Farklı Bakış Açılarına Patron Olun

11 Mart 2014 25 0

Bugün Türkün Yerinin 4. ayı olmasının şerefine tüm Marmara Üniversitesine çay ısmarlıycam dedim, gaza getirdim onlar da jest olsun diye dersleri iptal ettiler. Ders yok, boşum, yine düşüncelere daldım. Boş kaldıkça yapıyorum arada böyle. Çok düşünüyosun, olmayacak şeyleri düşünme, düşünüpte memleketi mi kurtarıcan diyenler olmuyor değil. Ama Allah insanları yaratırken hayvanlardan farklı kılmış. Hayvana içgüdü vermiş, güdüleriyle hareket etsin diye. İnsana akıl vermiş, düşünsün de yaşasın diye. Bunun dışında insanla hayvan arasında hiçbir fark yoktur. Bilimde insanlar aslında hayvandır (memeli). Biyoloji derslerinizi hatırlayın. Canlılar ikiye ayrılırlar prokaryotlar ve ökaryotlar. Biz ökaryotgillerden oluyoruz. Ökaryotlar da protistalar, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar diye ayrılırlar. İnsanlardan kimse bahsetmez. İnsan olduğunu kendin ispatlaman gerekir. Arkadaşımıza yada herhangi bir kişiye ‘hayvan’ dediğimizde eğer bu kişi düşünme yeteneğini kullanan birisi değilse hakaret etmiş sayılmayız. Yani çevrenizdeki düşüncesiz kişilere hiç çekinmeden hayvan diyebilirsiniz. Neyse, konuya dönelim. Okuldan mezun olmuş olsam, yada olmasam da kendi işimi kursam, kendi işimin patronu olsam nasıl olur diye düşünüyordum. Hayalimdir kendi işimin patronu olmak.

Çoğu kişi ister aslında kendi ofisini açmayı, kendi işini yapmayı, emir alan değil emir veren olmayı. Neden isteyelim ki belirli bir maaşla çalışmayı, belirli bir mesai saatinin olmasını, sabah 8 de iş başında olmayı, o işin elbisesini giymeyi, senden daha az bilgili ama sadece patron olduğu için hayatının onun ağzından çıkacak iki kelimeye bağlı olduğu için emirlerine uymak zorunda olmayı?

kendi-isinin-patron-olmakKendi işimizin patronu olsak ne de güzel olur değil mi? Uyandın saat 10 olmuş, aha geç kaldım telaşı yok, vur kafayı yat yarım saat daha, hatta ne yarım saati patron değil miyim akşama kadar yatarım. Bugün keyifsiz miyim, ne işim var ofiste, sekreter raporu verir zaten. Canım sıkıldı bi ortalığı kolaçan edeyim ne var ne yok diyorsun işe gideceksin, ne gerek var takım elbiseye sakal tıraşına patronsun, çek kotunu tişörtünü tamam. Herşey yolunda mı o zaman bir ödülü hakettin, al aileni bir tatile çık, havalar da güzelleşiyor zaten…

Rahatlık, konfor maksimize durumda değil mi? Ama bu hayalleri kurarken göremediğimiz bir nokta da var. Hani emir alma emir verme kısmı vardı ya. Orayla ilgili. Çalışan olduğumuzda patron bize emir verir biz de aldığımız emirleri uygularız. Bu kısımda problem yok (yok tabi, sıkıysa uygulama). Ama patron kimden emir alır bunu aklımıza bile getirmiyoruz. Patron emir mi alırmış saçmalama demeyin. Patron, şirketin sahibi, nerden para kazanıp biz çalışanlara para veriyor? Müşterilerinden. İşte kilit nokta bu. Patron müşterilerinden emir alıyor.

Müşterilerinin emirlerini yerine getirmezse, onları memnun edemezse işi kaybeder, parayı alamaz, parayı alamazsa bize parayı veremez, biz parayı alamazsak ya greve çıkarız yada istifa ederiz. Şirket batar. Böyle düşününce çalışanın bir patronu oluyor, patronun çok patronu.

Bir de maaş olayı var. Belirli bir maaşımızın olması iyi birşey aslında. 3 bin liraysa her ay alırsın 3 bin liranı işine bakarsın, yeter yada yetmez onu bilemem.

Patron olunca maaşları dağıttıktan sonra kalan paranın tamamı senin de olmuyor ki. Şirketinin geliri bu ay 500 bin lira, çalışanlarına 200 bin lira, faturalara masraflara 100 bin lira gitti, 200 bin lira kaldı. Bu para benim cebe girer diyemiyorsun ki. İnovasyon gerek, gelişmek gerek, gelişemiyorsan bile en azından pozisyonunu koruyabilmek gerek, rakiplerin olduğunu unutmamak gerek. Bu 200 bin lirayla bunları yapabilmen gerek. Yapman gerekeni yaptın, 100 bin lira arttı mı, yine bunun tamamını kendine alamazsın ki, gözün yemez. Bir ay sonra nasıl bir durumda olacağını bilmiyorsun sonuçta, şirketinin kasasına atacaksın. Evet, çalışanlarından daha fazla gelirin olacak belki ama, şirketini kaybetmeyi göze alamayacaksın, diken üstünde oturup herşeyi hesap etmek zorunda olacaksın.

Örnek vermek gerekirse, kendi işinin patronu olmak mavi silgi olsun. Neden mavi silgi diye sormayın. Kütüphanedeyim, elimdeki imkanlar dahilinde örnek veriyorum (:

bakış açısının önemi
 
Solda gördüğümüz mavi silgi bizim hayalimiz. Eğer bu hayalimize ulaşabilirsek mutlu olacağımızı, çevresinde mutlu olmamızı sağlayacak gülen yüz, kahkaha atan yüz, aşkla bakan yüzler görüyoruz. Bunlar bizim silgimizi cazip kılan şeyler. Silgiye sahip olursak eğer çevresindeki bu neşeli, tatlı şeylere de sahip olacağız.
 
 

Sıkıldığınız halde yazıyı buraya kadar okuduysanız eğer, hayallerinize hedeflerinize giden yolda yılmadan usanmadan koşabilme potansiyeline sahipsiniz demektir. Tebrik ederim bu azim ve kararlılıkla hedefinize ulaştınız diyelim.

bakis-acisinin-onemi-2Mavi silgi artık sizin. Hemen şu sağ tarafta duruyor bakın. İhtişamı göz kamaştırıyor değil mi? Bunu kutlayabilirsiniz. Ama bir saniye, önce silgiye bir tıklayalım, doya doya bir bakalım değil mi. Silginin çevresindeki neşeli, tatlı, şeker şeylerin yanındaki dertleri, tasaları, silginin meziyetlerini gördünüz mü?
 

Silgiye ulaşmadan önce bu eksileri görememiştik, artıları sayesinde mavi silgi bizim kızıl elmamız, hedefimiz olmuştu.

 
Bu örnekte anlatmak istediğim nokta, çevremizdeki iyi veya kötü olarak nitelendirdiğimiz şeylerin aslında sadece bizim bulunduğumuz noktadan öyle gözüktükleridir. Farklı bakış açılarıyla yaklaşmalıyız olaylara. Kendi işimizin patronu olmak bizim hedefimizse ve patron olmanın artıları bunun bizim hedefimiz olmasının sebebiyse farklı açılardan yaklaşmazsak, hedefimize ulaşsak bile mutlu olamayabiliriz. Çok güzel, çok tatlı, ye beni der gibi gözüken elmanın içinden kurt çıkabilme ihtimalini de göz önünde bulundurarak, dikkatli yemeliyiz.

İzninizle mavi silgimi alabilir miyim. Tabiki sadece bir örnekti, mavi silgimi verecek değilim ya. Dün 3 kırtasiyeye sordum bulamadım, kalmamış. Valla kusura bakmayın sevgili takipçi. Benim için ne kadar değerli de olsanız vazgeçilmezimi sizde bırakamam (:

Siz ne diyorsunuz kendi işinizin patronu olmak konusunda?

Tags: bakış açısı, düşünmek, emir vermek, farklı bakış açıları, hayaller, insanları hayvanlardan ayıran özellik, kendi işinin patronu olmak, ofis açmak, patron olmak Categories: Blog, Günlük
share TWEET PIN IT SHARE share share
Mustafa Türk

Selam olsun diyerek başlıyorum yazmaya. Yazılarımdan birkaçını okumuşsanız kafanızda bir Mustafa resmi canlanmaya başlamıştır. Silüet demek daha doğru olabilir aslında. Kütahya’nın dehşetli soğuklarının olduğu bir kış vaktinde gece yarısı doğmuşum. Geceye olan sevdamın kaynağı bu noktaya dayanıyor olabilir. Ve bu yazının devamı okunmak istenmiş olabilir. Devamı...

Related Posts
Yorumlar
  1. -

    Dediğin gibi kendi işinin patronu olmak birçoklarının hayali. Bir kısım insan o hayalini gerçekleştiriyorda. Ancak gerçekleştirdikten sonra bahsettiğiniz etkenleri göz önüne almadığı için patronluğu fazla sürmüyor. Kendi işinin patronu olmak çoğu zaman işçi olmaktan daha zordur bu yüzden ki dünyanın her yerinde vizyonsuz işletmeler kapanıyor. Bu güne kadar hayalim olacak kadar düşünmedim patronluk konusunu. Ben daha çok bir kurum altında araştırma yapmayı istiyorum. Elimde kurumun imkanları, araştırılacak konular ve hayal gücüm. Birşeyleri keşfedebilmek ve hatta onları sıfırdan yapabilmek; işte benim için mutluluğun tanımlarından birisi de bu. Çok güzel olmuş Mustafa hocam yazın. Uzunca ama sıkmıyor. Üstelik o paragraflar boyunca konunda daılmamış. Tebrik ederim. 🙂

    1. -

      Güzel yorumunuz için teşekkürler efenim (:
      Cevap veremediğim bu uzun süre için kusuruma bakmayın 😀

      1. -

        merhaba

  2. -

    O değil de yazı bir yana yazının başlığının nadir ve güzelliği bir yana resmen! 😀 Çok iyiydi.

    1. -

      Teşekkür ederim (:

  3. -

    Ne demiş atalarımız “Büyük başın derdi büyük olur.”

    1. -

      Valla ne güzel demiş (:

  4. -

    Sen ne pis adammışsın ya. Bloguna yaptıım ilk yorumlardan birisi bu ve herkese teşekkr etmişsin benim haricimde. Alındım şimdi 🙂

    1. -

      Ahahaha 😀 Niye öyle yaptıysam ki, valla geçmiş gün hatırlamıyorum hacım. Nerden dikkatini çekti, kaç aylık yazı. Söylemesen hiç haberim olmayacak 😀 Ne güldürdün beni 😀

      1. -

        Sen fazla yazı girmeyince bende o yandaki popili şeyi inceliyorum. Oradan denk geldi 😀

        1. -

          Biliyodum, bi gün popilerimin dikkat çekeceğini biliyodum (:

  5. -

    hocam çok ilginç bir yazı tebrik ederim.

    1. -

      Teşekkür ederim (:

  6. -

    çok iyi bir yazı 😀 akıcı olmuş.

    1. -

      Beğenmeniz beni mutlu etti, teşekkür ederim (:

  7. -

    Kendi işinin patronu olmak denildiği zaman aklıma hep NETWORK MARKETING mağdurları geliyor 🙂 Alınabilecek en güzel hayat derslerinden biridir network mark.

    Sizi sisteme dahil etmek isteyen kişi, tıpkı Mustafa bey gibi patron olmanın cazip taraflarından bahseder. Muhtemelen siz de lise yıllarınızda kafe açmayı planlayan bir girişimci olmalısınız 🙂 Kafe açacak parayı bulamayınca da kendi işinizin patronu olmak için NETWORK kancasına SAZAN gibi takılırsınız. Tüm hikaye böyle başlar.

    Sonra farkedersiniz. Öyle kokteyl yapıp içine pipet salmayla patronluk olunmuyor. “G*t ıslanmadan balık tutulmaz” demiş atalarımız.

    Ya ben bu konuyu çok sevdim. Ben de bu alanda bir makale yazacağım 😀

    Keyifle okudum. Teşekkür ederim. Güzel paylaşım, güzel yazı

    1. -

      Hala içimde çok farklı bir konsepte sahip kafe açma isteği var ama öncelik sıralamasına koyduğumda biraz geri planda kalıyor 🙂

      Beğenmenize çok memnun oldum 🙂

  8. -

    Ne kadar güzel bir yazı. akıcılık ve yaratıcılık.. harika

    1. -

      Teşekkür ederim beğenmeniz beni memnun etti 🙂

  9. -

    Çok başarılı bir web siteniz var. Yakından takip ediyorum. Başarılar dilerim

  10. -

    Güzel içerik hocam. Diğer içeriklerinizi incelemek için web sitenizi sık kullanılanlara ekledim 🙂

  11. -

    bilgi verdiğiniz için çok teşekkür ederim.:)

  12. -

    Çok doğru bir noktaya değinmişsiniz. Ülkemizde genelde kendi işini kurmayı değilde başka işlerde yüksek maaşla çalışmayı düşünen beyinler dolaşıyor. Bu fikri değiştirirsek ne mutlu bizlere. 🙂

  13. -

    Evet aynen katılıyorum bir zamanlar çıraktım kalfa olayım dedim,çünkü kalfam cok iyi konumda idi hep işlere usta beni gönderse derdim. Kalfa oldum, çok mutluydum bir dönem her işe usta beni gönderiyordu. sonra ustalığı keşfettim . Usta olsam keşke müşterilerle ben ilgilensem demeye başladım. Şükür şuan ustayım ve kendi işimin patronuyum . Evet hayat hep fazlasına doğru seni çekiyor ve bu gidişin sonu yok gibi birşey. Yani küçük bir işletme ile başlayıp sabancı gibi bir şirket veya daha büyük bir şirket olmak tüm bunlar olsa bile nefsimiz yine tatmin olmuyor,bakış açımızda kanaat diye birşey yoksa yine mutlu olamayız. Not : Kanaat dünyadaki en büyük hazinedir… elimizden geldiği kadar çalışacağız ama sonunda kanaat yoksa mutlulukda olmaz.

  14. -

    Bence patronu patron yapan özelliklerden bahsetmek gerekirdi. Tabi buradaki patron tanımını dürüst bir şekilde ve kendi emekleri ile bir yerlere gelenler için, bu kişileri tebrik etmek lazım. Belki çoğu kişi hatta sizlerde kendi işinizin patronu olabilirsiniz ama öncelikle cesarete ihtiyacınız var cesur olmalısınız. Bunun dışında liderlik, yüksek motivasyon, sorun çözme becerisi, planlı ve alternatiflere açık olma, kararlılık, sektördeki tecrübeniz, bilgi birikimi, rakip okuma ,sabır ve pazarlama kendi işini kuracak olanlarda hepsi bir arada olmalı diye düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir