve güzel zamanlarım, yaptığım iyi şeylerim de oldu çok şükür. Yeni kararlar aldım. Yeni başlangıçlar yaptım. Yeni başlangıçlarla yeniden doğmayı ilke edindim. Böyle bir yazı yazma isteğim yoktu açıkçası. Bugün yazı yazmayacaktım. Ama uzun süredir ihmal ettiğim zeritte‘nin bloğundaki yazıları okuduktan sonra bir yazma isteği geldi. Ona teşekkür ediyorum. O da yeniden başlamış bazı şeylere. Yazdığım yorumu bu yazıda da ekliyorum.

İnsan her zaman yeniden başlamalı.
Her başladığında yeniden doğmalı.
Önceki her doğuşundan ders çıkarmalı.
Her doğuşunda günahsız bir bebek gibi olduğunu umud etmeli.
İnsan, ölmeden tövbe edip yeniden doğmalı.
Sadece zora düştüğünde değil, her gün, her gece, her vakitte yeniden doğmalı.

anacigimin-bitki-cayiBloğumu ihmal ettim ama çayımdan ayrı kalmadım. Çünkü Çayyaş olmak bunu gerektirir. Bu dönemde çayım en iyi dostum oldu. Çayımı içtikçe içimi döktüm, rahatladım, kendime geldim.

Gülhane Parkına gittim ilk defa. Hayatımda en fazla çiçeği burada gördüm diyebilirim. Malum nisan ayındayız, İstanbulda her yerde lale, Gülhanede de öyle. Her yer lale, rengarenk. İmkanı olanların bir -haftaiçinde- gitmelerini tavsiye ederim(haftasonu çok kalabalık oluyor) güzel ortam.

Vizeye yine çalışmadım mesela. Olmuyor, çalışamıyorum. Çalışamadığım için bir yandan üzülüyorum bir yandan da mutlu oluyorum.

Alper Canıgüz’ün Oğullar ve Rencide Ruhlar’ını okudum ve birkaç kitabı yarım bıraktım. Şuanda Türk Aynştaynı’nı okuyorum.

Geçen sene bu zamanlarda ney‘e merak salmıştım. Ney üflemek istiyordum. Ama zamanlamada hep kötü olmuşumdur. Hem sezon sonuydu, kursların sonuna gelinmişti hem de LYS gibi bir derdim vardı ne kadar çalışmasamda.
Yine sezon sonu, kursların sonu. Ama olsun dedim. Sezon başına kadar kendim çalışırım dedim. 2 gün önce güzel bir ustaya yaptırdım neyimi. Ses çıkartmaya başladım. Ama hala elime alır almaz çıkartamıyorum, ses gelmeden önce bir ses arama sürecim oluyor. Nota bilgim yok malesef. (Öğrencilik hayatımda sadece orta okulda bir sene müzik dersi gördüm. Öğretmenimiz biraz değişikti. Bir arkadaşım flütünü yere düşürdü diye onu tahtaya kaldırtıp flüte özür dilettirmişti. Ben öğretmenlerime ısınamadım mıydı hiçbir şekilde verim alamam onlardan. Belki de benim bir eksikliğimdir bu, 657’ye tabi öğretmenlerin değil de.) Ama zamanla notaları da öğreniriz.

Zamanla demişken, bu süreçte zamana da çok giydirdim ben. Bundan sonra hiçbir şeyi zamana bırakmıyorum.

Bu tivitlerimin üzerine bir arkadaşım “Zamanın çözdüğü tek şey ayakkabı bağcıklarındır” dedi. Zamanın yaptığı şeylerden biri de beni uzunca süre bloğumdan ayrı tutmak oldu. Zamanın benim için bir değeri olduğunu düşünmüyorum artık. Saatlerimin hepsi de farklı gösteriyor artık. Bilgisayarım 17:27, telefonum 18:29, kol saatim 18:23 ü gösteriyor. Hangisinin doğru olduğunu bilmiyorum, ve önemsemiyorum da. Onu böyle aşağılıyorum, dalga geçiyorum, umursamıyorum.
Deep note: Zaman‘dan da hayır gelmez (:
dalga-gecerken

Yokluğumda böyle geldi geçti. Sen naaptın?
Bu arada çayı koydum, bekliyorum (:

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

12 Yorumlu

  1. Taner Aksoy 24 Nisan 2014 Cevapla
  2. zeritte 26 Nisan 2014 Cevapla
    • Mustafa 26 Nisan 2014 Cevapla
  3. Dost Biri 2 Mayıs 2014 Cevapla
    • Mustafa 3 Mayıs 2014 Cevapla
  4. Dost Biri 3 Mayıs 2014 Cevapla
    • Mustafa 3 Mayıs 2014 Cevapla
  5. Murat 15 Mayıs 2014 Cevapla
    • Mustafa 16 Mayıs 2014 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


gün-doğumu-sunrise
Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
burusmus-kagitlar
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6