Oyunlar Hakkında Küçük Bir Yalnızlığın Büyük Kazanımları

Tüm şekeri eritmiş olmama rağmen halen daha çayımı karıştırmaya devam ettiğimi düşünürsek, Mustafa’nın yazılarına hipnotize olduğumu söyleyebiliriz. En son okuduğum “Akıllı teknolojiyle birlikte aklımızı da kullanabilmek” başlıklı yazısından sonra düet yapasım geldi 🙂

Değişime ve gelişime karşı direnen biri değilim. Hayır hayır, bu yazıda teknolojinin zararlarından da bahsetmeyeceğim. Benimkisi küçük bir yalnızlığın büyük kazanımlarıyla ilgili.

Lise yıllarında kendimi yalnız hissetmeme sebep olan ve birçok arkadaşımı yavaş yavaş zehirleyen bilgisayarları ben de kullanmıştım. Aradaki fark: Ben anlamsız konularda saçma sapan blog yazıyordum, onlar ise adını akıl oyunları koydukları o böcekli strateji oyunlarıyla adeta transa geçiyorlardı. Tabi tabi, içinde “strateji” kelimesi geçtiği için tam bir akıl oyunuydu onlar(!) Yalnız kalmamın tek sebebi de bu akıl oyunlarıydı işte! Bilirsiniz, 2000’li yıllarda ortaokul veya liselilerin keyifle sohbet edebileceği ortak konular, internet kafe kültürüyle yakından alakalıydı.

Halen daha o katılım gösteremediğim ve anlam veremediğim sohbetler beynimde yankılanıyor.
Sen kaçıncı leveldasın, ben o carı açtım, şu serveri kim kurdu vs vs…

Çığlık atasım gelirdi 🙂 E tabi, kimse benim HTML kodlamada görsele köprü vermeyi öğrenmemle ilgilenmeyecekti. Hele ki _blank yaparak linkleri artık yeni sekmede açmayı öğrenmiş olmam benden başka kimseye heyecan vermezdi 🙂 Dönemin trendlerine göre blog yazarlığıyla ilgilenmek inanılmaz sıkıcıydı. Bunu ancak benim gibi sıkıcı adamlar tercih ederdi.

Dürüst olmak gerekirse o dönemlerde “içerik yazarlığı” hakkında en ufak fikrim yoktu. İlerde mumla aranan mesleklerden biri olabileceğini bilmiyordum ancak araştırmanın, yazmanın ve sosyalleşmenin zararlı olmayacağını da biliyordum. Yani, online strateji oyunlarıyla kıyasladığımda vaktimi daha iyi değerlendirdiğimi düşünüyordum.

Aradan yıllar geçti. Zamanında sınıfın en çalışkan öğrencilerinden olan kuzenim, internet kafelerde harcadığı mesai yüzünden çoktan eğitim hayatına son vermişti. Eğitim hayatına son vermek bir tercih değil; sınıf tekrarı hakkı kalmamış olmasıyla ilgiliydi. Öz kardeşimin, evimizdeki bilgisayar başında altına kaçırdığını ilk duyduğumda ise daha ağır bir şok yaşamıştım. Neler oluyordu? Akranlarım ve aynı dönemin çocukları olan kardeşlerim (küçüklerim) tek tek dökülüyordu. Patır patır dökülüyorlardı!

Tıpkı Mustafa’nın kendi yazısında kullandığı benzetme gibi; teknoloji, insanları ağına düşürüp yavaş yavaş yok eden bir örümcek miydi? Elbette, onu yanlış kullananlar için öyleydi.

Ben belki ilgisiz bir çocuk olduğum için ucuz atlatmıştım. İnternet kafelerin vazgeçilmez oyunlarından haz etmediğim için küçük bir yalnızlığın büyük kazanımlarını yaşayacaktım. Çok da bilinçli olduğumdan değil yani.

Nitekim şuan hepimiz o geçiş dönemine şahit olmuş yetişkinleriz. Artık hiçbir mazeretin arkasına sığınamayız. Bundan sonra çocuklarımızı teknolojinin esiri değil –yine Mustafa’nın deyimiyle– efendisi yapmalıyız. Teknoloji karmaşasında dünyaya gelmiş çocuklara teknolojiyi yasaklamak yerine onu doğru ve kontrollü kullanmayı öğretmeliyiz. (Bunu ben değil; oyun terapisti ve çocuk gelişim uzmanları söylüyor)

Mesela, çok basit bir örnek vereyim. Bizzat bu projede yer aldığım için hakim olduğum alandan örnek vereceğim:
Yıldız Teknik Üniversitesi akademisyenleri ve pedagoji alanında uzman doktorlar tarafından geliştirilen TÜBİTAK destekli akıl oyunları (gerçek bir akıl oyunu) uygulamasını hiç incelediniz mi? Henüz incelemediyseniz muhakkak göz atmanızı öneririm. Avrupa ülkeleri şimdiden yoğun ilgi göstermeye başladı. Türkçe olan uygulamanın ilk etapta İngilizce ve Almanca dil destekleri geliştirildi.

Yahu neymiş bu MentalUP Akıl Oyunları?” Dediğinizi duyar gibiyim. Hemen açıklıyorum:
MentalUP, 4 yaş üzeri (5 yaş, 6 yaş) okul öncesi eğitiminden tutun da yetişkin bireylere kadar herkesin beyin egzersizi yapmasını sağlayan oyun görünümlü bilimsel bir uygulamadır. Oyun görünümlü dediğim de egzersizlerin tamamen oyun formatında tasarlanmasıyla alakalı.
MentalUP’ın kişiye özel oluşturduğu günlük çalışma planındaki akıl oyunları, kullanıcının zihinsel becerilerini geliştirmeye yönelik tasarlandı. Aynı akıl oyunu, yetişkinlerin dikkat ve hafıza gelişimi için tercih konusu olmayı başardı. Şimdi de Türkiye’den tüm dünyaya yaygınlaşıyor.

Neyse, lafı çok uzatmadan toparlamak istiyorum. Akıl oyunlarını Google Play Store’da incelemek isteyenler buradan bakabilir: Akıl Oyunları (MentalUP)

MentalUP akıl oyununu kullananların büyük bir bölümünü aşağıdaki yaş gruplarından oluşuyor:
5 yaş
6 yaş
7 yaş
8 yaş
9 yaş
10 yaş
11 yaş
20 yaş ve üzeri (İş hayatındaki yetişkinler)

Demem o ki; bu tür faydalı oyunlar da teknolojinin bir parçası. Teknoloji’nin hayatımızı kolaylaştırma ve yaşam kalitemizi yükseltme amacı esastır. Elbette, her hatalı kullanım gibi akıllı teknolojilerin de hatalı kullanımı zarara dönüşebilmektedir.

Blog Yazarı: Bünyamin Kapıcıoğlu

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

3 Yorumlu

  1. fikiralemi 31 Mayıs 2017 Cevapla
  2. Ahmet Dinçer 22 Eylül 2017 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6
mraniye escort
maltepe escort
Pendik Escort
Ataşehir Escort
turk porno