Büyüdüğümü Hissettiğim Anlarım {mim}

Selam olsun büyük insanlar. Kendini büyük hissedenler. Ben büyüdüm diyebilenler. Ve diyemeyenler… Mustafa Alnıak blogunda yazdığı bir yazıda beni mimlemiş. Yazının konusu “ben ne zaman büyüdüğümü farkettim”. Okumak isteyenler şuraya tıklayarak yazıyı görebilirler. Böyle bir yazı yazılmak isteniyordu epeydir. Evet yazılmak isteniyordu ve yazılmak için uygun vakit bekleniyordu tarafımdan. Baktım ki o vakit gelmiyor, hazır adaşım da benim ne zaman büyüdüğümü farkettiğimi merak etmişken böyle bir yazı için kolları sıvayayım, yazı klavyemin tozunu sileyim dedim.

Büyüdüğümü hissettiğim birçok şeyle karşılaşıyorum gün içinde. Ya da büyümem gerektiğini düşündüren. Herbirini buraya yazamam tabiki, çünkü yazılacak şey var yazılamayacak şey var. Ayrıca benim aklım defter değilki her şeyi aklımda tutup blogumda yazabileyim. Beni mazur görün, birkaç tanesini yazacağım.

bisiklet

Dört tekerlekli bisikletten terfi edip artık iki tekerlekli bisiklete binmeye başladığımda büyüdüğümü hissettim. Artık ben de diğerleri gibi büyümüştüm, şimdi ismini hatırlayamadığım o çocuktan daha büyüktüm artık.

Evimiz birinci kattaydı. Uyuduğum odanın penceresinin önünden yol geçerdi. Sabah uyandığımda yoldan geçen insanların gölgeleri odanın içine dolardı. Sabahları ilk uyanan ben olduğum için ilk ben görürdüm onların gölgelerini. O gölgelerin sadece birer gölge olduğunu öğrendiğim zaman, onların karanlık lordun askerleri olduğunu sanmayı bıraktığım zaman büyüdüğümü hissettim.

Öğretmenin evde yapalım diye verdiği ödev kağıtları zamanımı çok harcıyor diye kimseye çaktırmadan cevap anahtarlarını bulduğumda büyüdüğümü hissettim. 3 sene kar ettim. Pişman değilim. Yine olsa yine yaparım.

Bizim sokakta İbrahim Amca vardı. Vakit namazlarını camide kılardı. Sokakta gördüğü zaman gel namaza gidelim derdi. Çoğu zaman abdestsiz de olsa o kadar büyük insanın -hatta ve hatta yaşlı amcaların- arasında tek çocuk olarak namaz kılarken büyüdüğümü hissettim.

Annem gezmeye giderken evde yalnız kalmaya başladığım zamanlarda büyüdüğümü hissederdim. O zamanlar kapıyı sıkıca kilitliyor oluşum ve “kim gelirse gelsin kapıyı açma” diye tembihleyen bir annem olması büyüdüğümü hissetmeme engel değildi.

Ülkemizde eğitim-öğretim dendiğinde akla ilk olarak okulların geldiğini ve bu okullarda öğretmenlerin çoban, öğrencilerinse koyun yerine koyulup güdülmeyi öğretildiğini farkettiğim zaman büyüdüğümü hissettim. Sabah derse girmeden önce avluda toplanan ilkokul öğrencilerine “Hazır Ol!” dediğinde bir çocuk güldü diye yüzlerce kişinin içinde o çocuğu rencide eden bir müdürün varlığına şahit oldum birkaç gün önce. Okul müdürü olmak için insan olmanın gerekmediğini öğrendiğim o günde de bir kez daha büyüdüğümü hissettim.

İlk defa tıraş olduğumda büyüdüğümü hissettim.

İnancımı sorgulayıp, dinimi öğrendiğimde büyüdüğümü hissettim.

İlk defa yalnız başıma şehirlerarası yola çıktığımda büyüdüğümü hissettim.

buyumek

Cep harçlığımı babamdan günlük ya da haftalık değil de aylık olarak almaya başladığıma; para harcamayı ve biriktirmeyi öğrendiğimde; biriktirdiğim paramla ilk cep telefonumu kendim aldığımda büyüdüğümü hissettim.

Gece geç bir saatte “Baba, ben dışarıya çıkıyorum, birkaç saate gelirim.” dediğimde “Tamam oğlum, sen bilirsin.” şeklinde bir cevapla karşılaşınca büyüdüğümü hissettim.

Daha önce ailesinden ayrı bir hafta bile geçirmemiş olan ben, üniversite için hayatımda daha önce hiç görmediğim bir şehre, İstanbula geldiğimde büyüdüğümü hissettim. Oldukça duygusal ve zorlu geçen iki haftadan sonra daha az zorlanmaya başladığımda büyüdüğümü hissettim.

Cep harçlığımın ismi para olarak değiştiğinde, yani babamdan aylık değil de 4 aylık, bir dönemlik para almaya başladığımda ve bu parayı idare edebildiğimde büyüdüğümü hissettim.

Bir zamanlar şurada bahsetmiştim, bir sabah fırından daha üzerinde dumanı tüten ekmek almış eve dönerken ekmeğin köşesini ısırmak isteyip de ısıramadığım zaman büyüdüğümü hissettim.

Sevmenin, sevilmenin, aşkın sadece güzel bir duygu, eğlenceli ve heyecanlı geçen zamanlar olmadığını; Aynı zamanda temel bir ihtiyaç olduğunu öğrendiğimde büyüdüğümü hissettim.

Birkaç tanesini mi yazacağım dedim? Ben? Ne zaman? Hatırlayamadım? 🙂
Birkaç tane yazacağımı düşünürken birkaç x birkaç (birkaçın karesi) tane yazmışım (: Daha fazla uzatmadan ben de İsmail Usluer‘e paslayayım bu mimi. Biraz da onun nasıl büyüdüğünü okuyun derim.

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

13 Yorumlu

  1. Mustafa 18 Ekim 2015 Cevapla
    • Mustafa Türk 18 Ekim 2015 Cevapla
  2. TK 18 Ekim 2015 Cevapla
    • Mustafa Türk 18 Ekim 2015 Cevapla
  3. HGT 18 Ekim 2015 Cevapla
  4. büyütemiyenBüyüteç 27 Ekim 2015 Cevapla
  5. Kaan 7 Aralık 2015 Cevapla
  6. seams 13 Aralık 2015 Cevapla
  7. Melike 12 Ocak 2016 Cevapla
  8. Emre 22 Ocak 2016 Cevapla
  9. Birkan Uğur SARI 1 Şubat 2016 Cevapla
  10. coolkul 5 Şubat 2016 Cevapla
  11. Ahmet 27 Şubat 2016 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


gün-doğumu-sunrise
Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
burusmus-kagitlar
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6