Son Bir Ayın Favori Sporu: Düşünmek

turkish-tea-setup-blogSelam olsun çay içerek düşünmenin, düşünme performansını arttırdığına inanan insanlara. Dün akşam yine düşünürken buldum kendimi. Düşünürken derken filozofçasına bir düşünceden bahsetmiyorum. Bahsettiğim düşünme şöyle ki; hani yapılması gereken bir iş olur da onu nasıl yapabileceğinizi ya da yapacağınızı düşünürsünüz ya. İşte tam da öyle bir düşünme. Son günlerde, aslında burayı düzeltmeliyim, son haftalarda yapılması gereken, yapılması zaman alacak ve üzerine oldukça düşünmeyi gerektiren işlerim var.

Tamamlamam için yaklaşık yirmi güne sahip olduğum bir projem vardı. Proje, proje de ne projesi diye soracak olursunuz belki diye cevap vereyim. Okuldan verilmiş bir proje. Kullanıcılardan ikilik sayı sisteminde (binary numbers) sayılar girmesi istenecek ve bu sayıların çarpılması işlemini yapacak bir program. Aslında beni çok zorlayacak bir proje değildi. Fakat programın bazı sınırları vardı. Yani bu çarpma işlemini özgürce, dilediğim şekilde gerçekleştiremiyordum. Sınırlar proje hocası tarafından çizilmişti.

Projede şunlar şunlar kullanılmayacak, sadece şu kullanılacak ve şu şartlarda şu şekilde tepki vererek çalışacak gibi sınırlardan bahsediyorum. Yani benden istenen şey “sana un veriyorum, şeker veriyorum, bir de buzağı veriyorum, şu kadar da süren var; pasta fabrikası kurmanı istiyorum.” gibi geliyordu. Sanırım öyle de (: Konudan fazla uzaklaşmadan toparlayayım, uzunca bir düşünce süreci gerektiren bir projeydi bu. Aklına bir fikir geliyor, bunu uygulayayım deyip başlıyorsun kod yazmaya, ya hata veriyor, saatlerce hatayı çözmekle uğraşıyorsun, hatayı çözünce bakıyorsun ki bu yaptığım şeyin yaptığı şey benden istenenden oldukça farklı bir şey. Sanki pasta fabrikası değil de bir çay fabrikası yapıyor gibi düşünün (: Bol bol düşündüm ve düşünmeye de devam ediyorum. Projeyi yarın teslim etmem gerekiyor (:

Bir başka bol düşünceli sürecim de şu şekilde ilerledi. Bir seyehat planı oluşturmam gerekiyordu. 29 Ekim bayram tatilini de fırsat bilip geze geze memleketime gidip, çok özlediğim ailemle hasret giderip, oy kullanma sorumluluğumu yerine getirmek istiyordum. Yani eldeki verileri şu şekilde listeleyeyim varın siz çıkın işin içinden (:

Eldeki tatil günleri: 28 Ekim öğlenden sonra + 29 Ekim tam gün.
Proje teslim tarihinin ve proje sunumunun bu tarihlere çok yakın olması ve gününün belirsiz olması.
Tatil olmayan günlerde de seyehatte olacağımdan yapılacak derslerdeki devamsızlıklar.
Gidilmesi ‘gerekli’ olan şehirler: Konya ve memleketim Kütahya.
Hangi şehirde kaçar gün geçirileceği tam anlamıyla bir çıkmaz.
Uygun bir ulaşım yolu seçilmesi: İstanbul’dan Konya’ya otobüsle 10 saatmiş. Tren bilet saatleri bana uymazmış. Uçakla ilk yolculuk nasip olacakmış.
Oldukça basit bir işlem olsa da ilk kez uçak bileti alıyor olmaklığın kafada oluşturduğu kocaman bir ‘ACABA‘. Ve ödeme yaparken banka ile havayolu arasındaki iletişimsizlikten kaynaklanan ve iki kez bu şekilde sonuçlanan aksaklık. Ve bunun sonucunda özür mahiyetinde, gönül almak için gönderilen 2 kişilik sinema bileti.

Tüm bunların yaşattığı düşünce karmaşası ve aksiyonlu geçen günler de düşünürken çay içmemim gerekliliği bir kez daha göstermiş oldu.

