Griyle yetinmeli miydik beyazın peşinden koşmayıp?

Mustafa Türk

Kaza kaza bitiremediler…
Sayısını bilemediğim miktarda işçi ellerinde çay kaşığından hallice çubuklarla kazıyorlar ha kazıyorlar. Bunlar belediye yada herhangi bir inşaat firmasının çalışanları olsalar çeşitli alet edevatlarla kazmaları gerekmez miydi?

Amaçlarını anlayamadım. Neden dondurma çubuğu kadar şeyle kazmaya çalışsınlar ki bu kararmış derinlerimi…

Aslında bunu bilmek de kafamdaki soru işaretini gidermeyecek. Çünkü tek problem kazarken kullandıkları minik çubuklar değil. Asıl problem bu tanımadığım adamlar neden kazıyorlar benim içimi?

Derinlerde gömülü olanları aşikar eylemek sebebiyle mi kazıyorlar derinlerimi yoksa tüm hayatımı aşikar olmaması gerekenlerle birlikte içimin yedi kat dibine gömmek için mi?

Tam da bu noktada farkına varıyorum asıl acı verenin derinlerden çıkacak olan efsunlu defineler yada istemeye istemeye gömülmek zorunda kalacak hayatım değil de o ufak çubukların her bir darbesi olduğunu. Şu anda tam manasıyla önemsiz bir hal almış sebepler sonuçlar. Kazarken vurulan her bir çubuk darbesi yıkıp geçiyor beynimi balyoz misali.

Her şeyin bir an önce olup bitmesini istiyor asab-ı muharrike. Yeterince çalıştığını fazlasının yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini bildirmeye çalışıyor bilincime. Sanıyor ki bu hummalı kazı işinin sorumlusuyum, ve bu işe bir son verebilirim.

Kazıyorlar…
Kazıyorlar, derinlere indikçe daha fazla inmek için vuruyorlar çubuk darbeleriyle.

Karanlık…
Yıldırmıyor karanlık.
Aldırmıyorlar bile, gönül gözleri mi açık ne?

Siyah…

Hangi efsun siyaha boyadı aded-i enfasımın her bir zerresini?

Griyle yetinmeli miydik beyazın peşinden koşmayıp?

2013 yılından beri 'bi çayyaş daha...' sloganıyla blog yazıyorum. Yazdığım yazıların türü edebiyatta deneme kategorisine giriyor. Bilgisayar Mühendisiyim ve IOS Geliştirici olarak çalışıyorum. Yürümeyi ve farklı mizaçtaki bitkileri bir araya getirip çay denemeleri yapmayı seviyorum...Devamı

Yorumlar