Ben Neden Varım Ki

29 Kasım 2013 7 0

Uzun zamandır kendi kendime sorduğum bi soru. Sıradan bir güne uyandığımda, sahilde yürürken, sıkıcı ve çekilmez trafikte toplu taşımadayken… Boş kaldığımda aklıma gelir, neden varım ki ben. Size de hiç oluyor mu? Ansızın aklınıza geliyor mu? Bilmem kaç sene önce doğdum, artılarıyla eksileriyle bi şekilde geçti yıllar ve şuana geldim. Ben ne yaptım? Ne yapmalıydım? Ne yapmamalıydım? Ve daha da önemlisi ne yapmalıyım?

Hergün yemek yiyip, işimize okulumuza gidiyoruz. Bi zaman çizgisi düşünün ve bu çizgide bir nokta misali bi anlık mutluluklar, üzüntülerimiz oluyor. Arkadaşlarımızla, ailemizle sohbet ediyoruz. Yemek yiyip, tuvalete gidiyoruz. ben kimimPeki ben bunları yapmak için mi varım? Eğer öyleyse çok saçma çünkü ben bunları hergün yapıyorum zaten, o an geçtiğinde yaptıklarım vasfını yitiriyor. Bunlar benim var olma amacım olamaz. Neler olabilir? İyi bir eğitim alıp, iyi bir iş sahibi olmak. Güzel biriyle evlenip güzel bir aile kurmak. Çocuklarının güzel ahlak sahibi olması için onları eğitmek… Böyledir aslında çoğumuzun amacının bu olduğunu düşünmesi ya da istemesi diyeyim. Ama şöyle de birşey var: insanlar ölüyor, diğer tüm canlılar gibi ölüyor. Öldünmüydü bittin abi, o güne kadar yaptığın herşey bitti, yaptığın için mutlu musun, yoksa pişman mı? Hatta bu sorunun bile ne önemi var ki öldün la ne uğraşıyon soruların cevabıyla sınav bitti (:

Dünyaya geldik, iyisiyle kötüsüyle bişeyler yaptık ve sonra öldük. Amacımıza ulaşabildik mi tartışılır. Amacı şöyle düşünebiliriz aslında. Eğitim sistemimizin gerekliliği olan sınavlara hepimiz girdik, yani bi sınav deneyimimiz var. Amaç nedir, sınavı geçmek. (Sınavı geçememeyi amaç edinmiş kimseye rastlamadım daha. Eğer varsa bana söylesin bu kısmı düzenleyeyim 😀 ) Sınavı bir şekilde geçmeyi amaçlıyoruz. Sınavdan önce hazırlanarak, kopya çekerek ya da daha farklı bi şekilde… Sınavı geçemezsek bozuluyoruz, mutsuz oluyoruz, sövüp sayıp pişmanlık duyuyoruz. Sınavı geçince mutlu oluyoruz, çünkü amacımıza ulaşmışız.

‘İmtihan dünyası…’ derler oksijenini absorbe ettiğimiz dünya için. Harbiden de öyle. Hayatımız sınavlarla dolu, listesini yapmaya kalksam ne bilgisayarımın şarjı yeter ne de parmaklarımda derman kalır. Lafı getirmek istediğim nokta tam da burası. Ben kulluk etmek için varım. Ben demiyorum bunu Allah diyor (Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım – Zâriyât 56). Ne yani, o kadar dünyaya geldim, hayatımda çeşitli zorluklar çektim… Sadece Allah’a kulluk etmek için miydi hepsi de, yok artık? demeye hakkım olduğunu düşünmüyorum şahsen. Çünkü O, cenneti var etmiş sonra insanlar da cennete girsinler diye insanları var etmiş. Ama demiş ki benim hediyemi istiyorsan, istediğini belli et. Bana olan sevgini, saygını belli et. İstemeyen adama neden hediye vereyim ki… Bir karşılık beklemiyor, sadece istediğini belli et diyor. İster 70 sene gününü gün et, dilediğince yaşa. İster 70 sene + sonsuz sene güzel yaşa…

Ticarete benzetiyorum bunu. Diyor ki sana hediye vermek istiyorum. Bir hayat vereceğim ve bu hayatta hergün sana 24 altın vereceğim. Hayatın son bulduğunda seni yanıma, cennetime alacağım. Ama sen de benim için hergün 1 altını ayırıp bir kenara koyacaksın, kalan 23 altınını dilediğince harcayabilirsin. Neden ticarete benzetiyorum. çünkü bir alıcı bir de satıcı var. Cenneti alıyorsun ve karşılığında hergün hazinenin 24 te 1 ini veriyorsun. Satıcının zaten herşeyi var, 1 altına ihtiyacı olduğundan değil, bunun ticaret olabilmesi için, karşılığında birşey verilmesi gerektiği için o 1 altını veriyorsun. Berbere borcum nedir abi dediğinde ne verirsen ver dediği gibi…

Bence böylesine kârlı bir ticareti kaçırmamak gerek. Ama o kadar cimriyiz ki, 23 altınla yetinmiyor 24 ünü de harcamak için elimizden geleni yapıyoruz. Allah bizlere bu ticaretin farkında olabilmemiz için akıl, fikir versin 🙂
Selam ve dua ile…

Tags: Amaç nedir, ben kimim, ben neden burdayım, ben neden varım, benim var olma amacım, neden varım ki ben Categories: Bana Dair
share TWEET PIN IT SHARE share share
Mustafa Türk

Selam olsun diyerek başlıyorum yazmaya. Yazılarımdan birkaçını okumuşsanız kafanızda bir Mustafa resmi canlanmaya başlamıştır. Silüet demek daha doğru olabilir aslında. Kütahya’nın dehşetli soğuklarının olduğu bir kış vaktinde gece yarısı doğmuşum. Geceye olan sevdamın kaynağı bu noktaya dayanıyor olabilir. Ve bu yazının devamı okunmak istenmiş olabilir. Devamı...

Comments
  1. -

    24 altın meselesini bir yerden araklamışsın mustiiii çok tanıdık geliyor bana 😉 🙂

    1. -

      volkan 24 altın örneği birçok kitapta yer alıyor tanıdık gelmesi normal (:

  2. -

    çok güzel bir yazı olmuş, keyifle okudum. teşekkürler hocam sitende de başarılar 🙂

    1. -

      ne güzel (: ben teşekkür ederim Emre, mutlu oluyorum böyle yorumları görünce (:

    2. -

      Okumaya usendim

  3. -

    Tam diyordum ki Mustafa ne diyor, ikinci paragraftan sonra yazı rayına oturdu. 🙂

  4. -

    Bu soru ontolojik anlamda herkesin kendisine sorması gereken bir sorudur. Hepimizin içinde bu soru vardır ama çoğumuz üzerini örteriz. Ölüm ve hastalıklar bize bu soruyu hatırlatır, biraz düşünür ve sonra yine aynen devam. Gaflet diyorlar buna.
    Bu soruyu ben de çok düşünürüm, bir de bu hayat aslında bir rüya mı, ölünce mi uykudan uyanacağız?

Leave a reply

Sen ne söylemek istersin?