Ölümüne Marsa Gidiyorlar

Mustafa Türk

Geçtiğimiz günlerde bir kongreye katıldım. Kongrede konferans verenler arasında MarsOne Projesi Ateşesi Prof. Gerardus’t Hooft da vardı. Hooft, MarsOne projesi hakkında bilgilendirme yapmıştı.

Aya gitmek, uzaya seyahat etmek gibi konular nedense kulağa hoş geliyor, insanın dikkatini çekiyor. Ben de bu adamın Mars’ta yaşam hakkında konferans vereceğini duyunca epey ilgimi çekmişti, can kulağıyla dinlemiştim. Uzaya seyahatlerden en bilineni aya yolculuktur. Dünyadan aya gitmek için yolculuk 1-2 gün sürüyor. Lakin Mars deyince insan biraz afallıyor. Çünkü Mars dünyaya Aydan kat kat daha uzak bir gezegen. Ve Hooft da Marsa gitmek için yolculuğun minimum 7 ay süreceğini söylemişti. Bu proje dahilinde Marsa gitmek isteyen 100 bin kişi başvurmuş ve aralarında Türklerin sayısı da oldukça fazlaymış.

2 yılda yalnızca bir defa gemi kalkacakmış. Bunun nedeni Mars ve Dünyanın yörüngeleri üzerinde birbirine en yakın oldukları konuma gelme periyodu 2 yıl. Yani 2 yılda bir defa Dünya ve Mars en yakın konumda oluyorlar ve o anda da gemi fırlatılıyor. Marsa gidişten bahsettim ama bu öyle tur değil yani git, gez, geri gel misali… Marstan geri dönüş mümkün değil. Geri dönüşün mümkün olabilmesi için Marsa giden kafilenin orada bir gemi inşa etmeleri gerekiyor. Hadi yaptılar diyelim, daha da önemlisi enerji kaynağı bulmaları gerekiyor. Nükleer enerji kullanılsın madem dediğinizi duyar gibiyim. Hoofta da sorulmuştu bu soru ve nükleer santral inşa etmenin çok uzun süreceği ve çok zor olduğunu söyledi.

Marsta yaşam şartlarından bahsetmek gerekirse… Marsa yapılacak ilk seferde koloniler oluşturulacak. Resimlerde de görüldüğü gibi küçük küçük kulübeler olacak ve hepsi birbiriyle bağlantılı olacak. Beslenme ve oksijen ihtiyacı için seralar oluşturulacak. Bu seralarda hastalanan bitkileri hastalık diğer bitkilere yayılmadan tedavi edebilecek bir teknoloji kullanılacak. Güneşe epey uzak olduğu için hava çok soğuk, dolayısıyla ısınma ihtiyacı için de enerji gerekecek. Yeryüzü bildiğiniz çöl. Ömür boyu çölde ne yapılabilir ki, çölde yaşamamış bir insan için oldukça zorlayıcı bir ortam.

Marsta bu zorlayıcı -yaşama- ayak uydurulabilmesi için eğitimler verilmeye başlanmış. Bu eğitimler Marsa benzetilmiş bir alanda veriliyor. Yerçekimi olsun, sıcaklığı olsun, oksijen durumu, su ihtiyacı vesaire… Sadece bu eğitimlerde başarılı olanlar Marsa gidebilecekler. Eleme usulüyle belirleniyor yani.

O değil de… Bu 100 bin kişi ne ayak? Bir insan dünyadan bu kadar mı sıkılır. Masraflar 6 milyar dolar civarındaymış ve aldığın bilet de tek yön, gidiş var dönüş yok. Nasıl yaşanabilir ki orada? Canınıza mı susadınız. Dünyadaki ekstrem şartlarda yaşamayı beceremeyip oradaki minimum şartlarda yaşayabileceğini düşünüyorlar. Ha pardon bu 100 bin kişi Marsa ölmek için gidiyordu zaten. E adamlar da parayı bulunca ne yapacaklarını sapıtıyorlar tabi. Paran mı var derdin var… Allah parası olana akıl fikir bizlere de böyle absürt isteklerimiz olmayacak kadar para versin (: Siz ne düşünüyosunuz bu konuda? Param olsa 100 001. kişi ben olurdum mu derdiniz ?

2013 yılından beri 'bi çayyaş daha...' sloganıyla blog yazıyorum. Yazdığım yazıların türü edebiyatta deneme kategorisine giriyor. Bilgisayar Mühendisiyim ve IOS Geliştirici olarak çalışıyorum. Yürümeyi ve farklı mizaçtaki bitkileri bir araya getirip çay denemeleri yapmayı seviyorum...Devamı

Yorumlar

  1. anoncan 17 Aralık 2013

    Bk.: doctor who waters of mars

    Cevapla
    1. Mustafa Türk 17 Aralık 2013

      doctor who yu hiç izlemedim, birşey diyemem (:

      Cevapla
  2. İhsan Altuğ 28 Eylül 2015

    Günümüz bilim dünyasında en büyük sorun uzayda ışık hızında veya çok yüksek hızda hareket eden gemiler ve motorlar inşa etmektir. Bilim insanları bunu yaparken salt ışığın itme gücünden faydalanmak suretiyle bu hıza ulaşmak için araştırmalar yapmaktadırlar. Ama teorinin temelleri yanlıştır. Çünkü Işık hızı ile çalışan ve ışığın itme gücü iyle çalışan motorlar şu anda tamamen hayal ürünüdür. Ama Buradan mars veya diğer gezegenlere yada dünyanın uydusu Ay’ a gitmek için çok daha farklı bir motor anlayışından yola çıkılması mümkündür. Bu konudaki temel prensip kitle çekim yasası esaslarından faydalanmaktır. Ama bunu yaparken hedef gezegen veya uydu sabit ururken, bu gezegene gitmek üzere yola zçıkan uzay aracının hızını manyetik çekici motorlar suretiyle arttırarak hedef gezegene doğru gemiyi çekmektir. ( Frenleme sistemi ile karşı prensip ile çalışır. Hızlanabiliyorsan yavaşlamalı ve durabilmelisin.) Motor sistemi itici değil manyetik çekici güç sistemi isasına göre çalışan bir motor sistemidir. Bu durumda ışık hızı olmasa bile ıyık hızına yakın bir hızda hedef gezegene varmak mümkün olabilecektir. Bu durumda asıl olan şey hareket halindeki uzay aracının hızını aracın hedef kitleye yöneilik bir rota oluşturmak suretiyle manyetik çekim gücünü arttırkam suretiyle hızlanmasını ve gerekli ivmelemeyi sağlamaktır. Bu şekilde saatte 50.000 km hız yerine saniyede 50,000 km hız ile hedef gezegen kütlesine ulaşmak mümkün olacaktır. Geri ivmelemeyi sağlayan karşı manyetik motorlar ile aracın yavaşlaması ve durması sağlanacaktır. buna atlama işlemi demekte mümkündür.

    Cevapla
  3. Soner 22 Eylül 2017

    Biz daha Türkiyeyi gezemedik adamlar MARS’a gidior.

    Cevapla