Üşeniyorum Öyleyse Var(mıy)ım?

26 Şubat 2017 13 0

Selam olsun üşengeç olan ruhlara. Ve dahi olmayanlara. Epey vakit geçti üşenmeyeli, iki satır da kapağını açınca naftalinimsi bir koku saçan şu bloguma son yazdığımdan beri. Ben de dedim ki kendime, atı alan henüz Üsküdar’ı geçememiş, Fıstıkağacı’na vardığında neredeyse atı çatlayacağından ötürü atını Fethi Paşa Korusu’na sürüp biraz soluklanmak isteyeceği sırada naftalinimsiyi içime çekip bir selam edeyim istedim.

usengec-kedi

Yapılan her şeyin bir açıklaması muhakkak olur. Yapmanın, yapmamanın, düşünmenin, düşünmemenin, gitmenin, gitmemenin… Ama üşenmenin bir izahı olmaz. Çok da yoğun olmadığım, hatta boşta kaldığım, n’apsam ki ya diye kara kara düşünüp kalkıp da bardağımdan poşet çay sallandırdığım zamanlarım da oldu. Ama üşendim işte. Bu üşenmek öyle bir şey ki sanki TV izliyormuşsun da ekranda günümüzün vebası bir evlendirme programı varmış da çok sıkılmışsın da hemen yanında duran kumandayı eline alıp kanalı değiştirmeye mecalin yokmuş gibi. Hoş, kanalı değiştirsen bile diğer kanallarda da dişisini etkilemeye çalışan varlıklar ya da tam olarak var olamamışlar yani yetiştiği yaşam şartları dolayısıyla mutasyona uğramışların oynadığını öngörmek de bu üşengeçliğin bir sebebi olabilir belki de.

Yanlış anlaşılmak istemem, bu üşengeçliğim bloguma karşı olan bir şey değil yalnızca. Mesela okula karşı da bir üşengeçlik var. Kısmen de olsa var. Neden kısmen? Uzun uzadıya açıklayabilirim aslında fakat kısaca bahsedeyim. Okula gitmiyor oluşum, sınavdan sınava, ya da laboratuvar dersinden laboratuvar derslerine gidişimin başlıca sebebi gitmeden de okulun bana katacağı şeylerin büyük bir çoğunluğunu kendi kendime kazanabiliyor oluşumdur. Bunun haricindeki -kısmenlik kısım- üşengeçliğe giriyor. Bunun sebebi de okula gitmek için 2 saat 10 dakika öncesinden yola çıkmam gerektiğidir. Evet. Bu beni üşendiriyor. Haklıyım galiba. Sizce?

Ama hiç üşenmeden yaptığım şeyler de var. Mesela yemek yemek. Hiç üşenmiyorum. Yemek yemeye üşenmediğim fakat beni harekete geçirecek şeylere üşendiğim için evrende benim payıma düşenden daha fazla hacim kaplamaya başladım. Bundan dolayı hakkınıza girmiş olabilirim, helal edin. Yazının başında söylemeyi unuttum: Göbeğim Bey’in de çok selamları var.

Efenim bunca üşengeçliğin arasında yemek yemekten başka neye üşenmiyorsun diye soracak olursanız, iOS yazmaya üşenmiyorum diyebilirim. iOS yazmak da nedir Çayyaş, Türkçe konuş diyecek olursanız da iPhone telefonlar ve iPad tabletler için uygulamalar yazıyorum. Yazın yanında staj yaptığım abi sağolsun, iOS diyor, kod diyor, Mustafa diyor. Tamam diyorum. Üşenmiyorum. Seviyorum. Karamazov Kardeşler’e de öyle. Üşenmiyorum.

Mesela bu yazıyı yazarken de üşenmiyorum. Ben üşendiğim zamanlarda, oflaya puflaya, amaaaan diyerek yazmadım hiç. Yine bu şekilde yazmıyorum. İçimden geldi, yazıyorum. Sallama çayım da bittiğine göre yazının sonuna gelmiş oluyoruz burada. Evet, başımda böyle bir dert var malesef. Çaylarım artık sallama. Kaldığım yurt epey büyük. Kantine yürüyerek 5 dakika uzaklıkta benim odam. Orada çay demleme. Tahminimce karbonatlı demleme. Kantinden karbonatlı demleme çay alıp odama gelene kadar çay soğuyor. Bu sebeple poşet çay içmek mecburiyetindeyim bir süreliğine. Neyse, bu da bizim imtihanımız olsun. Ben çekiyorum, siz çekmeyin inşallah.

Bir sonraki üşenmeyişime kadar sıhhatte kalın.

Categories: Günlük
share TWEET PIN IT SHARE share share
Mustafa Türk

Selam olsun diyerek başlıyorum yazmaya. Yazılarımdan birkaçını okumuşsanız kafanızda bir Mustafa resmi canlanmaya başlamıştır. Silüet demek daha doğru olabilir aslında. Kütahya’nın dehşetli soğuklarının olduğu bir kış vaktinde gece yarısı doğmuşum. Geceye olan sevdamın kaynağı bu noktaya dayanıyor olabilir. Ve bu yazının devamı okunmak istenmiş olabilir. Devamı...

Yorumlar
  1. -

    Yazını okuyunca beraber çay içmek için senden söz almak istedim ama bu sefer Üsküdar’da değil, başka bir yerde içelim. Ayrıca daha 1 hafta önce Iphone 5S almışken IOS kelimesini cımbızla aldım oradan. Evrende kapladığın yerin hatrına iki muhabbet edelim 🙂

    1. -

      İrtibatta kalalım abi, senin evine oldukça yakın bir konumda kalıyorum artık 🙂

  2. -

    evet bazen bir kedi gibi üşengeç yorgun olabiliyoruz.

  3. -

    gün geliyor ki yerinde bile kalkmıyor insan sadece oturmak istiyor ama bazen üşengeçlik bazen de yorgunluk keyifsizlik diyelim yazınız için teşekkürler

  4. -

    Çağımızın en büyük hastalıgı

  5. -

    Genel olarak bizim insanımızda var bu üşengeçlik bazen yeri geliyor insan kolunu bile kıpırdatmaya mecali olmuyor sanırım bu olay insanın sevdiği iş ile sevmediği şeyleri yapma durumunda kaldığı zaman ortaya çıkıyor.

  6. -

    Üşengeçlik durumu toplumumuzda ve özellikle gençlerde görünen en büyük sorunlardan.
    İhtiyaçlarımız doğrultusunda üşengeç olmuyoruz fakat sorumluluklarımız karşısında üşengeçlik tek rakibimiz oluyor.

  7. -

    Ya ne uğraşıyorsun çayyaş. Üşenmenin bile hakkını vericeksin bu dünyada. “ULAN NE GÜZEL ÜŞENDİM BE”, “O DEĞİLDE İYİ ÜŞENDİM” dedikten sonra rahatlamaktır üşenmek. Yorgunluğunu dışarıya vuramadığın andır. Pişman olma en önemli işlerinin farkına vardığın yerdir üşenmek. Hem ne demişler çay içe içe çayyaş olunmaz…..

  8. -

    Çayımı alıp yazınızı okudum… Her zamanki gibi çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Çağımızın en büyük hastalığı; üşenmek. Yeni neslin “işine gelince” üşengeç olmadığı, “işine gelmeyince” üşengeç olduğu bir zamandayız. Ellerinize sağlık “Çayyaş” bey 🙂

  9. -

    Toplumumuzda, özellikle de gençlerde görünen en büyük sorunlardan biri; üşengeçlik. Yeni nesil gençlerin anneleri ile geçirdiği diyalog(temsili); anasının ona “Oğlum bana bir bardak su verir misin” dediğinde, gencin “PÖFF, anne bardak orada kalkıp alsana.” diye cevap vermesi… Bu üşengeçlik böyle devam ettikçe durum çok kötüye gidecek… Yazı için teşekkürler, takipteyim.

  10. -

    Üşengeçlik ne menem bir şey yahu
    o kadar çok sevmeme rağmen bir çok şeyden sırf üşendiğim için vazgeçmek zorunda kalıyorum 🙁

  11. -

    Valla ne desem bilemiyorum. Üşengeçlik gerçekten de çağımızın hastalığı gibi. yapılması gereken yığınla iş olmasına rağmen bitürlü start veremiyoruz kendimize. bakıyorum şöyle bir kendime ama gerçekten de boşa geçen vaktim de yok gibi. yapılması gereken iş çok, vakit yok diyeceğim ama sanırım bu da milli üşengeçlerin sık kullandıkları sözlerden.

    napalım. Allah yardımcımız olsun. üşenmemek dileğiyle..

  12. -

    Ne de güzel yorumlar yazılmış. Hep diyorum ki “yarın cevap vereceğim”.
    Yarınlar gelemedi 🙂

    Böyle bir üşengeçlik yazısının altındaki bu durum da güzel bir rastlantı oldu. Gelin bu rastlantıyı bozmamak için cevap yazmayayım yorumlarınıza. He? Ne dersiniz?

    Üşendiğimden değil, sadece rastlantıyı bozmamak için 😛

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir