Bir Yudum Çay ve Ardından Uzun Bir Ah

Bazen içinde bulunduğun hayattan, yoğunluktan, teknolojiden sıyrılıp ilkel bir hayata, doğaya, dağ başına… İnzivaya çekilip semaverinde çayını demlemek istersin. Yalnız başına, geçmişi sorgulayıp, içinden hataları ayıklayıp, geleceğe dair düşler kurup, bardaktaki çayın üzerinde tüten buharını içine çekip ardından bir de ah çekip kafayı dinginleştirmek istersin. Ama aynı zamanda da bu arzunu bile bilgisayarı ve interneti kullanarak duyurursun…

Uzun süre oldu yazı yazmayalı. Kendimce nedenlerim var tabi. Yoğun bi hafta geçirdim. Okuluydu, konferansıydı, trafiğiydi derken koca bir günün ardından kalan sadece yorgunluk ve bir demlik çay oluyor. Bu ikilinin eşliğinde birşeyler yazmak yerine birşeyler okumayı tercih ediyorum (evet üşeniyorum demek zoruma gitti).

İstanbul Kongre Merkezinde bu yıl ikincisi düzenlenen Türkiye İnovasyon Haftası programlarına katıldım.

Selman Kayabaşı’nın Teşkilat adlı kitabını okudum.

Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli), The Grey ve tabiki Kurtlar Vadisi Pusu izledim.

Çanakkale’ye gezmeye gittim.sonbahar

Ve omuzları yorgunluktan çöken adam koltuğunun altında bilgisayarı, elinde çay bardağıyla ağaçlardan dökülen yapraklarla kaplanmış yolda ayağını sürüyerek yürür, yürür.. ve bardağındaki çayın bittiği anda gözlerden kaybolur.

2 Comments

  1. Unnamed 9 Aralık 2013 Reply

Bu konuda sen ne düşünüyorsun?

%d blogcu bunu beğendi: