Benim Çizgim #02: İç İçe İçimtonik

Bekleyişli bir gece. Çayın demlenmesini bekleyiş mesela. Ortamın bir tık daha sessizleşmesini bekleyiş mesela. Yada playlistimdeki ‘o şarkıyı’ bekleyiş mesela. En güzel olanını, hani onu hatırlatıyor ya, o işte. Demlenmiş çayın servis edilmesini bekleyiş mesela. Mesela hislerime dokunacak ve onların başını şefkatle okşayacak periyi bekleyiş. Onlara birer bardak ab-ı hayat verecek, hadi o da olmadı en azından çay içirecek kendi elleriyle demlediği.

Böylesine bekleyiş dolu bir gecede, daha önce çizdiğim resimlere bakıyordum. Uzun zamandır çizdiğim bir şeyi sizinle paylaşmadığımdan bunu paylaşmak istedim. Bu resmin özelliği benim enlerimden bir tanesi olması değil. Bir en’lik vasfı yok. Bu resme bakarken çizdiğim zamanlar, o zamanlardaki ruh halim, bulunduğum ortam, yediğim şey, içtiğim şey gözümün önüne geldi de. Duygulandım… Paylaşmak istedim.

Sizi pek duygulandırmayacağım ama. Bazı şeyler giz perdesinin ardında kalmalı değil mi?
Duygulanmayın tamam mı?

breaking-bad-walter-benim-cizgim
Gece saat 11 suları. Birkaç gün öncesinde Breaking Bad isimli diziyi bitirmişim. Çılgınlar gibi dizi izlediğim zamanlardı. Belki o zamanlar size bahsetmişimdir, bir gecede 7-8 bölüm izlediğimi. İlk 2 sezonu oldukça sıkıcıydı ama. Gecede 2 bölümden fazla izleyemiyor, uyuyakalıyordum. Daha sonraki sezonlar gayet hareketli, zihni ve göz kapaklarını dinç tutan cinstendi. Haliyle 7-8 bölüm izliyor olmam şaşırılacak bir şey değildi. Tamam tamam ‘en azından benim için’.

İkinci vize zamanıydı. Alt katımızdaki malum dükkanı işleten ablanın hergün bizim için ayırmış olduğu, şuan marka ismini zikretmek istemediğim o çok meşhur aysti şişesinin son birkaç bardaklık zamanlarıydı.

Minik bir not defterim vardı benim. Kapağı rengarek, plastik kapak. Deseni labirenti andırıyordu. Bir şeyler karalardım ona canım sıkıldıkça.

Kalemi sallamaya başladım. O gözlükleri çizdim önce. Gözlüklere göre şekillenecek bir resim kokusu vardı havada. Nemlice. Gözlükler bana bundan 6 sene evvel oynadığım, oynadığıma sonralardan bazen pişman olduğum ama o zamanlar oldukça çok eğlendiğim ve tabiki şuan o günlerin zihnimde canlanmasını istemediğim için ismini buraya yazmak istemediğim o oyundaki bir karakteri andırıyordu. Bunun ismini zikretmeme engel olacak herhangi bir hissim yok şuan.

Çünkü oyun senaryosundaki her şeyi bilen, her şeyi kontrol eden bir zat-ı muhteremden bahsediyorum: Agah Efendi.

Gözlüklerinden sonra onun şapkasını da çizeyim dedim. Pek olmadı, Agah Efendi’den uzaklaştı resim. Burun koyduktan sonra anladım ki benim resmim Çakal Kimya Hocası Breaking Bad Walter‘a dönüşmeye başladı. Sakallar da ona uygun olacak şekilde konduruldu oraya.

Uzun zamandır yazı yazmamıştım o zamanlar. Onu da resmimde ifade etmek istemiş olmalıyım ki, kahramanımın eline mürekkep tüpü ağzına kadar dolu olduğu için ucundan damlatan bir dolma kalem kondurmuşum.

İki buçuk kulaç uzakta duran masamın üzerinde benim az önce yukarıda bahsettiğim not defterimden kopartılmış üzerinde Burki’nin okuması için bıraktığım sabahtan kalma bir not duruyordu. Burki, oda arkadaşım. Fenerbahçeli. Benim gibi değil ama. Koyu bir Fenerbahçeli. Tam bir Fenerbahçeli. Holigan bir Fenerbahçeli. Takım başkanının kankasının kankası. Tovpil sağlam yerden yani. Her maça gidecek kadar bileti bulunur illaki. Her neyse konudan uzaklaşmayayım.

Masanın üzerindeki kağıt da girmişti işin içine. Ama resim, çizdiğim kağıt boyutlarına uymamıştı. Büyük gelmişti. Sağ koluyla şapkası dışarıda kaldığından sanki kağıda çizilmişmiş de sonra ordan kesilip kağıdın üst kısmına yapıştırılmışmışmış gibi olsun demiştim.

Böyle işte bu resmin hikayesi de.

Yeni bir yazı yazdığımda size haber vermemi isterseniz aşağıya E-Posta adresinizi yazın.




Anında size bir onay maili göndereceğim. Onayladıktan sonra ne zaman yazı yazsam ilk siz haberdar olacaksınız.

3 Yorumlu

  1. Ayça Şahin 7 Ekim 2015 Cevapla
  2. Ruyam 16 Ekim 2015 Cevapla
  3. muammer doğan 22 Ocak 2016 Cevapla

Yazı hakkındaki düşünceleriniz neler?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


gün-doğumu-sunrise
Karanlıkların Üzerinde Kutlu Bir Doğum
burusmus-kagitlar
Buruşmuş Kağıt Topları
No Preview
Seve Seve
No Preview
Uyanış #Derinlerin Gölgesi – 6