Kendisinin sefil haline rağmen hepsinin de yüzü gülüyordu. Sadece ayak seslerinden dolayı suratlarında ufak bir merak vardı. Onunla göz göze geldi.

24 Ekim

Selam olsun çay içerek düşünmenin, düşünme performansını arttırdığına inanan insanlara. Dün akşam yine düşünürken buldum kendimi. Düşünürken derken filozofçasına bir düşünceden bahsetmiyorum. Bahsettiğim düşünme şöyle ki; hani yapılması gereken bir iş olur da onu nasıl yapabileceğinizi ya da yapacağınızı düşünürsünüz ya. İşte tam da öyle bir düşünme. Son günlerde, aslında burayı düzeltmeliyim, son haftalarda yapılması gereken, yapılması zaman alacak ve üzerine oldukça düşünmeyi gerektiren işlerim var. Tamamlamam için yaklaşık yirmi güne sahip olduğum bir projem vardı. Proje, proje de ne projesi diye soracak olursunuz belki diye ...

Devamını Oku
17 Ekim

Selam olsun büyük insanlar. Kendini büyük hissedenler. Ben büyüdüm diyebilenler. Ve diyemeyenler... Mustafa Alnıak blogunda yazdığı bir yazıda beni mimlemiş. Yazının konusu "ben ne zaman büyüdüğümü farkettim". Okumak isteyenler şuraya tıklayarak yazıyı görebilirler. Böyle bir yazı yazılmak isteniyordu epeydir. Evet yazılmak isteniyordu ve yazılmak için uygun vakit bekleniyordu tarafımdan. Baktım ki o vakit gelmiyor, hazır adaşım da benim ne zaman büyüdüğümü farkettiğimi merak etmişken böyle bir yazı için kolları sıvayayım, yazı klavyemin tozunu sileyim dedim. Büyüdüğümü hissettiğim birçok şeyle karşılaşıyorum gün iç...

Devamını Oku
5 Eylül

Bekleyişli bir gece. Çayın demlenmesini bekleyiş mesela. Ortamın bir tık daha sessizleşmesini bekleyiş mesela. Yada playlistimdeki 'o şarkıyı' bekleyiş mesela. En güzel olanını, hani onu hatırlatıyor ya, o işte. Demlenmiş çayın servis edilmesini bekleyiş mesela. Mesela hislerime dokunacak ve onların başını şefkatle okşayacak periyi bekleyiş. Onlara birer bardak ab-ı hayat verecek, hadi o da olmadı en azından çay içirecek kendi elleriyle demlediği. Böylesine bekleyiş dolu bir gecede, daha önce çizdiğim resimlere bakıyordum. Uzun zamandır çizdiğim bir şeyi sizinle paylaşmadığımdan bunu paylaşmak istedim. Bu resmin özelliği benim enlerimden bir tanesi olması değil. Bir en'lik vasfı yok. Bu ...

Devamını Oku
26 Ağustos

Selam olsun size güzel insanlar. Kimileri tarafından uzunca diye de tabir edilen bir süredir blogda yeni bir şeyler göremiyoruz. Bilirsiniz beni bu gibi uzunca süre yazı yazamayışlarımda hep güzel bahaneler türetebilirim. Bahane isterseniz yine türetirim sorun değil ama bana kalırsa gelin bahaneleri kitaplığımızdaki boş kalmış rafa kaldıralım da size bu süreçte neler olup bitti onlardan bahsedeyim. # Yaklaşık bir aydır okumakta olduğum bir kitabı daha bitiremedim. Son yüzde yirmilik dilimine henüz girmişken Sonu Getirilemeyen Mahzunlar Kitaplığına en az diğerleri kadar özenlice yerleştirdim. Belki hayatın başka bir evresinde, bir bahar akşamında, bir kırk ikindi yağ...

Devamını Oku
24 Temmuz

Düzenin Hikayesi: Düzen Ne Ola Ki?

3 dakikada oku Hikaye kategorisinde

Düzen kelimesinin sözlük anlamı "soyut veya somut nesnelerin bir hedefe, amaca veya bir kurala göre sıralanması" dır. Sözlük anlamı bu şekilde. Ama burada düzen kelimesinin nasıl oluştuğundan, nereden geldiğinden yani kısaca hikayesinden bahsetmek istiyorum. Düzen Kelimesinin Hikayesi Bundan yüzyıllar önce Osmanlı topraklarının önde gelen memleketlerinde kurulan medreselerde eğitim görebilmek için talebeler mülakatlardan geçiyorlar idi. Herkes kendi ilgi alanına göre, eğitim almak istediği alana göre farklı farklı mülakatlardan geçip o eğitimi almaya münasip olup olmadığı ölçülüyor idi. Edebiyat ve yazı ilimlerine talip olan talebeler için yapılan mülakatların ...

Devamını Oku
14 Temmuz

Pandispanya Ne Ola Ki?

4 dakikada oku Hikaye kategorisinde

Pandispanya, pastalarda kullanılan ve birçok şekilde tüketilebilen bir kek türüne verilen isimdir. Şurup dökülebilir, jöle ile kaplanabilir, krema ile örtülebilir, arasına reçel koyulabilir, çikolata sürülebilir. Yağlı yapısı gereği uzun süre dayanabilir. Pandispanya kelimesinin kökenine inecek olursak İtalyanca'daki ekmek anlamına gelen Pane ve İspanya kelimelerinin birleşmesiyle oluşur. Rivayet edilir ki; 15. yy'da, İstanbul'un fethinin üzerinden henüz bir çeriboyu kadar vakit geçmişti. Aradan geçen bunca vakte rağmen Anadoluda hala bir hareketlilik, canlılık hakimdi. Anadolu Beylerbeyliği de bu hareketliliklerin dizginlenmesinde büyük rol oynuyordu. Anadolu Beylerbeyliği o zamanlar Bursa ve Ankara'dan sonra Germiyan Sancağı'nda yani şimdiki adı...

Devamını Oku
8 Temmuz

Güneşi Değiştirsek Ya?

2 dakikada oku Genel, Tavsiye kategorisinde

Değişim üzerine oynatayım parmaklarımı klavyemin üstünde biraz. Farkettiniz mi bilmiyorum, yazmaya selam vererek başlamadım bu sefer. Dedim ya değişim üzerine olsun diye. Giriş de değişik olsun istedim, konuyu vereyim başlar başlamaz. Derler ya hani "herkesin hayatında inişler ve çıkışlar vardır" diye. Hayatlarımızın grafiğini çizsek bir aşağı bir yukarı dans eder gibi hareketli zikzaklardan oluşan bir grafik olurdu. İçimizde bir yerlerde saklanmış usul usul oturana "Çiz kızım!" deyip bizim yaşantımızı izlesin de gidişatımızı görelim isteriz. Boş boş durmaktan sıkılmış olan o içimizdeki arkadaş da hiç itiraz etmeden her gördüğünü ...

Devamını Oku
29 Haziran

Neden Blog Yazıyorum ki? {mim}

5 dakikada oku Blog kategorisinde

Neden yazayım ki? Yazmaya yeteneğim olduğundan mı, yoksa yazacak çok şeyim olduğundan mı? Fazla sosyal olduğumdan mı, yoksa asosyal olduğumdan mı? İnsanlara aktaracak o kadar çok şeyim var ki mi, yoksa insanlara aktarabileceğim aslında hiçbir şey olmadığını gizlemeye çalışmak mı? Vakti zamanında sokakta top oynamayı çok sevmediğimden mi, yoksa sevmeye layık daha "çılgınca" bir şeyler bulduğumdan mı? Neden yani? Neden blog yazıyorum? Neden kağıda, deftere, günlüklere değil de herkese açık bir platformda yazıyorum? Açıkçası böyle sıralı cümlelerin sonuna soru işareti koyarak yazmanın ne kadar haz verici olduğu hakkında bir şeyler yazsam belki de ...

Devamını Oku
10 Mayıs

Benim Çizgim #01: Güdümlü Kral

2 dakikada oku Çizimler kategorisinde

Okulda sıkıcı bir ders vakti. Hoca konuşuyor. Bir şeyler anlatıyor. Belki -faydalı dersler- kategorisinde olduğunu düşündüğüm fakat hocanın dikkatimi çekemediği için odaklanamadığım bir ders. Önümde defterim açık. Gözlerim hocadayken deftere rastgele iki çizik atıyorum. Anlamsız, iki tane çizik... Hocanın ses tonunun hep aynı oluşu sıkıcılık katsayısını arttırıyor yavaş yavaş. Sıkıcı ve bayıcı konuşmasındaki hangi kelimelerin arasında kaç defa nefes aldığını sayar oluyorum. Hocanın nefes sayısına göre ve tek nefeste kaç kelime söyleyebildiğine göre elimdeki kalemin defteri okşarkenki basıncı da değişkenlik gö...

Devamını Oku
1 Mayıs

Üç Dilek Hakkım Olsa

2 dakikada oku Günlük kategorisinde

Havadaki yeni açmış meyve çiçeklerinin kokusu egsoz ve sigara kokusunu bastırdığı, göğe bakınca ayın büsbütün karşında göründüğü, onu selamlayıp gözlerimizi etrafında gezdirdiğimizde kendi küçük, yüreği büyük yıldızlar soyunun dosdoğru gözümüze bakıp bizi selamladığı bi' günde... Mesela böyle bi' günde derin bi' nefes alıp ciğerlerimize morlu pembeli sarılı beyazlı çiçeklerin kokusunu buyur edip onları içimizde ağırlarken, hoş sohbetleriyle gönlümüzü hoş ederken bi' misafir daha gelse. Kimilerinin tanrı misafiri diye tanımladığı ama bizimse kimi zaman hızır dediğimiz ama bu sefer peri diyeceğimiz ...

Devamını Oku
Sonraki sayfa »