Hatıralarla Dolu {mim}

Merhaba arkadaşlar. Bu geceye nasib olan yazım bir mim yazısı olacak. Arkadaşlar güzel bir mim başlatmışlar ve Dost bildiğim Kerim beni mimlemiş. Bu ikinci mimim oluyor, ilki tek kelime mimiydi. Mimin konusunu beğendim: Hatıralar. Mimlenen kişi hatıralarını paylaşacak yani.

hatiralar-1

Şöyle başlayayım. Ney sesini gerçekten çok severim. Lise sonda okulda ders çalışırken gürültüden etkilenmemek için takardım kulaklığı ney taksimleri, ney-gitar fon müzikleri, klasik müzikleri dinlerdim. Manyağı olmuştum ney sesinin o zamanlar. Resimde gördüğünüz ise ilk ve tek enstrümanım olur kendisi, delrin başpareli kız ney. Henüz iki ay oldu bu neyi açtıralı ama malesef vakit ayıramıyorum ve amatörüm. Çok değerlidir.

 
 

hatiralar-2Taktığım ilk yüzüğüm. Kenarında görenlerin yılana benzettiği ama yılan olmayan bir motif var. Taşının ne taşı olduğunu bilmediğim gümüş yüzüğüm. Yüzüğe merakım olduğu söylenemezdi o zamanlar. Bir akşam muhteşem yüzyıl dizisine denk gelmiştim. Kanuni Sultan Süleymanı oynayan Halit Ergenç’in parmaklarındaki yüzükleri görünce etkilenmiştim. Kocaman kocaman taşlı yüzükleri vardı. O dizinin benim üzerimdeki tek artısı yüzük merakı uyandırmış olması. Ha bir de müziklerini beğeniyordum. Doğum günümde aldığım bir hediye, biraz sipariş gibi olmuştu ama (:

hatiralar-3Ben çocukken bana alınan oyuncakların hepsinin içini açarmışım. Mekanizmalarını söker, takar modifiye falan yaparmışım. Çocukluğumdaparçaladığım arabalarımı saymazsam iki kapılı ilk arabam oluyor. Anacığım almıştı. Kitaplığımın üzerinde duruyor. Fotoğrafta beli oluyor mu bilmem ama bayağı tozlanmış, yalapşap sildim. Altındaki ayaklığıyla havada duruyor olmasına rağmen tekerleri ileri gerinin haricinde sağa sola da dönüyor. Kaput, bagaj ve iki kapısı da açılıyor. Açılışı bu arabayla yaptık ama sürebileceğim bir arabayı ne zaman alırım, ne alırım bilemiyorum.

hatiralar-4Bu biraz kişisele giriyor olabilir ama bunu da paylaşmak istedim. Bu benim kullandığım ilk tıraş makinesi. Uzun süreli kullanmadım vedolabımda birkaç yıldır öylece duruyordu. Bak eski günlere gittim şimdi, ne günlerdi be. Özele kaçmasa anlatırdım daha da neyse,sıradakine geçelim (:
 
 

hatiralar-5Netbookum. Ufak tefek, dizi ve filmleri 480p kalitesine kadar izleyebildiğim, chrome tarayıcısıyla internetinde gezindiğim ve yazılarımıyazdığım onun dışında pek bir işlevi olmayan bir netbook. Bu aleti benim için özel kılan özelliği fuub’da düzenlenen bir çekilişten kazanmış olmam. O zamanlar fuubda fazla takılmıyordum. Ayda bir anca giriyordum belki de. Gördüğüm çekilişlere katılıyordum falan işte. Bu çekilişe ne ara katıldığımı falan hatırlamıyorum. Kazanan için belirli bir süre veriyorlar, o süre içerisinde iletişim bilgilerini iletmezsen yedek talihliye veriyorlardı ödülü. Şans eseri girmişim bloğa bir baktım özel mesajlar yığılmış, tebrikler falan gelmiş. Dedim noluyor, son birkaç saat kalmış bilgileri göndermeme yoksa netbook gidicek yaban ellere (: Neyse işte gönderdik bilgileri, çekiliş ocak ayında yapılmıştı netbook mayıs-haziran gibi elime geçmişti. Her hafta promosyon şirketini araya araya müşteri temsilcisiyle kanka olmuştum. Kargo durumunu soruyordum onun yanında bir 5-10 dakika havadan sudan muhabbetimiz oluyordu (:

hatiralar-6
Bu fotoğraf da imzaladığım ilk kitabı temsil ediyor.

hatiralar-7Biliyorsunuz, çaya düşkünüm. Lakabımız bile çaydan geliyor o derece. Ama çayın haricinde türk kahvesine de oldukça düşkünümdür. Kahve içmekten çok zevk alırım. Akşamları çay faslından sonra (koca demlik bittikten sonra) kahve faslımız olur. Önceden hep annem yapardı ama artık iş sıraya bindi. Evde sırayla kahve pişiririz. Bu resimde gördüğünüz de pişirdiğim ilk kahve oluyor.

hatiralar-9İstanbul’da yaşayanlar bu fotoğrafı görünce bu paragrafın içeriğini hemen hemen tahmin edebilirler. İstanbul’da ilk defa bu kadar boş bir otobüse binmiştim ve oturmuştum. İETT otobüsüne ilk oturuşumun şerefine bu fotoğrafı çekmişim. Yanılmıyorsam bir perşembe günü ikindi vakti, kadıköy rıhtımdaki otobüs durağı (:

hatiralar-10Burada gördüğünüz yeşil kalemi hala kullanıyorum. Bu fotoğrafta da daha sonraları bloğumda yayınladığım bir yazıyı okul kütüphanesinde kaleme alıyorum. Bu yeşil kalemin anısıysa şöyle: Lise son sınıftayken dersanede Samet ve Receple diye iki arkadaşım vardı. Bu yeşil kalemen başta Sametteydi. Samet, Recebin kalemini beğendi. Receple kalemleri takas ettiler. Yeşil kalem Recebe geçti. Sonra ben yeşil kalemi beğendim, kendi kalemimi Recepteki yeşil kalemle takas ettim. Farklı bir takas işlemi sonucunda bu gördüğünüz yeşil kalem benim oldu (:

hatiralar-11İstanbulda en şaşırdığım, hayretle izlediğim yerlerden bir yer, İstanbul Modern Antreposu. Burası -1. kat oluyor. Giriş katından buraya inmek için zincirlerle sabitlenmiş bir merdivenden geçiliyor. Bu merdiven şu kızların hemen arkasında kalıyor. Aşağıya indikten sonra bu uçan kitaplarla karşılaşıyoruz. Hayatımda ilk defa uçan kitap görmüştüm. Kitaplar ortalarından delinmişler bir ucu tavana sabit olan tellerin diğer ucuna tutunmuşlar. Fotoğraf çekmek yasaktı, güvenlik görüş alanımızdan çıkar çıkmaz fotoğraf çekmiştik (:

hatiralar-12Bu bardağın hatırası da çok büyük benim için. Okul için İstanbula gitmişim, 1 ay olmamış daha, alışamamışım, memleketi özlüyorum falan. O zamanlar dışarıda Kütahya Porselen mağazası görüyorum, milliyetçi duygularım kabarıyor, Kütahyaya olan özlemim falan artıyor. Neyse bir akşam A101’e girdim. Bir baktım Kütahya Porselen(Güral Cam da olabilir emin değilim) cam bardak 1 lira yazıyor. Benim duygular yine depreşti, baktım bardağın altındaki etikette Kütahya yazıyor. Aldım hemen bir tane, çok mutlu olmuştum (:
Evet bardak biraz büyük. Ama bu bardakta ne nescafeler ne çaylar içtim. Bu yazıyı yazarken de su içiyorum şu an (:

hatiralar-13Ne çok yazdım, inanın yoruldum. Bu son olsun. Bu fotoğrafta çektiğimiz ilk kısa filmden bir kare. İngilizce hazırlık sınıfında, Little Red Riding Hood yani Kırmızı Başlıklı Kızı işleyen bir kısa film çekmiştik. Bu filmde, fotoğrafta da gördüğünüz üzere huysuz, yaşlı bir adamı oynuyorum. Sam amcayım. Yağmur, çamur, güç bela çekmiştik ama 2 günde halletmiştik. Çok eğlendik, o zahmete deydi (:
İzlemek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Uzunca bir mim yazısını okumuş bulunuyorsunuz. Tamamını okumamışsanız kızmam, darılmam, gücenmem, hak veririm (:
Adet gereği bu mimi İsmaile ve Hakkıya paslıyorum. Yazmak isteyen olursa yorum olarak bıraksınlar, onları da yazıya ekliyeyim (:

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

8 Yorumlu

  1. HGT 8 Temmuz 2014 Cevapla
    • Mustafa 8 Temmuz 2014 Cevapla
  2. Dost Biri 8 Temmuz 2014 Cevapla
    • Mustafa 8 Temmuz 2014 Cevapla
      • Dost Biri 8 Temmuz 2014 Cevapla
        • Mustafa 8 Temmuz 2014 Cevapla
  3. Can Dirgen 21 Temmuz 2014 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


gün-doğumu-sunrise
Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
burusmus-kagitlar
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6