Bu sefer de düşünürken hiç de çay içemediğim bir düşünce sistemimi paylaşayım sizinle. Bir başvuruda bulunmuştum. Perşembe günü, bu başvuruma dönüş yaptılar. “Başvurunuzu güncellemek için şu şu evrakları şu tarihe kadar bize teslim etmeniz gerekiyor.” Evrak listesine bakıyorum, birçoğu benim İstanbul’da temin edebileceğim evraklar. Fakat bazıları da memleketimden temin edilmesi gerekiyor. Ve bu evrakların son ve tek teslim tarihi de benim uçağa biniş günüm. Bugün (cumartesi) evrakları teslim edebileceğim kişiyle bir görüşmem vardı. Ve bu görüşmeye evrakları getirirsem seyehatimde bir değişiklik yapmama gerek kalmayacaktı. Annem, babam ve kardeşim arasındaki koordinasyonu sağladım ve sağlarken de okuldaki quize girmiştim. Sağolsunlar evrakları jet hızında hazırlatıp kargoya teslim ettiler o günün akşamı. Ertesi sabah (dün, cuma) bana ulaştı. Kargonun bu kadar hızlı gelmesi beni çok şaşırttı. Babamla konuşurken kargoya 23 lira verdiğini öğrenince, o parayı baykuşlara versek onlar daha çabuk getirirdi dedim.

Benden istenen evrakların arasında tabiki özgeçmiş (cv) de vardı. Özgeçmiş yazma konusunda profesyonel olduğumu söyleyemem. Daha önce pek bir özgeçmiş hazırlama deneyimim olmadı. Özgeçmişi hazırlarken de uzun uzun düşündüm. Adımı ve iletişim bilgilerimi öne çıkartmak için büyük yazmalıyım, yoksa abartılı mı olur? Kariyer planımdan bahsederken kullandığım dil çok mu blog dili oldu ki? Fotoğrafım vesikalık mı olsun yoksa sırıtan bir fotoğraf mı, acaba çok mu samimi olur ki? Hobilerime çay içmek yazsam mı ki?

cok-begendigim-ozgecmis-sablonu
Özgeçmiş yazmaya başlamadan önce biraz internete bakayım, bakalım kuralları varmıymış, nasıl bir şablon oluştursam ki diye. Yukarıdaki özgeçmiş şablonunu çok beğendim. Bu şekilde bir özgeçmiş hazırlayayım dedim ama zamanımın kısıtlı olması buna engel oldu. Bir word dosyasında yaklaşık bir buçuk saat kadar vakit ayırarak bir özgeçmiş hazırladım. Bu şablonla karşılaştığım yerde biraz dolaştım belki daha güzelleri de vardır diye. Daha güzeli yoktu ama yine kendi çapında güzel olabilecek şablonlar vardı. Göz atmak isterseniz şuraya tıklayabilirsiniz. Aralarında beğendiğiniz olursa, işte benim özgeçmişim bu şekilde olsun derseniz, Matbuu.com çeşitli kalitelerde kağıtlar kullanarak baskı yaptırabilmenizi sağlıyor. İlgilenirseniz bir uğrayın derim.

Son zamanlarda bu şekilde uzun uzun, önemli ve kritik olan düşünceler içindeydim. Fikir alışverişi gibi bir ortam da oluşmadığı için ya da düzeltmeliyim, fikrini merak ettiğin kişinin senin istediğin açıdan yaklaşamıyor olması bu süreci biraz zorlu ve yorucu kıldı. Yani sizin anlayacağınız bir çayın hayrını gördüm. Bu yazıyı yazarken de çayımı soğuttum. Ayıp ettim sanki. Gönlünü alsam iyi olacak, görüşmek üzere (:

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

16 Yorumlu

  1. sherlock 26 Ekim 2015 Cevapla
    • katınkatılınkatışmayacanverin 28 Ekim 2015 Cevapla
  2. düşünemeyen düşünceli 28 Ekim 2015 Cevapla
  3. selim keri 3 Kasım 2015 Cevapla
  4. Mustafa 5 Kasım 2015 Cevapla
  5. Engin ÖNAL 15 Kasım 2015 Cevapla
  6. Can YİĞİTEROL 26 Aralık 2015 Cevapla
  7. ferhat 11 Ocak 2016 Cevapla
  8. Ata Ozan 15 Ocak 2016 Cevapla
  9. Serative 26 Ocak 2016 Cevapla
  10. ercan 24 Nisan 2016 Cevapla
  11. yakup 30 Nisan 2016 Cevapla
  12. Serdar SEZEN 21 Haziran 2016 Cevapla
  13. Faruk Yaman 14 Temmuz 2016 Cevapla
  14. Ahmet Düzen 20 Temmuz 2016 Cevapla
  15. Kenan 5 Ağustos 2016 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


gün-doğumu-sunrise
Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
burusmus-kagitlar
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6