Kişisel Bloglar Günlüklerin Modern Hali mi Yoksa?

Az önce bir yazı okudum. Konusu: Herkes kişisel blog yazmaya başlamalı mı? Yanlış bulduğum, olmamalı dediğim şeylerden bahsediliyordu bu yazıda. Dedim ki peki ne olacak kişisel bloglarda? Şimdi okumaya başladığınız bu yazı da bu konu hakkında: Kişisel bloglarda neler yazılmalı? Yazı biraz uzun gelebilir. Bu yüzden başlıklara ayırdım.

1- Facebook Evrimi
2- Twitter Evrimi
3- İnstagram Evrimi
4- FourSquare Evrimi
5- Kişisel Blogların Evrimi
6- Modern Günlükler: Kişisel Bloglar

Facebook Evrimi

facebook-evrimi-degisimi Facebook nasıl popüler oldu hatırlıyor musunuz? Facebook bizlere kendi ismimizi internete taşıma imkanı verdi. Kendi ismimizle hesaplar açıp, tanıdığımız kişilerin hesaplarıyla etkileşim halinde olabiliyorduk. Sadece tanıdığımız kişileri ekleyebiliyorduk.

Ama artık öyle değil, birisiyle etkileşimde olmak için tanıman gerekmiyor, herhangi birisine arkadaşlık isteği yollayabilirsin. Bundan 3 sene öncesini hatırlıyorum. Çok samimi olduğum bir arkadaşımı facebooktan ekleyecektim, o sırada farklı bir ilde oturduğu için ve hiç ortak arkadaşımız bulunmadığı için facebook bana tanımadığın kişilere istek gönderiyorsun deyip uyarı vermişti.

Twitter Evrimi

twitter-tivit-atma-cilginligi
– – – – – – – – – – – – – – – – – –
tivit, tivit, tivit, tivit, ooo tivit, aman Allahım onu da tivitle, bunu da, şunu da, ah şu aşkın katili…
– – – – – – – – – – – – – – – – – –

Twitter da çok popüler bir sosyal medya platformu oldu. Çünkü facebook ve diğerlerine göre daha ciddi bir ortamdı. Yaşanan olaylar ilk ağızdan, görüldüğü gibi paylaşılıyordu. İnsanlar haber ajanslarından daha önce bilgi sahibi oluyordu.

Twitter da bu ciddiyetini koruyamadı. Görüyorsunuzdur mutlaka anbean tivit atan insanları. Nerede olduğundan tutun, ne yediğini, yediği şeyin tadını, biraz şekersiz oluşunu hatta ve hatta o an düşündüğü her şeyi yazan bir kitle oluştu. Amacından çok fazla sapmış bir şekilde kullanıllan hashtagleri falan sayınca bir sürü neden ortaya koyabiliyoruz twitter neden düşüşte dediğimizde.

İnstagram Evrimi [ #instamood #instagood #verygood ]

İnstagram’ın yükselişi de dikkat çekti. İnstagram yükseldi çünkü, en hızlı fotoğraf paylaşma uygulamasıydı. İnsanlar seyahat sırasında gördüğü ilginç şeylerden tutun da manzara fotoğraflarını yada sokakta gördüğü bir köpeğin fotoğrafını amatör yada profesyonel farkı gözetmeksizin paylaşma imkanı sunuyordu. Fotoğraf tutkunları için vazgeçilmez bir buluştu.

instagram-hashtag-sacmaligiİnstagram’a şimdi girin bir bakın bu saydıklarımın kaçını görebileceksiniz? Bir hashtag çılgınlığıdır almış başını gidiyor, adam bisiklet fotoğrafı paylaşmış altına #coffee diye hashtag yazmış. Üye olduktan sonra heme telefonundaki kendi beğendiği başkalarının da görüp beğenmesi gerektiğini düşündüğü kişisel fotoğraflarını “selfielerini” yüklüyor ve altına yine yığınla hashtag…
Bu da instagram’ın çöküş hikayesiydi.

Foursquare Evrimi (Büşra’s Home)

foursquare-iconFoursquare de mükemmel bir uygulamaydı. Bir pazar sabahı uyanmışsın, dışarıda güzel bir kahvaltı yapacaksın. Açıyorsun hemen uygulamayı yazıyorsun Üsküdar’daki kahvaltı yapılabilecek mekanlar diye, şakk! geliyor bütün mekanlar önüne. Daha önce buralara gidenlerin yorumlarını görüyorsun, “yok burası olmaz tarzım değil, bu da olmaz çok pahalı, burası hiç olmaz alkollü mekan, aa bak burası çok güzel hadi hazırlan da bi an önce gidelim” oluyordu.

Artık bırakın böyle seçimler yapabilmeyi uygulamayı açtığımızda güncel bir değerlendirme göremiyoruz. 3 tane şu cafede check-in var 5 tane “evinde” diye Büşra’s Home (: şeklinde check-in var. Peki ne oldu, foursquare’ de evrim geçirdi…

Kişisel Blogların Evrimi

Tüm bunların yazının başında bahsettiğin kişisel blogculukla ne alakası var diyor olabilirsin. Ben sosyal medyadaki değişimi göstermek istedim. Sosyal medyada olduğu gibi bloggerlarda da büyük bir değişim oldu. Çok eskileri bilmiyorum ama 2009 dönemini hatırlıyorum. Kişisel bloglar, kişisel blogdu. İnsanlar okurken zevk alırlar, yorumlar yaparlardı. Yazı 150 kelime bile olsa, 2 dakikada okunurdu ama bütün takipçilerin o yazıyla ilgili bir fikri olurdu. Fazla tanınmış olmayan kişisel bloglarda bile yazı başına 20-30 tane yorum yapılırdı. Takipçiyle yazar devamlı bir etkileşim halindeydi. Yazar yeni aldığı telefonunun haberini verirdi belki, takipçileri de hayırlı olsun, güle güle kullan derlerdi ama hiçbir zaman kişisel bir blogda iPhone 6’nın çıkış tarihinden söz edilmezdi.

Günümüz blogları da benim gibi isimsoyisim.com şeklinde site adresine sahip oluyorlar önce bloglarında kendilerini tanıtıyorlar ertesi gün teknoloji haberleri paylaşıyorlar. Sitenin başlığında yok efendim “Şakir Şekip – Kişisel Blogu”. Hadi oradan!
Bu da kişisel blogların evrimi.

Takip ettiğim diğer kişisel blog yazarlarına göre de (evrilmemiş olanlar) bu kişisel blog evrimi bu şekilde ilerliyor ve bu durumdan rahatsız. Okuyacak blog arıyorlar. Benim değinmek istediğim nokta bu evrim, önü alınamayan değişim değil. Konuya geçeyim artık…

Modern Günlükler: Kişisel Bloglar

Hala yazan illaki vardır ama önceden daha yaygındı günlük yazmaları. İnsanlar günlüklerine o günkü düşüncelerini, mutluluklarını, üzüntülerini yazarlardı ve kimseye okutmazlardı. Bu sebeple defterin iki kapağı bir kilitle yada lastikle tutturulurdu.

Kişisel blog deyince de bu günlüklerin modernleşmiş hali, başkaları da okusun diye halka arz edilmiş hali gözümüzün önünde canlanıyor. Ki hala bu şekilde yazan bloggerlar da oldukça fazla.

Kişisel blogların kişisel günlükten bir tık daha farklı olması gerektiğini düşünüyorum. Ben blogumu kişisel günlük yaparsam benim özel hayatımı merak eden bir başkası iki gün okur, merakını giderir ve üçüncü gün okumaz. Ben olsam ben de böyle yaparım. Çünkü ben hiç kimsenin günü gününe neler yaşadığını, neler yediğini, saat kaçta hangi kafede arkadaşlarıyla ne hakkında muhabbet ettiğini bilmek istemem ki.
kisisel-blog-yazmak-gunumuzun-modern-gunlukleri
Benim isteyeceğim şey takip ettiğim kişinin yaşantısındaki önemli olaylar, kendisinin önem verdiği şeyler. Bu yüzden ben blog yazarken kişisel günlükten farklı bir çizgide tutmak istiyorum. Yaşadığım olaylardan çıkardığım sonuçları önce takipçi bunu merak eder mi diyorum, ondan sonra yazıyorum. Benim gelişmemde etkili olan fikirleri, düşünceleri ve olayları paylaşıyorum. Okuyup faydasını gördüğüm, okunmasını tavsiye ettiğim kitapları takipçilerimle paylaşıp onların da okumasını istiyorum. Hayatımın o döneminde severek dinlediğim bir müziği, şarkıyı paylaşıyorum.

Benim amacım insanlar kişisel blog okurlarken ilerleme katedebilsinler, benim yanlışımdan ders çıkartıp, doğrumu örnek alabilsinler. Farklı olaylara, farklı bakış açılarıyla yaklaşsınlar, hatta en azından düşünebilsinler yazı yakkında. Düşünme üzerine, sıkça düşünün diye üzerinde durduğum bir sürü yazı yazdım hatta:
# Hadi Hayatımıza Anlam Katalım
# Düzensiz Hayat Kurtlu Elma Gibidir
# Özgürlüğün Gücü Adına
# Yeniden Başlamak ‘Res Piliis’
# Hayat Bir Portakaldır
# Bir Yudum Çay ve Ardından Uzun Bir Ah

Çayyaş Takipçilerine Bozuk Atar

Ben takipçilerimi tanımak istiyorum arkadaş. Yazdığım yazılara sadece belirli kişiler dönüş yapıyorlar ve bu benim canımı sıkıyor. Koskoca bir toplulukta neden sadece belirli kişilerden ses çıkıyor ki? Benim yazılarımı okurken iyisiniz ama iş yorum yapmaya gelince kimseden çıt çıkmıyor. Yorum yapmak zor bir şey değil sadece adını ve e posta adresini yazacaksınız. Kendinizi deşifre etmek istemiyorsanız farklı bir isim de yazabilirsiniz. Sizden TC kimlik numaranızı istemiyorum. Sadece yorumunuzu merak ediyorum. Kendimi ders anlatılırken hiç soru sorulmayan, çıt çıkmayan bir sınıfta kendi kendime ders anlatan bir felsefe hocası gibi hissediyorum. Azıcık da okuduğunuz yazıların yazarını düşünün 🙁

Toparlanır, Kendine Gelir ve Hiçbir Şey Olmamış Gibi Devam Eder

Bu blogun takipçisi olan sizler, turkmustafa.com kişisel bir blogdur diyebiliyor musunuz?
Çayyaş, amacına uygun olarak içerik üretiyor, ben de bu yazılardan fayda sağlıyorum diyebiliyor musunuz?

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

10 Yorumlu

  1. Kerim Potuk 27 Ağustos 2014 Cevapla
    • Mustafa 27 Ağustos 2014 Cevapla
  2. Mehmet.C. 27 Ağustos 2014 Cevapla
    • Mustafa 27 Ağustos 2014 Cevapla
      • Mehmet.C. 28 Ağustos 2014 Cevapla
  3. Usluer 30 Ağustos 2014 Cevapla
    • Mustafa 30 Ağustos 2014 Cevapla
  4. onur 5 Ocak 2015 Cevapla
    • Mustafa 5 Ocak 2015 Cevapla
  5. Mustafa KELLECİ 24 Kasım 2015 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


gün-doğumu-sunrise
Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
burusmus-kagitlar
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6