Huzur Veren Sokaklar {mim}

Selam olsun güzel insanlar. Selam olsun darlandığında kendini sokaklara atanlar, yürüyenler ve yürüyenler. Bu yazıda sokaklar yazılana konu olacak. Burak Güngör sokaklar konusunda mimlemiş. Şu bol mimli günlerde ben de bir cevap yazmak istedim. İstedim diyorum, sadece mimlendiğim için yazmıyorum yani. İstedim çünkü sokaklar üzerine benden önce yazılan yazılara baktığımda bir karamsarlık gördüm. Hep sokakların kötülüklerin ayakçılığını yapışından, kötülerin mesken tuttuğu yerler oluşundan bahsedilmiş. Okurken üzüldüm, belki kızdım. Ama bu yazıda bu daha önce bahsedilmiş olanlardan biraz daha farklı şeyler okuyacaksınız.

Sokaklar tarih boyunca ne zaman güven yuvaları halini aldı ki? Sokakların bu güvensizliği son günlerde ortaya çıkan bir durum muydu ki?
Sokak nedir, sokak yuvalarımızın dışında kalan kısımdır değil mi? Evren bizim için bir oda bir salondan oluşur. Emlakçılar, gayrimenkulcüler, ev arayanlar, evini kiralamak isteyenler bu cümlemi 1+1 olarak algılayabilirler, bunda bir sorun yok. Evren, kainat bizim evimizdir. İçinde bulunduğumuz yuva bu evin odası ve yuvanın dışında kalan yerler ise evimizin salonudur.

Zaman zaman odamıza girer, kimi zamansa salona çıkarız. Hepimiz insanız, kimi zaman daralırız, hüzünleniriz, bunalırız… Yada, yada sevinçten havalara uçarız, içimiz içimize sığmaz, kendimizi evden dışarı atarız. Sokaklarda ayak basılmamış tek bir nokta bırakmayacakmışçasına yürürüz. Koşarız bazen de. Kendimizi sokaklara emanet etmeyiz ama hiçbir zaman. Sokaklara emanet edilecek onca şey varken, emanet edeceğimiz şey kendimiz olmamalıdır hiçbir zaman. Çünkü kendimiz dediğimiz şey aslında kendimiz değilizdir. Bizler kendimizi hiçbir zaman görememişizdir, bizler kimiz bilir misiniz dostlar; Bizler emaneti korumakla görevlendirilmiş kimseleriz. 1+1 evimizi inşa eden bize bu evde oturma imkanı tanırken bazı görevler de vermiştir. Bu görevlerden en önemlisi de bugüne kadar hep kendimiz bildiğimiz et yığınını korumaktır, muhafaza etmektir. Bize emanet edilen şey budur. Ve bize emanet edilen bir şeyi de bir başkasına, mesela dayımıza, kasap Settar amcaya, kadabayı Süha abiye, sokaktaki bekçiye, mahalle muhtarına, evimizin salonuna, sokaklara emanet edemeyiz. Emanet edebileceğimiz tek yer vardır, tek kişi vardır. O da bu emaneti bize korumamız için veren kişidir. Bir şeyi en iyi koruyacak kişi, o şeyin sahibi olandır.
guzel-sokaklar-1
Bizler emanetçiysek eğer attığımız her adımı bastığımız yeri hesap ederek atmalıyız. Evet bazı şeylere gücümüz yetmeyecektir, belki emanetimizi koruyamayıp bu yolda düşüp, bir daha kalkamayacağızdır, ama en azından o emaneti korumakla meşgulken can vermiş olacağızdır. Madem ki hepimiz bir şekilde öleceğiz, aslolan nasıl öldüğümüz değil midir dostlar?

Bu ufak ama üzerine bolca düşünülmesi gereken girizgahtan sonra konuya odaklanıyorum: Sokaklar. Bu yazıda sokakların kötülüklerinden bahsetmeyeceğim demiştim, çünkü yeterince bahsedildi bu vakte kadar. Biraz da güzelliklerinden bahsetmek gerek diye düşünüyorum, sokağa çıkmamıza korkumuzun engel olmaması için.

En son ne zaman sokakta yürürken kafanızı göğe kaldırıp şöyle derin bir nefes alıp ohh! dediniz? Hatırlamıyorsanız en kısa zamanda çıkın ve bu dediğimi yapın ve huzuru hissedin. Sokağa çıkmak için bir sebebiniz olmasını neden bekliyorsunuz ki?

guzel-sokaklar-4Sokağa çıkıp kasap Settar amcaya, bakkal Haydar abiye, terzi Ayşe ablaya, sahaf Ömer amcaya selam verip, tebessüm etmek, hal hatır sormak, onların ikram edeceği çayı, limonatayı birlikte içmek sokakta yürürken tanımasak da gözgöze geldiğimiz kişiden gözümüzü ayırmadan önce güzel bir tebessümle günaydın deyip öyle gözlerimizi başka yere çevirmek…
Sokağa çıkıp yürümek, yürüdükçe düşünmek, hatta belki de düşünmemek, boş bir kafayla yürümek, yanımızdan geçen araba motorlarının engel olduğu kuş sesini duymaya çalışmak, yada egsoz kokusunun bastırmak için yarıştığı ağaç yapraklarındaki o aromalı kokuyu hissetmeye çalışmak, yada kendinizi tüm seslerden ve kokulardan izole etmek…

