Pandispanya Ne Ola Ki?

Pandispanya, pastalarda kullanılan ve birçok şekilde tüketilebilen bir kek türüne verilen isimdir. Şurup dökülebilir, jöle ile kaplanabilir, krema ile örtülebilir, arasına reçel koyulabilir, çikolata sürülebilir. Yağlı yapısı gereği uzun süre dayanabilir.

Pandispanya kelimesinin kökenine inecek olursak İtalyanca’daki ekmek anlamına gelen Pane ve İspanya kelimelerinin birleşmesiyle oluşur. Rivayet edilir ki;

15. yy’da, İstanbul’un fethinin üzerinden henüz bir çeriboyu kadar vakit geçmişti. Aradan geçen bunca vakte rağmen Anadoluda hala bir hareketlilik, canlılık hakimdi. Anadolu Beylerbeyliği de bu hareketliliklerin dizginlenmesinde büyük rol oynuyordu. Anadolu Beylerbeyliği o zamanlar Bursa ve Ankara’dan sonra Germiyan Sancağı’nda yani şimdiki adıyla Kütahya’da merkez haline gelmişti.

Beylerinbeyi bir bahar vakti üç adamıyla birlikte avlanmaya çıkmıştı. Akşama kadar oradan oraya gezinmişler fakat minicik bir tavşancık bile yoktu heybelerinde. “Bu bahar bize bereketsiz geldi anlaşılan” deyip akşamı geçirmek için bir sıra servinin altında durdular. Bereketsiz diyordu, diyordu ama servilerin aralarından süzüle süzüle gelen rüzgar tatlı bir hal alıp içlerini hoş ediyordu…
kutahyanin-pinarlari
Bununla da kalmayıp az öteden gürleye gürleye çağlayan bir su geçiyordu. Yöre zaten pınarlarıyla ün salmış bir yöreydi, ne tarafa dönsen şırıl şırıl akan su sesi duyulur idi. Yedi sene evvelden beri yerin altından kaynar su bile çıkıyor idi.

İkindi namazlarını kılıp ateşi yakmışlar, semaverlerinde çayın demlenmesini beklerler iken suyun gürültüsünü, rüzgarın uğultusunu bastıran gurultular gelmeye başlamıştı karınlarından. Ava çıktıklarından yanlarında biraz su biraz çaydan başka erzak yoktu. “Ava çıkan adam ekmek mi alırmış yanına!

Çay demini almış, karınlarındaki ses gök kubbeyi sarmış idi. Karşıdan iki kişi geliyordu, kamalarına davrandılar. Yaklaştıkça sıfatları daha belirgin hale geliyordu, saçları kırlaşmaya yenice başlamış bir adamla, onun boyuna yetişmiş bir kız geliyordu. Zararsız göründüklerinden kamalarını geri koydular. Yanlarından geçerken selam verdi adam ve yollarına yöneldiler. Bey seslendi “Durasınız hele! Nerden gelir nereye gidersiniz? Gelin iki soluklanın, çayımızdan ikram edelim”. Adam çekinmiş ve biraz korkmuş olsa da daveti kabul etti, beyin gösterdiği yere oturdular.

Gün batmaya yakındı. Çayın buğusu, közün kokusu, servilerin titreşmesi sohbetlerine tat katmıştı. Çayla birlikte adamın ekmeğini de paylaşıyorlardı. Ekmeğin görüntüsü ekmekti de tadı pek ekmeğe benzemiyordu. Pek de beğenmişlerdi. Adam çiftçiydi ve Avrupa’dan gelen ticaret gemilerinden birisiyle gelmişti. Yahudi köyleri talan edildiği için yanındaki kızının da gözlerinin önünde işkence edilip öldürülmemesi için zulüm ocağından gizlice gemilerin birine atlayıp gelmişti. Geminin nereye gittiğini bilmiyordu ama önemli de değildi. Ona göre İspanya dışındaki her yer cennetti. İki hafta önce Aydın’da inmişlerdi gemiden. O vakitten beri sığınabilecek bir yer arıyordu.

Bey çiftçinin muhabbetini pek beğenmişti. Geceyi bizimle geçirin sabah yola devam edersiniz diye ısrar edince çiftçi pek memnun olmuştu. “Bu ekmeği nereden aldın, hangi köyde yaparlar böyle güzel ekmeği. Pek beğendik, ekmeği kim yaptıysa bizim mutfakçılara da öğretsin dilerim.” deyince ekmeği kendisinin yaptığını öğrendi. “Son paramızla o gemiye bindik beyim.” Bir ay evvel yapmıştı. Rahmetli eşinin yaptığı gibi olmasa da ucu nereye varacağı bilinmeyen yollarda aç kalmayı kimse istemezdi. Bey, artık kalacak yer aramasına gerek kalmadığını söyledi. “Bizimle Germiyan’a gelesiniz. Fırınlardan birinin başına seni koyalım. Hemi lezzetli hemi de bir ay dayanabilen ekmeklerden yaparsın.”

Bey ve adamları yatsı namazlarını kılarlarken çiftçiyle kızı da kendi aralarında müjdeyi paylaştılar. Hallerinden memnundular…

Ertesi gün sancağa dönüp çiftçiye bir fırın tahsis ettiler, fırıncı yaptılar. Küçük de bir ev verdiler. Ekmeklerinin ününü zamanla duymayan kalmadı. Tadı ve dayanıklılığı, o yörenin ekmeğine pek benzemediğinden ispanyolun ekmeği diye bilinirdi fırıncının ekmekleri.

Aradan yıllar yıllar geçmiş torunları sayesinde Osmanlı topraklarının birçok yerine ulaşmış bu lezzet. Batıyla çok içli dışlı olunan 19. yy’da avrupayi birçok kelime girmiş dilimize. İspanyolun ekmeği de bu yeni kelimelerden nasibini almış. İtalyanca’da pane dedikleri ekmek kelimesini almışlar. İspanyolun ekmeğini de pane + ispanya şeklinde birleştirip pandispanya diye servise hazır hale getirmişler.

pandispanya-nedir-kokeni-neresidir-ne-kadar-dayanir

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

2 Yorumlu

  1. Buse 23 Temmuz 2015 Cevapla
  2. Berkay Karaman 8 Ağustos 2015 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


gün-doğumu-sunrise
Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
burusmus-kagitlar
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6