Gül Bahçem: Siyah Güller, Ak Güller!

Mustafa Türk

Selam olsun çılgınlar gibi her bulduğu dalı belki tutar diye bir yerlere dikenlere, yediği zeytinin, kayısının çekirdeğini ya çıkarsa diye toprağa atanlara, en azından bir tane bile olsa dikili ağacı olanlara, dikmeye niyetlenenlere. “Ooo geldi yeşilci”, “4 ağaç için falan filan” muhabbetine girmeyin. Yeşil edebiyatı yapmayı sevmem ben. Konumuz sadece yeşil değil, gökkuşağı adeta. Gül bahçesi içerir.

Dikili Bir Ağacım Bile Yok Şu Dünyada :(

Evet şu yaşıma geldim yer yüzünün neresine bakarsanız bakın dikili bir ağacımı bulamazsınız. Belki çıkar diye oraya buraya attığım zeytinler kayısılar tuttuysa bilemem tabi. Hep içimde kalmıştır, ya bi fırsat bulsak da ağaç diksek, dikili bir ağacımız olsa derim. Senelerdir. Hadi demediğim sürece de böyle gidecek anlaşılan. En azından kalbimiz temiz, niyetimiz var ne yapalım.

Bilenleriniz vardır, bilmeyenleriniz için söyleyeyim. Kasım 2018 – Mayıs 2019 arasında askerlik vazifemi yerine getirdim. Amasya’da. Çok huzurlu, otantik bir kenttir. Osmanlı havası sinmiştir şehrin dokusuna. Tabi üniversitedeki bölüm ve kontenjan sayısı artan her küçük şehirde olduğu gibi kent kültüründe yozlaşmalar olabiliyor. Neyse Amasya meselesine başka bir yazıda değinirim yine. Uzatmaya gerek yok.

Askerlik sürecim olabildiğince stresli, kapasitemden fazlaca sabır sergilemem gereken bir dönemdi. Askeriyede her çeşit insan vardır derler ya hani, en pisleri bizdeydi. Allah güzel insanlardan, devrelerimden razı olsun. Birlikte sabrettik.

Askerlik çok değiştirdi beni. Sivil hayatıma yansımaları çok yoğun olmadı ama bu süreçte ben, ben değildim. Benden çok fazla şey götürdü, dostluklarım haricinde pek az şey kattı. Bu stresli sürecin son bir ayında yani Mart 2019’da bölüğümüze 600 tane gül geldi. Boş zamanlarda askerler çalıştırılacak bu güller bahçeye dikilecekti.

Sen tüm gün yor askerini, ondan sonra boş vakitlerinde hadi bakalım gül dikelim de. Oldu!

Bahçedeki ilk görevimde ben ve yanımda kendi takımımdan 9 tane askerim vardı. Bedellilerden.

Gönüllüler!

Gönüllüydük hepimiz de. Hayatımda elim hiç toprağa değmedi daha önce. İlk kez toprakla haşır neşir oldum. Takımımdan Kaçakçı Mehmet Abi’nin hobi bahçesi varmış. Pek severdi toprağı. Bana çok şey öğretti, Allah razı olsun. Benimle birlikte 2 gün çalıştı. Sonra askerlikleri bitti. Gittiler. Selam olsun size!

Sonrasında bölük komutanı emir verdi. Mustafa dedi, sen sevdin bu işi. Güzel de ilgileniyorsun bahçeyle. Bundan sonra bahçe senin dedi. Bütün güller dikilecek, senin sorumluluğunda dedi. Başka hiçbir işle ilgilenmeyeceksin dedi. İstediğin adamı al yanına, yardım etsin dedi.

Askerliğim boyunca aldığım en güzel, tek güzel emir buydu. 2 günde o kadar sakinleştim ki, toprak bütün elektriğimi aldı sanki. Bana tam bir terapi gibi geldi o 2 gün. Canıma minnet. Yanıma da kimseyi almadım, arada diğer işlerden yorulan arkadaşlar oluyordu. Bahçeyi suluyorduk birlikte, dinlensin diye.

Bahçıvan Çavuş Türk!

Sulama Servisi

Bugünlerden askerliğim bitene kadar Takım Çavuşu Mustafa oldu size Bahçıvan Çavuş Mustafa. Elimden 600 tane farklı farklı renklerde gül geçti elimden. Renkleri sarı, kırmızı, beyaz ve pembe diye söylediler bana. Karışık bir şekilde diktim bahçenin kıyı şeritlerine. Açtıklarını görmek nasip olmadı bana. Ama komutanım ve askerliği devam eden arkadaşlardan gelen fotoğrafları ve güllerin henüz dikilmiş hallerini göreceksiniz aşağıda. Gönül isterdi ki daha canlı, daha güzel fotoğraflara sahip olabileyim, ama elimdeki en iyi görüntüleri ekleyeceğim.

Bodur Güller - 1
Bodur Güller - 2
Bodur Güller - 3
Gül dikimi

Elimde kürekle el arabası, dağın içinde bir yerlerden gübre toplayıp getirirdim her gün. Bildiğin anam babam organik manda gübresi. Bir zamanlar kokusundan tiksindiğim gübrenin kokusu o kadar huzur verir oldu ki. Pislik yav pislik. Askeriyede huzur bulduğun kokuya bakar mısın.

Doğadan Organik Gübre

O gübreleri toprakla karıştırıp güllerin dibine ellerimle yerleştirdim. Devamlı ellerim çatlardı. Sonra o çatlaklar yarık olurdu. O yarıkların arası da gübre, toprak dolardı. Her gece yatarken kalınca bir tabaka vazelin sürerdim. Ama bu bile huzur veriyordu işte. Dengesiz asteğmenlerin triplerini çekmek varken tezek kokusuyla huzuru yaşamak bambaşka bir şey.

Güllere Gübre Uygulama

Bahçıvanlıktan önceki aylarda mesai bitsin, komutanlar gitsinler de biraz nefes alalım diye iple çekerdim. Bahçedeyken tüm gün toprakla uğraşıyor, güneş battıktan sonra da elime hortumu alıp nerden baksan 1-1,5 saat bahçeyi suluyordum istirahat vakitlerimde.

Seviyordum.

Şafak atmıyor tribi yaşamamışsam eğer bahçem ve güllerim sayesindedir. Her sabah ilk işim her birisini kontrol edip aralarda sırıtarak çıkan otları (istenmeyen tüyler) çapalardım. Çapa demişken bir ay boyunca çapam bir uzvum haline geldi. Sağ kolumun bir eklentisiydi adeta. Sağ diz cebimde de bir adet düz tornavida hortumun kelepçeleri için, bir de budama makası olurdu her daim. Cumaya giderken bile cebimde unuttuğum oluyordu :)

Bir gün birisi çıkıp bu dünya için ne yaptın, vatanın için ne yaptın derse artık göğsümü gere gere cevap verebileceğim.

Gül Bahçesi Yaptım!

Ya aslında yazılacak o kadar çok şey var ki, malum askerlik anıları başladı mı bitmek tükenmek bilmez. Yazacak olsam her gün 3-5 yazı çıkartırım aslında. Ha bir de, askerlik anıları ayrı, bahçe anıları ayrı…

Neyse uzatmayacağım. Askerlik anısı anlatmaya gelmedik buraya sonuçta.
Yani demem o ki;

Şu yaşıma geldim, dikili bir ağacım yok ama 600 tane gülüm var. Hepsi de bebekim.

Ve Sezai Karakoç’tan…

Siyah güller, ak güller…

Dinleyiniz kıymetli okur, dinleyiniz.

2013 yılından beri 'bi çayyaş daha...' sloganıyla blog yazıyorum. Yazdığım yazıların türü edebiyatta deneme kategorisine giriyor. Bilgisayar Mühendisiyim ve IOS Geliştirici olarak çalışıyorum. Yürümeyi ve farklı mizaçtaki bitkileri bir araya getirip çay denemeleri yapmayı seviyorum...Devamı

Yorumlar

  1. istanbul elektrikcisi 2 Ağustos 2019

    tebrik ederim, çok güzel bir dokunuş olmuş dünyaya…

    Cevapla