Farklı Bir Vize Haftası

Bugün hayatımın ilk vizeleri bitti. Ben de yarının tatil olmasını fırsat bilip kafa tatilini de ekleyip memleketime gideyim dedim. Şuanda yoldayım. Otobüsü tercih ettim (yanlış anlama başka alternatif yok zaten 😀 ). Kitap okuyordum ara verdim, bugünün perşembe olmasını da fırsat bilerek bu yazıyı yazmaya başladım. vize-haftasiYazının sonunun nereye varacağını kestiremiyorum. Neyse olaya geçelim (:

Evet biraz farklı bir vize dönemi. Çünkü, vize haftasında ne olur? Başrolde o zamana kadar çalışmayı gereksiz bulan ve sınav haftası derslere yoğunlaşan öğrenciler olur, mutfaklarında sıradağlar misali bulaşık yığıntıları, içinden çatal çıkan yataklar, arkaplanda çalan arabesk şarkılar olur… Bizim evde herkesin vizeleri benden önceydi. Milletin vize haftası bitti benimki başladı.
Bu süreçte;

  • Evde tek tip yemek uygulaması başladı: ekmek arası + kola. Bu uygulamanın bizim için çok fazla artısı oldu. Hem pratik hem de mutfakta biriken bulaşık derdimiz olmadı.
  • Çayı damacanaya demleme ihtiyacı duyuldu ama mümkün olmamasının verdiği buruklukla yetinildi.
  • Erken kalkan sınav saati geleni uyandırdı.
  • Hukukçu ev arkadaşımız kanun maddelerini ev ahalisinin kafasına kazınmasına vesile oldu.
  • Hiç tarzım olmamasına rağmen yeni bir arabesk radyosu keşfedildi, akşam 7 gece 2 arası bize eşlik etmesine ithafen radyoya slogan bulundu (105.6 ‘Bu sesi herkes duymalı’).

Benim 4 tane sınavım vardı. Dün: Reading, Listening, Writing ve Bugün: Speaking. Allahıma çok şükür ben sınava son gece çalışma adetimi bozmadım. Sınav gecesi konuların çokluğu arasında boğuldum ve konuları çeyrekledim (: Sınavlara girdim, çalıştığım yerlerden çıkmadı ama çalışmadığım yerleri de yaptım. İlk günkü sınavlarım benim durumuma göre gayet iyi geçti. Düşünsene sınava son gece biraz çalışmışsın, çalıştığın yerlerden çıkmamış olmasına rağmen sınavın güzel geçmiş. Ertesi günkü sınav için muhteşem bir moral ve özgüven veriyor. O gece de biraz çalışayım speaking sınavına dedim. Çalışacak bişey bulamadım. Gittim çay demledim, kendi kendime ingilizce monolog kurarak yetindim.

Speaking sınavı sabahı içimde çok büyük bi heyecan vardı. LYS’ye girerken bu kadar heyecanlanmamıştım. Speaking sınavına 2 şer kişi olarak alıyorlardı. 2 hoca 2 öğrenci speaking yapıyorlardı. Olay bundan ibaret. Sınav salonuna girdiğim an bende karın ağrılarına sebep olan heyecandan eser kalmadı. Sakin bi şekilde olduk sınavımızı çıktık.

Ben yine hiçbir zaman demediğim gibi keşke çalışsaydım sınava demedim. Hatta iyi ki çalışmamışım dedim, ne gerek var onca zamanı ders çalışarak kaybetmeye… Evet, ders çalışmanın zaman kaybı olduğunu düşünüyorum, çünkü daha önce ingilizce hazırlık okuyanların da bileceği gibi bu sene çok sıkıcı bir sene. Zaten hergünümüz ingilizce. Neyse bunun sıkıcılığına başka bir yazıda değinirim (:

Yazıma son vermeden önce öğrenci arkadaşlarıma söylemek istediğim birşey var.

Siz siz olun canınız istemiyorsa dersinize çalışmayın, zamanınızı boşa harcamayın. Çünkü isteksiz çalıştığınız süre içinde bunun size hiçbir katkısı olmaz. En kötü dersten kalırsınız. Canınız istediğinde çalışırsanız, daha iyi sonuç elde edersiniz.

Selam ve dua ile…

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

2 Yorumlu

  1. azizoğlu 21 Kasım 2013 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


gün-doğumu-sunrise
Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
burusmus-kagitlar
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6