O up uzun hafif kıvrımlı, yer yer engebeli, köstebek yuvası gibi görünen aşınmış asfaltlardan yürüyüp sokağın diğer ucunun bir sahile yada servilerin olduğu kocaman bir bahçeye ulaştırmak. Sahilde saçlarımızı dalgalandırıp, sevgilimizin kokusunu bize getiren, servilerin arasında yürürken yada koşarken yada yere uzanmış göğü izlerken birbirinden güzel kokuları bize tattıracak rüzgarı ta ciğerlerimizde hissetmek. Benim çevremde böyle yerler yok ki diye bir düşünceye hiç sahip olmadan böyle yerlerin aslında birçok yerde olduğunu düşünüp bu uzun ve kıvrımlıca olan sokakların uçlarının böyle yerlere çıkmasını arzulayarak yürümek, yürümek ve daha çok yürümek…
agaclar-arasinda-yurumek

Sokağa çıkıp bilmediğimiz, daha önce hiç geçmediğimiz yollardan yürümek ve sonunda çay yada kahve içebileceğimiz bi’yer bulabilmeyi ummak. Bulup da o çayı yada kahveyi içerken alacağımız lezzet var ya, o lezzeti hiçbir çaydan kahveden alamayız. Çayımızı içerken fonda çalan, bizi alıp götüren acaba bunun ismi ney, acaba nasıl edinebilirim de burada değilken de dinleyebilirim merakıyla hiç bitmesin istercesine o kısık sesle çalan müziği dinlemek…

guzel-sokaklar-2
Sokağa çıkıp yolumuzu bir kitapçıya yada plakçıya çıkartmak mesela. Dükkanında kendisinin dinlemediği müziğin plağını satmayan, bizzat okumadığı kitabı satmayan bir yerler bulabilmek. O insanlar en değerli insanlardandır. Bir toplumun gelişmesi isteniyorsa böyle kişilerin sayısının artması gerekir.

tarihi-sokaklardan-birisiSokağa çıkıp tarih kokan sokaklar aramak. O sokaklar ki evleri, konakları büyüler insanı. Yerdeki tek tek çakılmış taşlardan iki yada üçünü her adımınızda ayaklarınızda hissedebilirsiniz. Bu his ayaklara masaj yapılıyor hissi de uyandırabilir, pekala “bu ne engebeli yol, adamakıllı yürüyemiyoruz bile” de dedirtebilir. Hangi açıdan yaklaştığımıza bağlı.

Eğer biz sokakları tehlike ve pislik yuvası olarak görmek istiyorsak görürüz, bu hiç de zor değil. Çünkü sokaklar gerçekten de öyle. Ama istediğimizde sokaklardaki huzuru da yakalayabilmemiz mümkün, o kasvetli koku yerine rüzgarın bize getirdiği sevgilimizin kokusunu hissedebilmek mesele. Evet mümkün, çünkü sokaklar aynı zamanda böyle yerler de. Çevremize baktığımızda salt iyi yada salt kötü yoktur aslında. Sadece bizim yargılarımız sonucunda iyi ve kötü vardır. Çevredeki her şey kötü olduğu kadar iyidir de. Hayat da böyledir dostlar, hangi ucundan tuttuğumuzla ilgilidir yaşadıklarımız. Yaratıcı kendi iradesinden birer zerre de bizlere vermiş, al bu ipi tut demiş. Hangi ucundan tutarsan tut ama tut. Senden geri alacağım zamana kadar o ip sana emanet. O ipi asla bırakma, bırakırsan eğer, o ip yere düşerse eğer o ipin düştüğü yerde koca bir delik açılır. Ve bir güç çekmeye başlar seni. Diğer insanlar da görürler bu deliği. O delikten aşağıda baktıklarında kimisi kıpkırmızı bir alev havuzu görür, burası dünyanın merkezidir, çekirdektir der; kimisiyse bu delikten baktığında bir tohum görür, bir süre sonra büyüyüp fidan olacak, ağaç olup dallanıp budaklanacak, meyve verip meyvelerinden daha da çoğalacak, türeyecek yeni ağaçlar görürler.
delik-cukur-cekim-gucu
Dedik ya, nasıl bakarsan öyle görürsün diye.

Bir alim der ki; “Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.”

Yazının kapanışını bu yazıyı yazmama sebep olan Burak’a ve sonuna kadar okuyan siz güzel insanlara teşekkür edip sokaklar hakkında düşüncelerini merak ettiğim Mehmet Cabar‘a paslayarak yapıyorum.

Güzel bakın, güzel düşünün, hayatınızdan lezzet alın dostlar.

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

10 Yorumlu

  1. Burak 15 Mart 2015 Cevapla
  2. Mehmet 15 Mart 2015 Cevapla
    • Mustafa 15 Mart 2015 Cevapla
  3. Mustafa 16 Mart 2015 Cevapla
    • Mustafa 16 Mart 2015 Cevapla
  4. Özkan 16 Mart 2015 Cevapla
  5. Ayhan 24 Nisan 2015 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


gün-doğumu-sunrise
Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
burusmus-kagitlar
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6