Son Bir Ayın Favori Sporu: Düşünmek

24 Ekim 2015 17 0

turkish-tea-setup-blogSelam olsun çay içerek düşünmenin, düşünme performansını arttırdığına inanan insanlara. Dün akşam yine düşünürken buldum kendimi. Düşünürken derken filozofçasına bir düşünceden bahsetmiyorum. Bahsettiğim düşünme şöyle ki; hani yapılması gereken bir iş olur da onu nasıl yapabileceğinizi ya da yapacağınızı düşünürsünüz ya. İşte tam da öyle bir düşünme. Son günlerde, aslında burayı düzeltmeliyim, son haftalarda yapılması gereken, yapılması zaman alacak ve üzerine oldukça düşünmeyi gerektiren işlerim var.

Tamamlamam için yaklaşık yirmi güne sahip olduğum bir projem vardı. Proje, proje de ne projesi diye soracak olursunuz belki diye cevap vereyim. Okuldan verilmiş bir proje. Kullanıcılardan ikilik sayı sisteminde (binary numbers) sayılar girmesi istenecek ve bu sayıların çarpılması işlemini yapacak bir program. Aslında beni çok zorlayacak bir proje değildi. Fakat programın bazı sınırları vardı. Yani bu çarpma işlemini özgürce, dilediğim şekilde gerçekleştiremiyordum. Sınırlar proje hocası tarafından çizilmişti.

Projede şunlar şunlar kullanılmayacak, sadece şu kullanılacak ve şu şartlarda şu şekilde tepki vererek çalışacak gibi sınırlardan bahsediyorum. Yani benden istenen şey “sana un veriyorum, şeker veriyorum, bir de buzağı veriyorum, şu kadar da süren var; pasta fabrikası kurmanı istiyorum.” gibi geliyordu. Sanırım öyle de (: Konudan fazla uzaklaşmadan toparlayayım, uzunca bir düşünce süreci gerektiren bir projeydi bu. Aklına bir fikir geliyor, bunu uygulayayım deyip başlıyorsun kod yazmaya, ya hata veriyor, saatlerce hatayı çözmekle uğraşıyorsun, hatayı çözünce bakıyorsun ki bu yaptığım şeyin yaptığı şey benden istenenden oldukça farklı bir şey. Sanki pasta fabrikası değil de bir çay fabrikası yapıyor gibi düşünün (: Bol bol düşündüm ve düşünmeye de devam ediyorum. Projeyi yarın teslim etmem gerekiyor (:

Bir başka bol düşünceli sürecim de şu şekilde ilerledi. Bir seyehat planı oluşturmam gerekiyordu. 29 Ekim bayram tatilini de fırsat bilip geze geze memleketime gidip, çok özlediğim ailemle hasret giderip, oy kullanma sorumluluğumu yerine getirmek istiyordum. Yani eldeki verileri şu şekilde listeleyeyim varın siz çıkın işin içinden (:

Eldeki tatil günleri: 28 Ekim öğlenden sonra + 29 Ekim tam gün.
Proje teslim tarihinin ve proje sunumunun bu tarihlere çok yakın olması ve gününün belirsiz olması.
Tatil olmayan günlerde de seyehatte olacağımdan yapılacak derslerdeki devamsızlıklar.
Gidilmesi ‘gerekli’ olan şehirler: Konya ve memleketim Kütahya.
Hangi şehirde kaçar gün geçirileceği tam anlamıyla bir çıkmaz.
Uygun bir ulaşım yolu seçilmesi: İstanbul’dan Konya’ya otobüsle 10 saatmiş. Tren bilet saatleri bana uymazmış. Uçakla ilk yolculuk nasip olacakmış.
Oldukça basit bir işlem olsa da ilk kez uçak bileti alıyor olmaklığın kafada oluşturduğu kocaman bir ‘ACABA‘. Ve ödeme yaparken banka ile havayolu arasındaki iletişimsizlikten kaynaklanan ve iki kez bu şekilde sonuçlanan aksaklık. Ve bunun sonucunda özür mahiyetinde, gönül almak için gönderilen 2 kişilik sinema bileti.

Tüm bunların yaşattığı düşünce karmaşası ve aksiyonlu geçen günler de düşünürken çay içmemim gerekliliği bir kez daha göstermiş oldu.

Bu sefer de düşünürken hiç de çay içemediğim bir düşünce sistemimi paylaşayım sizinle. Bir başvuruda bulunmuştum. Perşembe günü, bu başvuruma dönüş yaptılar. “Başvurunuzu güncellemek için şu şu evrakları şu tarihe kadar bize teslim etmeniz gerekiyor.” Evrak listesine bakıyorum, birçoğu benim İstanbul’da temin edebileceğim evraklar. Fakat bazıları da memleketimden temin edilmesi gerekiyor. Ve bu evrakların son ve tek teslim tarihi de benim uçağa biniş günüm. Bugün (cumartesi) evrakları teslim edebileceğim kişiyle bir görüşmem vardı. Ve bu görüşmeye evrakları getirirsem seyehatimde bir değişiklik yapmama gerek kalmayacaktı. Annem, babam ve kardeşim arasındaki koordinasyonu sağladım ve sağlarken de okuldaki quize girmiştim. Sağolsunlar evrakları jet hızında hazırlatıp kargoya teslim ettiler o günün akşamı. Ertesi sabah (dün, cuma) bana ulaştı. Kargonun bu kadar hızlı gelmesi beni çok şaşırttı. Babamla konuşurken kargoya 23 lira verdiğini öğrenince, o parayı baykuşlara versek onlar daha çabuk getirirdi dedim.

Benden istenen evrakların arasında tabiki özgeçmiş (cv) de vardı. Özgeçmiş yazma konusunda profesyonel olduğumu söyleyemem. Daha önce pek bir özgeçmiş hazırlama deneyimim olmadı. Özgeçmişi hazırlarken de uzun uzun düşündüm. Adımı ve iletişim bilgilerimi öne çıkartmak için büyük yazmalıyım, yoksa abartılı mı olur? Kariyer planımdan bahsederken kullandığım dil çok mu blog dili oldu ki? Fotoğrafım vesikalık mı olsun yoksa sırıtan bir fotoğraf mı, acaba çok mu samimi olur ki? Hobilerime çay içmek yazsam mı ki?

cok-begendigim-ozgecmis-sablonu
Özgeçmiş yazmaya başlamadan önce biraz internete bakayım, bakalım kuralları varmıymış, nasıl bir şablon oluştursam ki diye. Yukarıdaki özgeçmiş şablonunu çok beğendim. Bu şekilde bir özgeçmiş hazırlayayım dedim ama zamanımın kısıtlı olması buna engel oldu. Bir word dosyasında yaklaşık bir buçuk saat kadar vakit ayırarak bir özgeçmiş hazırladım. Bu şablonla karşılaştığım yerde biraz dolaştım belki daha güzelleri de vardır diye. Daha güzeli yoktu ama yine kendi çapında güzel olabilecek şablonlar vardı. Göz atmak isterseniz şuraya tıklayabilirsiniz. Aralarında beğendiğiniz olursa, işte benim özgeçmişim bu şekilde olsun derseniz, Matbuu.com çeşitli kalitelerde kağıtlar kullanarak baskı yaptırabilmenizi sağlıyor. İlgilenirseniz bir uğrayın derim.

Son zamanlarda bu şekilde uzun uzun, önemli ve kritik olan düşünceler içindeydim. Fikir alışverişi gibi bir ortam da oluşmadığı için ya da düzeltmeliyim, fikrini merak ettiğin kişinin senin istediğin açıdan yaklaşamıyor olması bu süreci biraz zorlu ve yorucu kıldı. Yani sizin anlayacağınız bir çayın hayrını gördüm. Bu yazıyı yazarken de çayımı soğuttum. Ayıp ettim sanki. Gönlünü alsam iyi olacak, görüşmek üzere (:

Tags: çayın düşünmeye etkisi, cv hazırlama, düşünürken çay içmek, kod yazarken çay içmek, özgeçmiş hazırlama, özgeçmişte nasıl bir dil kullanılır Categories: Günlük
share TWEET PIN IT SHARE share share
Mustafa Türk

Selam olsun diyerek başlıyorum yazmaya. Yazılarımdan birkaçını okumuşsanız kafanızda bir Mustafa resmi canlanmaya başlamıştır. Silüet demek daha doğru olabilir aslında. Kütahya’nın dehşetli soğuklarının olduğu bir kış vaktinde gece yarısı doğmuşum. Geceye olan sevdamın kaynağı bu noktaya dayanıyor olabilir. Ve bu yazının devamı okunmak istenmiş olabilir. Devamı...

Yorumlar
  1. -

    Düşünmek oldukça önemli sonrasında icraata geçmek daha da önemlidir bence.

    1. -

      kesinlikle sana katılıyorum sherlock ! kardeşim 🙂 evet mustafa ! iyi bir yazı yazmışsın teşekkürler

  2. -

    ata sporudur düşünmek önemlidir 🙂

  3. -

    Bende spora gitmek istiyorum biryerden başlamak gerek gerçekten

  4. -

    Çok güzel bir makale olmuş. Düşünmek çok değerli bir hediye. Düşünmek insanın kendisi ve etrafındakileri için verebileceği en büyük hediyedir bence.

  5. -

    Düşünmekten zarar gelmez, düşünmeden yapılacak şeylerden göreceğin zarar her zaman daha fazladır.Bir atasözü bile var ’40 düşün 1 konuş’ diye.
    Çayın gönlü daha fazla kırılmadan bir yudum daha alayım bari.

  6. -

    Ben biraz fazla düşünmeye başladım galiba çok derinlere iniyorum sonra elde birşey yok 🙁

  7. -

    etkileyici paylaşım

  8. -

    Düşünmek için bol vaktiniz var. Peki düşündüklerimizi gerçekleştirmek için? Sanırım bizi en çok yoran kısım da burası. Yazınızı çok beğendim, ellerinize sağlık, selamlar…

  9. -

    Düşünmek ciddi manada önemlidir. En önemli projelerin ilk adımı nedir ? Düşünmek. Daha söze gerek yok bence.

  10. -

    yazı çok güzel olmuş. Ben de sportmen bir kişiliğe sahip olduğunuzu düşündüm bu yazıyı okurken çünkü her gün düşünüyorum.

  11. -

    kardeşim her zaman spor yapmayı düşünüyoruz ama icraata gelince sıfır 😀 Sonra yine düşünüyoruz ama takat edemiyoz ki 😀

  12. -

    Yaşıyorsan öyleyse düşünmelisin. Sanırım en mantıklı özlü sözlerden biri. Sınıflandırdığımız zaman hayvanlarda düşünür. Onlardan yaşam hakkı olarak farkımız olmasa bile, uygulayabilme imkanımız varken düşünebilmek gerek. Düşünebilen insan kazanan insandır. Makale için düşüncene sağlık.

  13. -

    İnsan olabilmenin şartlarından biri değil midir? Hiçbir zaman vazgeçilemez 🙂 Sıralamış olduğunuz işleriniz ve projelerinizde başarılar dilerim hocam!

  14. -

    düşünüyorum öyleyse varım.

  15. -

    Bence Hobilere çay içtiğinden insanları haberdar et çünkü ona göre hazırlık falan yapsınlar… yazı için teşekkürler ara sıra böyle samimi şeyler okumak lazım.

  16. -

    “Düşün düşün nereye kadar” diye geçirsem de içimden hep, düşünmeden de yapamıyor insan. Derinlerinden silemiyor bazı şeyleri. Üzerine ne kadar toprak atsa de gitmiyor bazı şeyler oralardan.
    Defalarca kılsan da cenaze namazını aklında girmiyor bir türlü o toprağın altına düşünülmemesi gerekenler.

    Ne güzel anlatmışsın Çayyaş, varol sen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir