Beleş Savaş ‘Savaş Kadın İşidir’

1 Mart 2014 5 0

Yeni kitaba başladım. Murat Menteş – Ruhi Mücerret. Ruhi Mücerret, kahramanın ismi. Kendisi yaşayan son İstiklal gazisi ve şu anda 100 yaşında. Şu anda diyorum çünkü kitap daha bitmedi. Az önce okuduğum ve çok hoşuma giden bir kısmını paylaşmak istedim.

Savaşın kilo verdiren özelliği ve Barbie’den dua isteyişi vurucu noktaları 😀

Beleş Savaş – Ruhi Mücerret

Savaş pahalı bir oyundur. Oyun da beleş bir savaş. Lakin yirmi küsür senedir, kurtuluş günü merasimlerindeki temsilî nümayişler, beni savaştan daha çok soğutmuştu.

Civanın yeğeni Ozanla mutfak masasında harp oyunu oynuyoruz. Yüzlerce oyuncak askeri, kutulardan savaş meydanına döküyoruz. Ozan, benim harple ilgili bilgi ve tecrübelerimin, oyuna büyük heyecan katacağına hükmetmiş. Minik, plastik askerleri avuçluyorum.

“Bütün oyunların temel kuralı nedir?” diye soruyorum.
“Bilmem?”
Oyuna kendini kaptırmamak.
“Hı-hı.”
“Bu pembeler Yunan, Ozan. İzmir’i işgal etmek için İtalyanlarla yarışıyorlar.”
“Tamam.”
“İtalyanlar, Antalya’ya doluşmuşlar, şöyle şurası Antalya… İtalyan birlikleri, Muğla üzerinden Söke’ye giriyorlar. Albay Selahattin Bey ve Binbaşı Saip Bey rehberliğinde Söke Müfrezesi kuruluyor.”
“Oldu.”

Çaydan bir yudum alıyorum. Ozan da bir eliyle gofret yiyip ılık süt içerken, diğer eliyle savaş alanına asker sevk ediyor.

“Bunlar Türk, bizimkiler. Demirci Mehmed Efe ve adamları. Nazilli’ye baskın yapıyorlar. Yunanlar, Nazilli’den kaçarken kırk Türk’ü esir alıp bir camiye kapatıyor… Cami yok mu?”
“Yok.”
“Camiyi ateşe veriyorlar… Bilirsin, insanları diri diri yakıyorlar yani. Yangından yaralı kurtulan birkaç kişi deliriyor…
“Korkunç.”
“Aydın’da İncirliova’ya bağlı Erbeyli Köyü var. Bu köyden demiryolu geçiyor. İstasyonda pinekleyen Yunan askerine bizim çeteler hücum ediyor. Bombalı saldırı… Bizden yedi kişi, Yunanlardan otuz kişi ölüyor. Bak, bu muharebeler işin başlangıç adımları. Sonra savaş patlayacak. Anlıyor musun?”
“Anlıyorum.”
“Yunanlarla Batı Anadolu’da müthiş gerilim yaşadık. Serçelerin bile asabı bozulmuştu. Minarelerden makinalı tüfekle ateş açtığımız oldu, sokaklarda haftalarca gece gündüz ecelin penaltıları atıldı.”
“Penaltı mı?”
“Lafın gelişi… Kadınlar nerede? Savaşta kadınlar da vardı.”
“Niye?”
Savaş kadın işidir Ozan. Çünkü kilo vermeleri gerekir.
“Doğru.”

Çocuk bir koşu çantasından başka oyuncaklar getiriyor.

“Bunlar ne evlat?”
“Bu Lara Croft, şu G.I. Jane, o da resident Evil’daki Alice. Savaşçı kadınlar. Ha, bekle, bir tane daha var…” Yumurcak vınlıyor. Elinde Barbie bebekle dönüyor: “Berrin’in bebeği, bizde unutmuş…”

Lara Croft’a Süreyya Sülün Hanım rolünü verdik: “Erzurum’da birbuçuk ay savaştıktan sonra ağır yaralanmıştı. Kız Lisesi Müdiresi Faika Hakkı Hanımla tanışıyorlardı muhakkak…”

G.I. Jane’i Yörük Fatma yaptık: “Antep’te Fransızlara karşı muharebede Yörük Fatmayla beraberdik. Bu oyuncağın başörtüsü eksik…”

Alice’i Nene Hatun’a denkleştirdik: “Nene Hatun 98 sene yaşadı. Aslında 93 Harbi’nde Ruslara karşı savaşmış, İstiklal Savaşı’na fiilen katılamamıştı. Tüm şehit ve gazi analarının mümessili addedilir. Barbie de bizim gelinimiz olsun, ne dersin?”
“Ne gelini?”
“Mehmetçik’in yolunu gözleyen meçhul yavuklusu, sözlüsü, nişanlısı yani.”
“Ne yapacak?”
Dua edecek.
“Peki.”

Dikdörtgen masada Amerikan malı oyuncakları elimize oradan oraya sürüklerken “Allah Allah, Allah Allah, Allah Allah” diyoruz. Bizzat katıldığım harp, rüyalarımdaki muharebeler, temsilî gösterilerdeki çatışmalar; toprağın altında, mezarlardaki milyonlarca askerin tam bir sessizlik ve hareketsizlikle sürdürdüğü, dünyanın çekirdeğini teşkil eden, gezegeni mayalayan savaş… Hepsi birbirine karışmıştı.

Mezar taşıma belki şöyle yazdırmalıyım: “Benim için de dua et Barbie.

Vampir misiniz?” diye soruyor Ozan. Çocuk işte.
“Hayır yavrum, değilim.”
“Vampirsiniz.”
“Öyle mi görünüyorum?” Takma dişlerimi dilimle ittirip dudaklarımın ucunda sallayarak takırdattıktan sonra geri çekip ağzıma oturtuyorum.

Şaşırıyor: “Değilsiniz!”
“Ne sandın kerata? Demin sarımsaklı cacık içtim!”

Tokalaşmak için, latif bir vakarla uzattığı minik elini tutup öpüyorum.

Kaynak: Ruhi Mücerret, Murat Menteş, 1. baskı, 70-72

Kitap çok güzel gidiyor. Bitirince inceleme tarzında bir yazı yazabilirim. Sahi, siz nasıl buldunuz?

Kitap bitti, incelemesini okumak isterseniz » Ruhi Mücerret – Murat Menteş

Tags: beleş savaş, Murat Menteş, oyuncaklarla savaş, Ruhi Mücerret, savaşçı kadınlar, son İstiklal gazisi Categories: Kitap
share TWEET PIN IT SHARE share share
Mustafa Türk

Selam olsun diyerek başlıyorum yazmaya. Yazılarımdan birkaçını okumuşsanız kafanızda bir Mustafa resmi canlanmaya başlamıştır. Silüet demek daha doğru olabilir aslında. Kütahya’nın dehşetli soğuklarının olduğu bir kış vaktinde gece yarısı doğmuşum. Geceye olan sevdamın kaynağı bu noktaya dayanıyor olabilir. Ve bu yazının devamı okunmak istenmiş olabilir. Devamı...

Related Posts
Yorumlar
  1. -

    Paylaşılan yazı bana göre pek ilgi çekici bir yazı olmamış ancak yinede içeriğinin klasik tarih kitaplarından farklı olduğunu hissettiriyor bana. Bu yönüyle de sürükleyici birşeyler çıkabilir. Okuyup incelemeni yazarsan bende okuyabilirim hocam duruma göre.

    1. -

      İlginçlik göreceli bi kavram dost (: Daha önce Murat Menteş okumuş muydun? Değişik bir üslubu var. Olaylara bakış açısı ve yorumlayışı benim hoşuma gidiyor. Kendi tarzında esprileri var. “Savaş kadın işidir çünkü kilo vermeleri gerekir” çok zekice bi espri değil mi?

      1. -

        Tabiki oldukça güzel ve ince bir espri ama benim pek ilgimi çekmedi açıkçası. Soruna gelince Murat Menteş okumadım daha önce. Ben genelde incelemelerini okuyup merak ettiğim kitapları yada beğendiğim bir yazarın diğer kitaplarını falan okurum. Kitabı kısmet olurda okursan inceleme yazısı yazmanı dilerim. Oradan okuyup sıraya alabilirim.

        1. -

          Hele bir bitsin de, yazarım (:

  2. -

    Kitabı merak ettim okuyacağım. Okuduktan sonra görüşlerimi bildiririm..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir