Güneşi Değiştirsek Ya?

Değişim üzerine oynatayım parmaklarımı klavyemin üstünde biraz. Farkettiniz mi bilmiyorum, yazmaya selam vererek başlamadım bu sefer. Dedim ya değişim üzerine olsun diye. Giriş de değişik olsun istedim, konuyu vereyim başlar başlamaz.

Derler ya hani “herkesin hayatında inişler ve çıkışlar vardır” diye. Hayatlarımızın grafiğini çizsek bir aşağı bir yukarı dans eder gibi hareketli zikzaklardan oluşan bir grafik olurdu. İçimizde bir yerlerde saklanmış usul usul oturana “Çiz kızım!” deyip bizim yaşantımızı izlesin de gidişatımızı görelim isteriz. Boş boş durmaktan sıkılmış olan o içimizdeki arkadaş da hiç itiraz etmeden her gördüğünü grafiğe döker. Oklarımız yukarıya çıkarken hepimiz mutlu oluruz, “aferin len sen ne de güzel çiziyomuşun öyle” deriz. Ama o okların sivri uçları aşağıyı göstermeye dursun, sadece grafikçimize değil çevremizdeki herkese sitem ederiz. Bunalıma gireriz belki. Değişmem lazım diye düşünür hatta kafamızı ütüleriz…

Değişmek için bir sürü yola girer çıkarız. Deneme yanılma yoluyla bize hata yaptıran yanlış kodu bulmaya çalışırız. Ama biz ona yanlış kod demeyelim, kader diyelim. Kaderin bize olan masum cilvelerinden birisi diyelim. Tamam tamam masum olmasın biraz haşere diyelim.

Yaşantımızda birçok şeye el atarız. Görüştüğümüz arkadaşlarımıza, onların bize olan etkisine, hangi saatler arasında uyuduğumuza, yolda yürürken büfeden hangi marka su aldığımıza, spor yaparken dinlediğimiz müziğe, son zamanlarda okuduğumuz kitaplarda ağır basan his ve duygulara, ne sıklıkla yürüdüğümüze yada ne sıklıkla taşıt kullandığımıza, yediğimiz abur cuburlara, kahvaltıda ne yediğimize, son zamanlarda gün doğumunu izleyip izlemediğimize… Birçok şeye el atarız. Giyim tarzımıza da. Klasikten spora geçişler; canlı, cıvıl cıvıl şeylerden daha sade sade giyinmeye geçişler; ayakkabılığımızda devrim yapışlar…
gunesimizi-bulmak
Tüm bu değişiklikleri neden yaparız? Grafiğimizdeki sivri ucu yukarıya çevirebilmek için değil mi? O ucun biz toprak altına girinceye kadar hep yukarıyı göstermesi için değil mi?

Değişim için birçok ıvır zıvırla meşgul oluruz. O içimizdeki arkadaşın hiçbir zaman grafikteki okun ucunun hep yukarıyı göstermesi için çalışmayacağını biliriz ama görmezden geliriz. Kabullenemeyiz. Mükemmeliyetçilik mi? Belki…

En etkili değişimi sağlamak için size bir tüyo vereyim mi?

Hayat yolumuzun aydınlık olması. Günaydın der gibi.
Değişime ihtiyaç duyuyorsak eğer; günümüzü aydınlatan güneşi değiştirerek başlamalıyız işe. Aydınlatacak başka bir Güneş bulmalıyız.

O güneş ki ışığını bizden hiç esirgemesin. Bir gelip bizi aydın edip tam oh be diyecekken geri gidip kendimizi karanlığın içinde kaybettirmesin.
O güneş ki yanımızdan hiç eksik olmasın. Işığını yolumuzdan, nefesini tenimizden eksik etmesin.

Değişmek için bu kadar efor sarfetmeyin. Enerjinizi, dinamikliğinizi Güneşinizi arayarak değerlendirin.

Selamün aleyküm canlar 🙂

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

4 Yorumlu

  1. Apduraman 11 Temmuz 2015 Cevapla
  2. Metin 24 Temmuz 2015 Cevapla
  3. Levent Yıkılmaz 21 Eylül 2015 Cevapla
  4. Caner Eymen 28 Şubat 2016 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


gün-doğumu-sunrise
Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
burusmus-kagitlar
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6