Kitap da İncinir, İncitme!

5 Ocak 2015 15 0

Selam olsun güzel insanlar. Selam olsun kitap aşkıyla yanıp tutuşanlar, kitap okuma aşkına sahip olabilmek isteyenler. Her kitap okuyuşunuzda Kitab-ı Azimüşşan kokusu duymanızı temenni edip yazıya başlıyorum.

Belki böyle bir yazıya kitap okumanın faydalarıyla ilgili birkaç satır yazarak başlamak gerekebilirdi. Ama bu yazı genel bir kitap sevdası yazısı olmayacak, nokta atışı bir konu üzerinde duracağım. O yüzden gerek duymadım. İlerleyen zamanlarda yine o konuda da bir şeyler yazarım.

kis-cay-ve-kitap
Şu an kitap okuma geçmişime şöyle bir baktığımda 10 yaşlarındayken okuduğum kitaplardan zevk aldığımı hatırlıyorum. Bu kitaplar zannediyorum ki ilkokul öğretmenimin verdiği ödevler içinde. Ortaokulda kitaba dair tek bir kıvılcım bile yok. Sebebi olarak o zamanki Türkçe öğretmenimi görüyorum. Ortaokul kitapsız geçiyor ve etkisi ne yazık ki lisede de sürüyor. Lise sonda yine bir kitap okuma isteği geliyor ve nadiren de olsa kitap okuyorum. Yaklaşık 15 ay önce üniversiteye başlıyorum ve ev arkadaşım sayesinde yeniden kitaplara sarılıyorum. O noktadan sonra pek ayrı gayrımız olmuyor kitaplarla. Yani kitap sevdası sürekli olan bir şey değil, bunu gördüm. Çevresel faktörler fazlasıyla etkili olabiliyor.

Hayatımın ilk 18 senesinde okuduğum kitaplar son 18 ayındaki kitaplarla hemen hemen eşit gibi.

Okuduğum, beğendiğim kitapları sevdiklerimle paylaşırım. Şu kitabı okudum çok beğendim, senin ilgi alanına giriyor, okumalısın, hatta dur ben vereyim sana o kitabı…

Kitaplarımı başkalarıyla paylaşıyorum. Ben faydalandım, bir başkası da faydalansın istiyorum. Kitaplığımı çevremdekilere açıyorum. Kimi arkadaşlarım sağolsunlar emanet kitabı bırak üzerine yazılar yazmayı, altını çizmeyi, sayfalarını katlamayı, cildini iki eliyle ayırıp kollarını dayamayı; kitabı iki eliyle tutup, kapakları arasındaki açı doksan derece (dik) olacak şekilde tutarlarken gördüm. Sağolsunlar. İşte böyle arkadaşlarıma kitaplığımı açmamda bir sakınca yok. Hatta onlarla paylaşınca ben de mutlu oluyorum.

Ama bazı arkadaşlarım da var ki emanet ettiğin kitaba ilgisiz alakasız özlü sözler yazarlar, telefon numarası not alacak olurlar en arkadaki boş sayfanın köşesini yırtarlar, kitabı ortadan ikiye ayırırlar ve kitap kapalıyken bile o sayfa işaretli gibi gözükür, sayfaların üzerinde bardak dibi izi…
İşte böyle adamlara da çok bozuluyorum. Arkadaşım olmasa kavga sebebi. Emanete hıyanet işte budur. Okumayacaksan okumayacağım de kardeşim neden alıp kitaba eziyet ediyorsun. Kitabın maddi değerini, bana olan saygıyı geçtim kitaba saygın olsun biraz.

Bu yazıyı okuyanların arasında inşallah kitaba böyle davranan arkadaşlarım da vardır.
Belki biraz yüzleri kızarır.
Kızarsın!
Bir daha kitap ödünç almak istemezler en azından, çünkü tersleyeceğimi tahmin etmişlerdir. Yada etmemişler midir? Öyle ya, kitaba böyle davranırken içi cız etmeyen adamlar burada yazılan iki satır yazıyı mı üzerine alacak!

Kitaba Saygı Duymak

Kitaba saygı diyorum birkaç defadır. Kitaba saygı nedir? Kitap nasıl okunmalıdır? Emanet kitap nasıl okunmalıdır? Gibi sorulara cevap olacaktır.

Görüyoruz, çay içerken bardaklarını kitaplarının üzerine koyuyorlar. Yataklarının üzerine fırlatıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Kitabın üzerine bardak mı koyulurmuş, kitap fırlatılır mı hiç? Kitabı usulca masanın üzerine koyarsın. Kitabı incitmezsin. Kitaplar sadece kağıt parçası değiller, evet onlar da incinirler. Bu düşünceyi kazanmamda Osmanlı tarihçisi Dursun Gürlek Hocamın büyük katkısı olmuştur, Allah ondan ebeden razı olsun.

Yolda yürürken size engel olan bir taş gördüğünüzde tekmeyi atıp geçip gitmeyin, usulca alın kenara koyun ki o taş incinmesin. O yoldan sizden sonra geçecek olanlara da engel olmasın. Onu görmeyen yaşlı bir teyze pekala takılıp düşebilir.
mum-isiginda-kitap-okumak
Kitaplara karşı hiçbir zaman böyle davranmadım, incitmedim. Hep saygı duydum. Evet bazı dönemlerde kitap okumayı sevmedim ama hep saygı duydum. Benim bir kitabımın üzerinde çay bardağı göremezsiniz. Yada kitabı okurken kapakları arasında 150-180 derecelik bir açı göremezsiniz.

Alt tarafı üzerinde yazıları olan birer kağıt destesi diye düşünüyor olabilirsiniz ama kesinlikle öyle değil. Her kitap insana bir şeyler katar. Biz farkedemesek de, okuduğumuz kitabı beğenmesek de o kitap bize bir şeyler katar, bir şeyler öğretir. Bir nevi öğretmendir bizim için. Biz öğretmenlerimizin karşısında nasıl ki saygıdan ödün vermemeye çalışıyorsak, kitaplarımıza da aynı şekilde saygı göstermeliyiz.

Kitaplarınıza saygı göstermeyi ihmal etmeyin, onların da incinebileceğini aklınızdan çıkarmayın sevgili okurlar. Görüşürüz, kendinize ve kitaplarınıza iyi bakın.

Tags: kitaba saygı, kitabın üzerine çay bardağı koymak, kitaplar incinir mi, kitapları incetmeyelim Categories: Genel, Günlük, Kitap
share TWEET PIN IT SHARE share share
Mustafa Türk

Selam olsun diyerek başlıyorum yazmaya. Yazılarımdan birkaçını okumuşsanız kafanızda bir Mustafa resmi canlanmaya başlamıştır. Silüet demek daha doğru olabilir aslında. Kütahya’nın dehşetli soğuklarının olduğu bir kış vaktinde gece yarısı doğmuşum. Geceye olan sevdamın kaynağı bu noktaya dayanıyor olabilir. Ve bu yazının devamı okunmak istenmiş olabilir. Devamı...

Yorumlar
  1. -

    Ben okumaya her ne kadar geç başlamış olsam da kitaplara aşırı derecede bir tutku oluştu içimde Mustafa. Gözüm gibi bakıyorum onlara. Hepsi birbirinden değerli benim için. Kenarında ufak bir kıvrık oldu mu inan huzursuz oluyorum. Kitaplığa koyduğum zaman temiz ve düzgün bir şekilde durmalı orada.

    1. -

      Ne güzel, olması gereken de bu değil mi zaten?

  2. -

    Bu güne kadar kime kitabımı ödünç verdiysem hep berbat halde aldım >_< kitapı katlayıp okumak nedir yav O.o biz 90 derece açmaya kıyamazken adam neler neler yapmış! O gün bugündur kimseye kıtap vermiyorum(kitaplara kıymet veren bilinçli insanlar dışında)Şimdi ise sıfırdan bir başlangıç yaparık kendi kitaplığımı oluşturuyorum..
    http://www.mustafaalniak.net/p/okuduklarm.html

    1. -

      Kimin kitaba nasıl davrandığını önceden bilemiyoruz. Nice kitap kurtları bile kitapları incitip, yıpratıyorlar. Kimin nasıl davranacağı alnında yazmıyor sonuçta. Bunu bilebilmek için bir defa kitap emanet edip kişiliğini görmek gerekiyor yada son derece katı davranıp kimseye kitap emanet etmeyeceksin.

      Bana sorarsan ben sevdiğim, beğendiğim şeyleri paylaşmayı seviyorum. Kimseyle kitap paylaşmamak bana göre değil sanırım. Belki de ben yanlışımdır, zamanla değişeceğimdir 🙂

  3. -

    Sizi henüz yeni keşfetmeme rağmen yazılarınızı severek okudum. Yeni yazılarınızıda dört gözle bekliyorum. Benimde Yazan Adamım isminde bir blogum var yolunuz düşerse beklerim

    1. -

      Hoşgeldin (:

  4. -

    İsmini verdiğin değerli za’at belirtmişti ki, Mehmet Kaplan’dan alıntı yaparak: İlim, metinlerdedir.

    Bazen paylaşmamak daha doğru olabiliyor, kaybetmeyi göze alamayacağımız değerleri emanet etmemek lazım, bazı özel kitaplar gibi.

  5. -

    Bende kitapların gizli dünyasını biraz geç olsa da keşfettim. 19-20 yaşıma kadar öyle kitap okuyan aman efendim hadi bugünde vaktimi kitaplara ayırayım diyen birisi hiç olmadım.Ta ki 1 yıl öncesine kadar. Arkadaşımın tavsiye ettiği bir kitap ile başladım aslında.O günden beri mini kütüphanem bile oluştu diyebilirim. Kitap okumak insanı her türlü geliştiriyor en önemlisi olaylara bakış açımız bile değişiyor belli bir süre sonra. Biraz fazla uzattım ama kusura bakma Mustafa senin de dediğin gibi kitap okurken üstüne not almayı, karalamayı bende sevmiyorum. En iyisi de bu zaten. Kitaplara saygı göstermemiz lazım. Yazın için teşekkür ederim. Bu bilinçte olmayanlara bir ışık tutmuşsun.

    1. -

      Ne kusuru efenim, ben istiyorum ki yazılarımın altında en az benim yazım kadar uzunlukta, ilginç, güzel yorumlar olsun. Blog yazıyorsun, beni anlıyorsundur eminim. Bizler bloğa yeni bir yorum gelince acaba ne yazdı heyecanıyla yorumları okuruz. Teşekkür ederim kitap geçmişini paylaştığın için.
      Kitabın üzerine bir şeyler yazmak, kısa notlar tutmayı doğru bulmuyorum. Çünkü bu bizi ve bizden sonra kitabı okuyacakları sınırlandırır. Kitabı ikinci okuyuşumuzda deriz ki zaten okumuştum buraları, burada özet buymuş, anlatılan buymuş deriz. Aslında orada anlatılan şeyin üzerine düşünme fırsatımızı kaybederiz.

      Tekrar teşekkür ederim 🙂

  6. -

    kitap okumak kadar o kitabı anlamakta önemli. Eğer bir insan kitap okuyor fakat özetliyemiyorsa bence okumasının anlamı olduğunu düşünmüyorum. Eğer bir araç kullanıyorsak ne amaç için olduğunu bilmek gerektiğini düşünüyorum

  7. -

    Ben de okumaya geç başlayanlardanım. Hatta yeni başlayanlardanım. Ama bundan sonra devam edeceğimi düşünüyorum.

  8. -

    Öncelikle yazılarınız için teşekkürler, bundan sonra takipçinizim ve bol bol yorumlaşırız artık 🙂

  9. -

    3 ay oldu, kitabımı arkadaşıma verdim hala geri vermedi .. En sevdiğim kitapdı ..

  10. -

    Okumaya geç başlayanlardan biri olarak bana okumayı sevdiren tek şey hayal gücüdür. Çünkü bir taraftan kitap okurken bir taraftan da okuduğunu kafanda canlandırmak aynı bir film izlemişsin gibi bir etki bırakabiliyor. Onun için kitapta bulunan olayları kafanızda canladırarak okursanız kitaba daha adapte olabilirsiniz. Ben kitap okumayı bu şekilde sevdim.

  11. -

    Aynen haklısınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir