Kitap da İncinir, İncitme!

Selam olsun güzel insanlar. Selam olsun kitap aşkıyla yanıp tutuşanlar, kitap okuma aşkına sahip olabilmek isteyenler. Her kitap okuyuşunuzda Kitab-ı Azimüşşan kokusu duymanızı temenni edip yazıya başlıyorum.

Belki böyle bir yazıya kitap okumanın faydalarıyla ilgili birkaç satır yazarak başlamak gerekebilirdi. Ama bu yazı genel bir kitap sevdası yazısı olmayacak, nokta atışı bir konu üzerinde duracağım. O yüzden gerek duymadım. İlerleyen zamanlarda yine o konuda da bir şeyler yazarım.

kis-cay-ve-kitap
Şu an kitap okuma geçmişime şöyle bir baktığımda 10 yaşlarındayken okuduğum kitaplardan zevk aldığımı hatırlıyorum. Bu kitaplar zannediyorum ki ilkokul öğretmenimin verdiği ödevler içinde. Ortaokulda kitaba dair tek bir kıvılcım bile yok. Sebebi olarak o zamanki Türkçe öğretmenimi görüyorum. Ortaokul kitapsız geçiyor ve etkisi ne yazık ki lisede de sürüyor. Lise sonda yine bir kitap okuma isteği geliyor ve nadiren de olsa kitap okuyorum. Yaklaşık 15 ay önce üniversiteye başlıyorum ve ev arkadaşım sayesinde yeniden kitaplara sarılıyorum. O noktadan sonra pek ayrı gayrımız olmuyor kitaplarla. Yani kitap sevdası sürekli olan bir şey değil, bunu gördüm. Çevresel faktörler fazlasıyla etkili olabiliyor.

Hayatımın ilk 18 senesinde okuduğum kitaplar son 18 ayındaki kitaplarla hemen hemen eşit gibi.

Okuduğum, beğendiğim kitapları sevdiklerimle paylaşırım. Şu kitabı okudum çok beğendim, senin ilgi alanına giriyor, okumalısın, hatta dur ben vereyim sana o kitabı…

Kitaplarımı başkalarıyla paylaşıyorum. Ben faydalandım, bir başkası da faydalansın istiyorum. Kitaplığımı çevremdekilere açıyorum. Kimi arkadaşlarım sağolsunlar emanet kitabı bırak üzerine yazılar yazmayı, altını çizmeyi, sayfalarını katlamayı, cildini iki eliyle ayırıp kollarını dayamayı; kitabı iki eliyle tutup, kapakları arasındaki açı doksan derece (dik) olacak şekilde tutarlarken gördüm. Sağolsunlar. İşte böyle arkadaşlarıma kitaplığımı açmamda bir sakınca yok. Hatta onlarla paylaşınca ben de mutlu oluyorum.

Ama bazı arkadaşlarım da var ki emanet ettiğin kitaba ilgisiz alakasız özlü sözler yazarlar, telefon numarası not alacak olurlar en arkadaki boş sayfanın köşesini yırtarlar, kitabı ortadan ikiye ayırırlar ve kitap kapalıyken bile o sayfa işaretli gibi gözükür, sayfaların üzerinde bardak dibi izi…
İşte böyle adamlara da çok bozuluyorum. Arkadaşım olmasa kavga sebebi. Emanete hıyanet işte budur. Okumayacaksan okumayacağım de kardeşim neden alıp kitaba eziyet ediyorsun. Kitabın maddi değerini, bana olan saygıyı geçtim kitaba saygın olsun biraz.

Bu yazıyı okuyanların arasında inşallah kitaba böyle davranan arkadaşlarım da vardır.
Belki biraz yüzleri kızarır.
Kızarsın!
Bir daha kitap ödünç almak istemezler en azından, çünkü tersleyeceğimi tahmin etmişlerdir. Yada etmemişler midir? Öyle ya, kitaba böyle davranırken içi cız etmeyen adamlar burada yazılan iki satır yazıyı mı üzerine alacak!

Kitaba Saygı Duymak

Kitaba saygı diyorum birkaç defadır. Kitaba saygı nedir? Kitap nasıl okunmalıdır? Emanet kitap nasıl okunmalıdır? Gibi sorulara cevap olacaktır.

Görüyoruz, çay içerken bardaklarını kitaplarının üzerine koyuyorlar. Yataklarının üzerine fırlatıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Kitabın üzerine bardak mı koyulurmuş, kitap fırlatılır mı hiç? Kitabı usulca masanın üzerine koyarsın. Kitabı incitmezsin. Kitaplar sadece kağıt parçası değiller, evet onlar da incinirler. Bu düşünceyi kazanmamda Osmanlı tarihçisi Dursun Gürlek Hocamın büyük katkısı olmuştur, Allah ondan ebeden razı olsun.

Yolda yürürken size engel olan bir taş gördüğünüzde tekmeyi atıp geçip gitmeyin, usulca alın kenara koyun ki o taş incinmesin. O yoldan sizden sonra geçecek olanlara da engel olmasın. Onu görmeyen yaşlı bir teyze pekala takılıp düşebilir.
mum-isiginda-kitap-okumak
Kitaplara karşı hiçbir zaman böyle davranmadım, incitmedim. Hep saygı duydum. Evet bazı dönemlerde kitap okumayı sevmedim ama hep saygı duydum. Benim bir kitabımın üzerinde çay bardağı göremezsiniz. Yada kitabı okurken kapakları arasında 150-180 derecelik bir açı göremezsiniz.

Alt tarafı üzerinde yazıları olan birer kağıt destesi diye düşünüyor olabilirsiniz ama kesinlikle öyle değil. Her kitap insana bir şeyler katar. Biz farkedemesek de, okuduğumuz kitabı beğenmesek de o kitap bize bir şeyler katar, bir şeyler öğretir. Bir nevi öğretmendir bizim için. Biz öğretmenlerimizin karşısında nasıl ki saygıdan ödün vermemeye çalışıyorsak, kitaplarımıza da aynı şekilde saygı göstermeliyiz.

Kitaplarınıza saygı göstermeyi ihmal etmeyin, onların da incinebileceğini aklınızdan çıkarmayın sevgili okurlar. Görüşürüz, kendinize ve kitaplarınıza iyi bakın.

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

13 Yorumlu

  1. Usluer 5 Ocak 2015 Cevapla
    • Mustafa 5 Ocak 2015 Cevapla
  2. Mustafa 6 Ocak 2015 Cevapla
    • Mustafa 6 Ocak 2015 Cevapla
  3. Yazan Adamım 9 Ocak 2015 Cevapla
  4. SA 13 Ocak 2015 Cevapla
  5. Timur Demir 15 Şubat 2015 Cevapla
    • Mustafa 15 Şubat 2015 Cevapla
  6. idris 7 Nisan 2015 Cevapla
  7. Ayhan 29 Haziran 2015 Cevapla
  8. Ayça Şahin 1 Eylül 2015 Cevapla
  9. Farrukh 14 Aralık 2015 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


gün-doğumu-sunrise
Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
burusmus-kagitlar
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6