Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez

Uyandım yine yağmurlu bir sabaha, dört beş altı gündür istikrarını bozmayan yağmurlu sabaha. Bu sabahların başlarında diyordum ki biraz yağmur kimseyi incitmez. Son birkaç gündeyse mayısın ortasında bu ne yağmur bitmek tükenmek bilmez.

Evden çıkarken bakıyorum hava yağmurlu, ona göre giyiniyorum. 2 saat sonra hava günlük güneşlik, sıcaktan yanıyorum.

Ertesi gün daha ince giyiniyorum, yağmurdan sırılsıklam oluyorum. Sipor ayakkabının içine dolan sudan daha bahsetmiyorum.

Kısa film çekimi için fethi paşa korusuna gidiyorum. O havada dizlerime kadar çamura batıyorum.

Yetsin bitsin gitsin artık diyorum yağmuru o kadar sevmeme rağmen.

Daha iki hafta öncesine kadar sularımız azalıyor haberlerini gördüğümüz, cık cık çektiğimiz, yağmur duaları ettiğimiz…
Ama Rahmanın rahmetine şükretmediğimiz.

Biliyorsunuz beni. Epeydir adam akıllı yazmıyorum bloğuma. Birkaç sefer tamam artık yazıcam, üşenmiycem dedim.
Yine üşendim.
Araya mesafeler koydum bloğumla.

Geçen akşam bloğumun sağ alt köşesinde duran çayyaşa selam yolla kısmından bir takipçim selam yollamış. Başlarda etkilenmediysem de sonradan hafiften bi tırsma oldu. Dedim bir yazı yazayım da birkaç gün daha oyalasın. Feci şekilde tehdit etmiş okurum.

Bahaneyle birkaç gün önce keşfettiğim bir videoyu paylaşayım dedim. Rüknettinin kalbi için kehanetleri ile tanıdığım Kemal Sayarın bir videosuna rastladım. Kendisinin biraz yağmur kimseyi incitmez diye denemelerinin yer aldığı bir kitabı varmış. Daha okumak nasib olmadı. Bu kitaptan bir bölümü klip haline getirmişler. Bu yağmurlu, ‘özel’ günlerin anlamı ve önemine binaen bu videoyu paylaşıyorum.

Biliyorum sanki uzun süredir yazmayışımı geçiştirmek için bu videoyu paylaştığımı düşündüğünüzü. Kısmen doğrusunuz aslında, bizde yalan yok (:

Bir yağmur ha yağdı ha yağacak sahneye çıkmak için sırasını bekliyordu. Kapıdan içeri girdiğinde kafamda bir sürü şarkı birbirine karışıyordu. Günlerden bir gündü işte. Kemal Sayaroviç var mıydı yok muydu dedirtecek bir gündü. Her zamanki rutin işler, okunamamış kitapların, uzun zamandır görülememiş dostların ve bir türlü aylak ve serbest bir hayatın ruhu özgürleştiren çağrısına icabet edemiyor olmaklığın getirdiği pişmanlıklar…

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

6 Yorumlu

  1. Enes İLHAN 11 Mayıs 2014 Cevapla
  2. Dost Biri 16 Mayıs 2014 Cevapla
    • Mustafa 16 Mayıs 2014 Cevapla
  3. Ali Yaman 4 Mart 2016 Cevapla
  4. MEHMET BARUN 29 Haziran 2016 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


gün-doğumu-sunrise
Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
burusmus-kagitlar
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6